Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 171

Kitap

Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 171. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

müslümanları arka canibten gelecek tehdide karşı korumak üzere bırakılan "okçuların düşman mağlub oldu, savaş artık bitti" diyerek yerlerini terketmeleri üzerine, o ânı bekleyen Hâlid İbnu Velid komutasındaki atlı birliğin, müslümanlara yaptığı âni baskın ile derlenip toparlanmış ve mukabil saldırı ile çok sayıda müslümanı şehid etmişti. Bu meyanda Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) da oldukça kritik anlar yaşamıştı: Yüzünün birçok yerinden yara almıştı. Azı dişi kırılmış, elmacık kemiklerinin üzerinde, alt dudağından, alnından yaralar almıştı. Abdurrezzak'ın bir rivayetine göre, o gün Aleyhissalâtu vesselâm'ın vech-i mübareklerine yetmiş kadar darbe gelmiş, ancak Cenâb-ı Hakk, onların zararından korumuştur. Bu saldırıları yapanların başında İbnu Kamî'a adında bir müşrik gelmektedir.

3- Hadisin delalet ettiği bir husus açıktır: Tedavinin cevazı.. Bu meselenin teferruatına bu bölümün baş kısımında temas ettiğimiz için burada tekrar ele almayacağız. Ancak, Resulullah'ın bu tedavi ameliyesine itiraz etmemiş bulunmasının sarih bir şekilde tedavinin cevazını gösterdiğini vurgulamayı gerektirir.

Hadis, ayrıca, peygamberlerin bir kısım musibetlere, dünyevî meşakkat, bela ve elemlere maruz kalacaklarına da delil olmaktadır. Bu, hem onların ecirlerinin artması ve mertebelerinin yükselmesi hikmetine râcidir, hem de din için ümmetlerinin bu çeşit ibtilalara katlanmaları, meşakkat ve musibetler karşısında sabır göstermeleri hususunda örnek olma maslahatına râcidir. Şer cephesinin geçici zaferlerine rağmen, neticede hüsran onlara, galebe hizbullahadır. Zira İlâhî kanun Kur'an'da öyle tesbit edilmiştir: وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ "Nihâî sonuç muttakîler içindir" (A'raf 128).

25. (4009) Hadis-i Şerif

وعن وائل بن حجر: ]أنَّ طَارِقَ بْنَ سُوَيْدٍ الْجُعْفِيَّ سَألَ النَّبِىّ ﷺ عَنِ التَّدَاوِى بِالْخَمْرِ؟ فَنَهَاهُ، إنَّهُ لَيْسَ بِدَواءٍ وَلكِنَّهُ دَاءٌ[. أخرجه مسلم وأبو داود والترمذي

.25. (4009)- Vâil İbnuHucr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Târık İbnu Süveyd el-Cu'fî (radıyallahu anh), Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a hamr (alkollüler) ile tedavi hususunda sordu. Aleyhissalâtu vesselâm onu bundan men etti ve:

"Hayır! O, deva değil, derttir!" buyurdu. [Müslim, Eşribe 12, (1984); Ebu Dâvud, Tıbb 11, (3873); Tirmizî, Tıbb 8, (2047).]

AÇIKLAMA:

1- Bu hadis tedavide hamr'ın kullanılması meselesine aydınlık getirmektedir. Meselenin açıklanmasına girmeden hamrın ne olduğunu kısaca belirtelim: Daha önce genişçe açıkladığımız üzere hamr, aklı örten içkilerin müşterek adıdır. Bunu alkollü içecekler diye açıklayabiliriz. Alkolün girdiği her içkinin -veya gıda maddesinin- aklı örtücü yani sarhoşluk verici tesiri olduğuna göre hamrı alkollüler olarak anlamamız mümkün, makul ve hatta gereklidir.

Öyleyse, suali alkolün tedavide kullanımı câiz mi değil mi? diye sormak mümkündür. Biz, bugünkü farmakolojinin hükmünü nazar-ı dikkate almadan, İslam ülemâsının meseleye nasıl baktığını belirtmeye çalışacağız.(55) Çünkü, zamanımızda tıb ilmi, eskiden olduğu gibi, mutlak, değişmez prensiplere inanmıyor.


(55) Günümüzde bir kısım ilaçlar ve bilhassa şuruplar alkolün belli bir nisbette karışımı ile elde edilmektedir. Tıbb ilmi en çok gelişme gösteren bir ilimdir. Günün birinde yeni bir terkibin geliştirilmesi ile bu tatbikattan vazgeçilmesi mümkündür. Biz bugünkü hali değişmez nihâî durum diye kabul edemeyiz. Esas olan ve değişmez gerçekleri ifade eden vahye müstenid nebevî irşadlardır. Gerçek mahiyetiyle onun anlaşılmasına ehemmiyet vermek gerekir. İslam ulemâsı bu meselede ihtilaflıdır. Görüleceği üzere biz ilaç sanayiinde alkole "hayır" diyelim veya "evet!" diyelim diye bir teklif getirmiyoruz. Bu meselenin hâzık müslüman tabiblerce, her çeşit peşin

Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir