Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 150
Kitap
Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 150. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
nin söylediği hususta cezmeder ve der ki: "Onunla (bahar yağmuruyla) sürme maddelerinden olan tûtiya taşı büyür." Ve der ki: "(Mantar suyu) çık'la kullanılmaz zira bu, göze zarar verir." El-Gâfikî, el Müfderât'ta der ki: "Mantar suyu, ismid'le macun yapılıp göze çekildiği takdirde göz için ilaçların en sâlihi olur. Çünkü, göz kapaklarını takviye eder ve görme gücünü keskinlik ve kuvvet yönleriyle artırır ve gelecek ârazları bertaraf eder." Nevevî rahimehullah der ki: "Bu meselede doğru olan şudur: "Mantarın suyu, göz için "mutlak" şifadır. Mantar sıkılır, suyundan göze tatbik edilir." Der ki: "Ben ve zamanımda başkaları hep gördük ki gözünü kaybetmiş, görmez olmuş olan bir zât gözüne sırf mantar suyu çekmiş, şifa bulmuş ve tekrar görür olmuştur. Bu zât, eş-Şeyhu'l-adl el-Emin el-Kemâl İbnu Abdi'd-Dımeşkîdir, hadiste rivayet ve salah sahibi bir kimsedir. (40) O, mantar suyunu, hadis-i şerife inanarak teberrük için kullanmıştı, Allah da onunla kendisini faidelendirmiştir." İbnu Hacer, bu naklinde Nevevî'yi biraz ihtiyatsız bularak der ki: "Bunu, sözünün sonunda işaret ettiği üzere, "kendinde hadisin sıhhati ve onunla amel hususunda itikad gücünü bulan"la kayıtlaması gerekirdi. Bu sözü, daha önce kullandığı "mutlak" kelimesine aykırıdır. Tirmizî Cami'inde, Katade'ye kadar sahih bir senetle kaydeder ki Katâde şöyle demiştir: "Bana rivayet edildi ki, Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) dedi ki: "Üç veya beş veya yedi mantar aldım. Onları sıkıp suyunu bir şişeye koydum. (Gözünden hasta olan) cariyemin gözüne ondan çektim, o da iyileşti." İbnul-Kayyim der ki: "Büyük tabibler, mantar
(40) Bu zat, İbnu Hacer'in verdiği bilgiye göre, İbnu Abd diye bilinen Kemâleddin İbnu Abdi'l-Mü'min İbni'l-Hıdır el-Hârisî ed-Dumeşkî'dir. Kendisinden birçokları hâdis dinlemiştir, 83 yıl yaşamıştır, 672'de Nevevî'den dört yıl önce vefat etmiştir.
suyunun gözü parlattığı hususunda itirafta bulunmuşlardır. Bunlar arasında el-Mesîhî ve İbnu Sina ve başkaları da var. Bu ihtilaftaki müşkilatı izâle eden husus mantar ve diğer mahlukatın asıl itibariyle, zararlı şeylerden selim olarak yaratılmış iken, sonra onlara, Cenâb-ı Hakk'ın iradesine tabi olarak, mücâveret, imtizac vs. gibi sebeplerle âfetlerin ârız olmuş olmasıdır. Mantar, Allah'tan olma gibi bir vasıfla mümtaz olması sebebiyle asıl itibariyle faydalıdır. Ona zararlı maddeler mücâveret (başka maddelere yakınlık, komşuluk) sebebiyle ârız olmuştur. Sünnette gelen her şeyle sıdk ile amel etmek onu kullanana fayda verir. Allah ondan, niyeti sebebiyle zararı defeder. Aksi bilakistir. Doğruyu Allah bilir."
SONUÇ: Bu vesile ile bir kere daha hatırlatmak faydalıdır. Hadislerde rastladığımız, gerek ahkam-ı feriyye ve itikadiyye olsun ve gerekse sadedinde olduğumuz rivayetlerde olduğu üzere tedaviyle veya ziraat, ticaret gibi başka şeylerle ilgili bir meselede olsun, hadisle amelde ferdî hareket etmemek esastır.O hadis, diğer hadisler, âyetler, selef büyüklerimizin anlayış ve amelleri arasında nasıl bir yer tutmaktadır, bunun araştırılması gerekir. Bir başka ifade ile hem âyetler ve hem de hadisler, muhatapları olan insanın gerek mizaç gerekse coğrafi ve teknik şartlarının farklı oluşları sebebiyle çoğu kere birbirlerni tamamlayıcı mahiyette olarak aynı konuda birden fazla gelmiştir. Bunların terkip ve tahlil edilmesi gerekmektedir. Bir başka ifade ile önümüze çıkan herhangi bir hadisin hatta âyetin zâhiri ile amel etmek doğru değildir. Âyet ve hadislerin ifade edilen işlemlerden geçmesi gerekir. Bu, bir hakikatın ilanı olmaktadır. Ancak görüldüğü üzere, onun nasıl faydalı olacağı, insanların farklı tabiatları, şartları göze ârız olan hastalıklar adedince farklı görüşlerin ileri sürülmesine sebep olmuştur. Ulema-i kiramın hiçbirisini "yanılmak"la, "hata etmek"le itham etmemiz mümkün değil. Bilakis her biri meselenin bir yönünü, mantar suyunun farklı şartlara göre, bir kullanılış tarzını beyan etmiştir. Allah hepsinden razı olsun.
Şu halde tıbla ilgili diğer hadisleri de aynı ihtiyatla karşılamamız, tabib veya en azından aklıbaşında tecrübe sahibi kimselerin tavsiyelerinden hariç, kendi kendimize onlarla amel etmekten kaçınmamız gerekmektedir.
Bu örnek de gösteriyor ki, tıbb-ı nebevî'nin günümüz insanının anlayacağı şekilde yeniden tedvin edilmesi şarttır.
Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir