Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 151
Kitap
Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 151. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
7. (3991) Hadis-i Şerif
وعن امرأة كانت تخدم بعض أزواج النبىّ ﷺ واسمها سلمى رَضِىَ اللَّهُ عَنْها قالت: ]مَا كَانَ يَنَالُ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَرْحَةٌ، وَلَا نَكْبَةٌ إلَّاَأمَرَنِى أنْ أضَعَ عَلَيْهَا الْحِنَّاءَ[. أخرجه الترمذي
.7. (3991)- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerinden birine hizmet eden Selma adında bir kadın anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a bir yara veya bir bere gelecek olsa, bana emrederdi, onun üzerine kına koyardım." [Tirmizî, Tıbb 13, (2055).]
AÇIKLAMA:
Ülemâ, kınanın hâsıl edeceği bürûdet (soğukluk) ile, yaranın hâsıl edeceği hararetin tahfif edileceğini söyler.
8. (3992) Hadis-i Şerif
وعن أسماء بنت عميس رَضِىَ اللَّهُ عَنْها قالت: ]قالَ لِى رَسُولُ اللَّهِ ﷺ بِمَ تَسْتَمْشِينَ؟ قُلْتُ: بِالشُّبْرُمِ. قَالَ: حَارٌّ جَارٌّ. قَالَتْ: ثُمَّ اسْتَمْشَيْتُ: بِالسَّنَا فقَالَ ﷺ: لَوْ أنَّ شَيْئاً كَانَ فِيهِ شِفَاءٌ مِنَ الْمَوْتِ كَانَ فِي السَّنَا[. أخرجه الترمذي.قوله "تَسْتَمْشِينَ": أى بم تستطلقين، وبأىّ دواء تسهلين بطنك، وكنى عن ذلك بالمشى حتياج الانسان فيه إلى التردد بالمشى إلى الخلاء."وَالشّبْرُمْ": حبُّ صغار يشبه الحمص يتخذ في الادوية.وقوله: "حارٌّ جارٌّ": اتباع.وَلَا "السَّنَا": نبت معروف يتداوى به
.8. (3992)- Esmâ Bintu Umeys (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: "Ne ile (barsaklarını) yumuşatıyorsun?" diye sordu. Ben: "Şübrüm ile!" dedim.
"Hararet de hararet!" buyurdu. Bunun üzerine ben, sonra senâ otunu müshil olarak kullandım. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bunu öğrenince):
"Eğer ölüme karşı şifa taşıyan bir şey olsaydı bu, mutlaka senâ'da olurdu" buyurdu" [Tirmizî, Tıbb 30, (2082).]
AÇIKLAMA:
1- Bu hadis, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashabla sağlık meselelerine varıncaya kadar alakalandığını göstermektedir. Esmâ (radıyallahu anhâ)'ya, barsaklarındaki inkıbaz halini gidermek üzere yumuşatıcı ve müshil olarak hangi maddeyi kullandığını sormaktadır. Ancak bunu sorarken kinayede bulunur: "Ne ile gitme imkanı arıyorsun?" der. Gitmeden maksad, helaya gitmektedir. İshal halinde helaya sıkça gidildiği için, gitme ile kinaye yapmıştır. Esmâ, şübrüm denen otu kullandığını söyler. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunu, ishali çok artırıcı bulduğunu söyler. Ancak bunu değişik bir üslubla ifade eder: Hârrun cârrun... Bu ifade, iki ayrı şekilde ma'nâlandırılmıştır.
1) Şiddetle ishal yapar demektir.
2) İkinci kelime birinciyi tekiden kullanılmıştır.
Şöyle ki: Dilimizde, sözgelimi odun modun, sandık mandık, kilim milim dediğimiz zaman ikinci kelimeler birincileri tekîden kullanılır, tek başlarına ma'nâ ifade etmezler. Arapçada da buna benzer itbâ denen bir kullanış vardır. Mesela kesir besir gibi, habis nebis gibi, hasen besen gibi. Şu halde burada da hârr (sıcak) kelimesine cârr kelimesi ile itbâ yapılmış, ma'nâ ve lafız tekid edilmiş olmaktadır. Hadis, bazı vecihlerinde harr yârr diye de geldiği için bu ikinci tevil daha sahih bulunmuştur. Böylece ma'nâ: "Şübrüm çok hararet yapar, ishâli artırır" olur.
2- Esma, Resulullah'ın ikazı üzerine senâ denen ve daha ziyade tedavide kullanılan bir bitkiyi kullanmaya başlar. Aleyhissalâtu vesselâm bunu işitince tasvib eder ve otu takdirkâr ifadede bulunur. Şârihler, senâ denen otun Hicazda yetiştiğini, tedavide değerli bir yeri olduğunu, mutedil bir tesir hâsıl etmesi sebebiyle emniyetle kullanıldığını, sıcak ve kuru tabiatlı olduğunu, safrayı teshil edip kalbi kuvvetlendirdiğini belirtir. Senâ'nın insana hâsıl ettiği pek çok faydalar arasında vesveseyi önlemesi, adaleleri açması, saçları büyütmesi, baş ağrısı, basur, sara gibi hastalıklara şifa vermesi vs. sayılır. Kaynatılıp suyunun içilmesi, dövülerek içilmesinden daha iyi olduğu
Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir