Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 139

Kitap

Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 139. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

olması mümkündür. Ama, İslamî inanca göre, bu değişmez bir kader değildir. Tedavi aramaya devam etmek esastır, mutlaka her hastalığa bir ilaç bulunabilecektir. Şu halde günümüzde ortaya çıkan AİDS hastalığı hakkında bazı çevrelerde "İlacı olmayacaktır!" gibi sözler sarfedilmesi cehaletin eseridir. Cenab-ı Hakk'ın şifa hazinesinde onun da ilacı olacağını, Resulünün yukarıda kaydedilen ve benzeri nice beyanatlarına istinaden kesin bir üslubla söyleyebiliriz.

2- Sadedinde olduğumuz hadis, ilacın dinimizin haram kılmadığı, asıl itibariyle tâhir ve helâl maddelerden yapılmasını âmirdir. Öyleyse hadisi şöyle anlayabiliriz: "Her hastalığın temiz ve helâl maddelerden elde edilebilecek bir de ilacı vardır."

Yeri gelmişken şu hususu belirtelim: "Haram olan şeyden ilaç yapılır mı yapılmaz mı, müskir (sarhoşluk veren alkolik maddeler) tedavide kulanılır mı kullanılmaz mı?" münakaşa edilen bir mevzudur. Beyhâkî der ki: "Bu ve diğer pis şeylerden ilaç yapmayı yasaklayan başka hadisler şâyet sahih iseler, bunlar müskir ve haramla, zaruret olmadıkca, tedavinin yasaklığına hamledilir. Meseleyi böyle değerlendirince bu hadisler ile deve sidiğinin tedavide kullanımını tecviz eden Ureynelilerle ilgili hadisin arası da cemedilmiş olur." İbnu Raslân, Şerhu's-Sünen'de meseleyi şöyle açar: "Şâfiî mezhebinde sahih olan görüşe göre, Sahiheyn'de yer alan Ureynelilerle ilgili hadis sebebiyle, müskir hariç bütün necis (pis) şeylerle tedavi caizdir. Ureynelilerle ilgili hadiste, Aleyhissalâtu vesselâm, onlara tedavi maksadıyla deve sidiğinden içmelerini emretmiştir." İbnu Raslan, sözlerine devamla der ki: "Sadedinde olduğumuz hadis, necis şeyden yapılan ilacın yerini tutup ondan müstağni kılacak temiz bir ilaç olduğu durumda, ona ihtiyaç kalmama haline hamledilir. Şevkânî bu tevili tabii bulmaz ve tekellüflü, zorlamalı bulur. Ona göre, deve sidiği hakkında Aleyhissalâtu vesselâm'dan hususi bir ruhsat geldiği için onu "haram" ve "necis" olarak tavsif etmek caiz değildir. Bize düşen, âmm olan "haramla tedavi yasağı" hükmünü, hass olan "deve sidiği ile tedavi ruhsatı"nı cemetmektir. Şöyle diyerek bu cem işi sağlanır: "Deve sidiği hariç, bütün haramlarla tedavi haramdır."

Haramla tedavi meselesini tavzih eden bir diğer rivayet kurbağalarla ilgili. Ebu Dâvud'da gelen rivayete göre, bir tabib, Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek, yaptığı ilacın içerisine kurbağa etinden katma hususunda sorar. Resulullah, kurbağanın öldürülmesine müsaade etmez. Yani, öldürülüp etinin ilaç olarak kullanılmasını yasaklamış olmaktadır. Âlimler bu hadisten: "Kurbağanın ilaçta kullanılması onun öldürülmesine bağlıdır, halbuki öldürülmeler haram kılınmıştır, öyleyse öldürülmesi haram olan hayvanların tedavide kullanılmaları da haramdır" hükmünü çıkarmalarına müncer olmuştur. Bu, onların "necis" olmasından yahut "tiksindirici" bulunmasındandır.

Kurbağanın ilaç olarak kullanılmasını yasaklayan hadis ile alakalı olarak Hattâbî de ki: "Bu hadiste, kurbağayı yemenin haram olduğuna ve onun mubah kılınan su hayvanlarına dahil olmadığına delil vardır. Bu iki sebepten ileri gelmektedir: Ya insan gibi bizzat haram olmasındandır, yahut hüdhüd, sured (sarı ve yeşil renkli ağaç kakan kuşu) ve benzeri eti haram edilenlerden olmasındandır. Eğer kurbağa insan gibi zatı itibariyle haram olanlardan değilse, onun hakkındaki yasak bir başka sebebe hamledilebilir. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yemekten başka maksadla hayvanın kesilmesini yasaklamış olmaktadır."

Pis şeylerle tedavi hususunda Hattâbî devamla şunları söylemiştir: "Kötü ilacın pisliği bazan iki cihetten ileri gelir:

1- Necaset pisliğinden. Bu da ilaca hamr (alkol) ve eti yenmeyen hayvanların eti gibi haram edilmiş bir şeyin katılmasıyla olur. Tabibler, bazı hayvanların bevl ve kazuratlarını bazı hastalıklara tavsiye ederler. Halbuki, bütün bunlar pistir, murdardır, alınması haramdır. Bu umumî yasaktan, sadece sünnetce belirtilen deve bevli istisna tutulmuştur. Aleyhissalâtu vesselâm, bir grup Ureyneliye o hususta ruhsat vermiştir. Sünnet yolu sünnette mevcut her şeye hakkını vermek, yerli yerinde kullanmak, birini diğerine karıştırmamaktır. İlacın kötülüğü bazan de tad

Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir