Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 140

Kitap

Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 140. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

ve lezzet yönünden ileri gelir. Bu kerahetin, insan tabiatına verdiği meşakkatten, insan nefsinin ondan tiksinmesinden ileri geldiği açıktır. Ne var ki, ilaçların çoğu, tad itibariyle kerihdir, ancak, hepsi bir olmayıp, bazısı bazısından daha iyi, daha tahammül edilir haldedir."

Hanefî mezhebine göre de, "Helal ve temiz olmayan şeylerle tedavide bulunmak esas itibariyle caiz değildir." Ancak bazı fakihlere göre başka bir ilaç bulunmadığı takdirde müslim, âdil bir tabibin göstereceği lüzum üzerine caiz olabilir. Şöyle ki bir hastalığın veya bir hastalığa sürükleyecek bir zaafiyetin tedavisi için mubah bir ilaç bulunmazsa böyle bir tabibin "şifa ümidi vardır" diye tavsiyesi üzerine li-aynihi haram bir şey ile zaruret miktarı tedavi caiz olur. Fakat mücerred zahiri bir menfaat mülahazasıyla, mesela, yalnız temizlemek arzusuyla böyle bir ilacı kullanmak caiz değildir. Zira bunda tedavi mahiyeti yoktur. Bunun haram olduğunda ittifak vardır. Esasen müslüman ve hâzık bir doktor böyle bir tavsiyede bulunmaz, bulunacak olsa, ya müslümanlığında veya hazâkatında bir eksiklik var demektir. Unutmayalım ki, bir ucu dine dayalı tıbbî meselelerde dinimiz "tabib-i müslim-i hâzık"ın tavsiyesine uymayı emreder. Bu çeşit meselelerde doktor tavsiyesine uyarken müslüman kişinin, doktorunda bu evsafı araması gerekir. Burada müslim vasfı, müslüman olduğunu söylemekle birlikte namazını kılmayan, haramlardan kaçınmayan kimsede tahakkuk etmiyeceği kanaatindeyiz.

2. (3979) Hadis-i Şerif

وللبخارى عن أبى هريرة رَضِىَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: مَا أنْزَلَ اللَّهُ مِنْ دَاءٍ إلَّا أنْزَلَ لَهُ دَواءً[. ولابى داود والترمذي بمعناه، وزاد: ]إلَّا دَاءً واحِداً. قِيلَ: وَمَا هُوَ؟ قالَ: الْهَرَمُ[

.2. (3979)- Ebu Hüreyre'nin Buhârî'de gelen bir rivayetinde Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmaktadır: "Şâfi-i Kerim Allah Teâla Hazretleri, her ne hastalık indirmişse onun devasını da indirmiştir." [Ebu Dâvud ve Tirmizî'de şu ziyade var: "Tek bir hastalığın ilacı yoktur" dedi. Kendisine: "O hangi hastalıktır?" diye soruldu da: "İhtiyarlık!" cevabını verdi." [Buhârî, Tıbb 1, Ebu Dâvud, Tıbb 1, (3855); Tirmizî, Tıbb 2, (2039); İbnu Mâce, Tıbb 1, (3436).]

3. (3980) Hadis-i Şerif

وعن جابر رَضِىَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ: إنَّ لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءً، فَإذَا أُصِيبَ دَوَاءُ الدَّاءِ بَرَأ بِإذْنِ اللَّهِ تعالى[. أخرجه مسلم

.3. (3980)- Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her hastalığın bir devası vardır. Hastalığın ilacına rastlanırsa Allah Teâlâ'nın izniyle hastalıktan şifa bulur."

AÇIKLAMA:

1- Buhârî'de de gelmiş olan önceki hadis, her hastalık için mutlaka bir tedavi, bir ilaç olduğu hususunda insanları, inananları ikna etmeye yönelmiştir. Hadisin muhtelif vecihleri var: يَا أيُّهَا النَّاسُ تَدَاوَوْا "Ey insanlar tedavi olun!" اِنَّ اللَّهَ حَيْثُ خَلقَ الدَّاءَ خَلَقَ الدَّوَاءَ فتَدَاوَوْا "Allah nerde (veya ne zaman) hastalık yaratmışsa tedavi de yaratmıştır öyleyse tedavi arayın. تَدَاوَوْا يَا عِبَادَ اللَّهِ فَإنَّ اللَّهَ لَمْ يَضَعْ دَاءً إلَّا وَضَعَ لَهُ شِفَاءً إلَّا دَاءً وَاحِداً الْهَرَمُ وفي رِوَايةِ إِلَّا السَّامَ "Ey Allah'ın kulları tedavi arayın. Zira Allah Teâlâ hazretleri bir tanesi haric tedavisiz hastalık yaratmamıştır: İhtiyarlık -bir rivayette ölüm.-" Ebu Hüzâme'nin babasından yaptığı bir rivayette denir ki: "Ey Allah'ın Resûlü! dedim, tedavi için rukye yaptırıp ilaç almamıza ne dersiniz, bununla Allah' ın kaderinden birşey geri çevrilir mi?" Bana: "Bunlar da Allah'ın kaderindendir" buyurdular."

Hz. Câbir hadisi dikkat çekicidir: Ona göre tedavi sadece ilacın isabetine bağlı değil, Allah'ın iznine de bağlıdır. Şu halde mü'min, elinden geldikçe tedavi yollarını arayacak, ancak bilecek ki, şifa Allah'ın iznine bağlıdır. Öyleyse şifaya kavuşan mü'min, bunu ilaçtan değil, Allah'tan bilip hamdini ziyadeleştirecektir.Bu husus hatıra şunu da getirmektedir: İlacın her ne kadar, şifa vermesi esas ise de onu kullananın mizacı, ilacın miktarı, kullanılış tarzı, hastadan hastaya farklı neticeler hasıl edebilir. Bazan hakiki şifa verirken bazan kısmî şifa verir, bazan da hastalığı artırır, hatta yan etkiyle bir başka rahatsızlığı tahrik edebilir. Bu durumu bilen mü'min, "Allah'ın şifabahş izni"ni istihsal için ilaç alırken de Rabbine ilticadan geri durmayacaktır. Hadislerin

Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir