Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 164

Kitap

Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 164. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

pratiktir, fasd usulü ise sıcak olmayan yerlerde hacamattan daha pratiktir."(51)

Safrâvî imtila ve benzeri durumların devası müshille olur. Aleyhissalâtu vesselâm, balı mevzubahis etmekle buna uyarmış oldu. Keyy'e (dağlama) gelince, hadiste en son bu zikredilmiştir. Çünkü, fuzûlî maddelerden çıkarılması en zor olanlar için buna başvurulur. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) keyy'de şifa olduğunu belirtmekle beraber, onu yasaklamaktadır. Bu hal, ya Arapların, dağlama


(49) İmtilâî hastalık hasta edici, zararlı maddelerin vücuddaki birikimi ve çoğalmasıyla hâsıl olan hastalıklardır. Sözgelimi yara imtilâî değildir, zira vücudda zararlı olan bie maddenin birikimi mevzubahis değildir.

(50) Bu mi,Sal Aynî'dendir.

(51) İbnu Hacer, bir başka babta meseleyi Sâhibü'l-Hedy'den naklen daha geniş açar: "Hacamad ve Fasd meselelerinin gerçeği şudur: Bunlar zaman, mekan ve mizac'ın ihtilâfına göre ihtilat ederler. Şöyle ki: "Hacamat usulü, sıcak zamanlar, sıcak mekanlar ve kanı son derece olgun olan sıcak bedenlerle daha faydalıdır. Fasd ise bilakistir. Bu sebeple hacamat, bilhassa çocuklar ve fasd'a mükâvim olmayan kimselere daha faydalıdır." Muvaffak el-Bağdadî'de şöyle der: "Hacamat bedenin sathını, fasd'dan daha iyi temizler.Fasd ise bedeni,n derinliklerini temizler. Hacamat çocuklar içindir. Sıcak memleketlerde hacamat, fasd'dan evlâdır ve tehlikelerden emîndir. Bu, bir çok ilaçlardan müstağnî kılar. Bu sebeple hacamat lehinde pek çok hadîs vârid oldu, fasd hakkında değil."

yoluyla hastalığın tamamen kaldırılacağına inanmaları sebebiyledir. Bu takdirde böylesi bir kanaati doğru bulmadığı için onları teyid ma'nâsına gelecek olan keyy'i serbest bırakmayı doğru bulmamış olmalıdır. Aleyhissalâtu vesselâm'ı haklı çıkaran şu halleri vardı: Öyle olurdu ki, daha hastalık husûle gelmeden, hastalığı temelden halleden inançları sebebiyle, dağlamaya başvururlar, böylece muhayyel bir tehlikeyi önlemek için kendilerine ateşle tazibde acele ederlerdi. Bu davranışlarıyla çoğu kere, dağlama ile tadavisi gereken hastalık olmadan kendilerini dağlatmış olurlardı.

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın dağlamayı hem yasaklayıp ve hem de bizzat uygulamış olmasından şu neticeyi çıkarabiliriz: Dağlama ne tamamen terkedilmeli ne de yaygın şekilde kullanılmalıdır. Bilakis, onunla tedavi olunacağı kesinlikle anlaşıldı mı -şifanın Allah'tan geleceğine de itikad ederek- başvurulmalıdır. Hz. Muğîre'nin, Tirmizî'de gelen şu merfu rivayeti bu yoruma hamledilir: "Kim dağlanır veya rukye yaptırırsa tevekkülü terketmiştir." eş-Şeyh Ebu Muhammed İbnu Ebî Cemre der ki: "Aleyhissalatu vesselâm'ın dağlama hakkında gelen bütün beyanlarının tamamından anlaşılan şudur: "Onda fayda da var, zarar da. Yasaklandığına göre, zarar yönü galibtir. Allah Teâlâ Hazretlerinin hamr (alkollüler) hakkında fayda olduğunu belirttikten sonra onu haram kılmış olması, bu yasağı andırır. Zira hamr'ın zararları, faydalarından çok fazladır."(52)

İbnu Hacer, bu üç meseleden her biri için müstakil bablarda açıklama yapacağını söyledikten sonra kendi devrinin tıb anlayışını aksettiren bazı açıklamalara geçer. Der ki: "Bazıları bu

Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir