Kütübü Sitte - 11.Cilt — Sayfa 170
Kitap
Kütübü Sitte - 11.Cilt kitabının 170. sayfası — Kitap bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
(54) Tabir eskidir. Beyinin içlerine ilacın nüfuzu tabiri günümüzde haklı olarak yadırgana bilir.
وَلَا "الدَّوَالِى": أعذاق من بمرتَمٍ."تُعَلَّقُ": كما أرطبت أكل منهاءَ واحدتها دالية .
23. (4007)- Ümmü'l-Münzir Bintu Kays (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Beraberinde Ali (radıyallahu anh) olduğu halde Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanıma girdi. Ali bu sırada (geçirdiği bir hastalığın) nekâhet devresinde idi. Evimizde busr (hurma çağlası) salkımları asılı idi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ondan yemeye başladı. Ali de yemek üzere kalktı. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ali'ye yönelerek:
"Ağır ol, ağır ol! Sen daha nekâhet dönemindesin!" dedi ve Ali bırakıncaya kadar tekrarladı."
Ümmü'l-Münzir, anlatmaya devam ederek: "Ben arpa ve çöğender otundan yemek pişirip getirdim. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Ey Ali, buyurdular, bundan al, bu sana daha faydalı!" [Ebu Dâvud, Tıbb 2, (3856); Tirmizî, Tıbb 1, (2038).]
AÇIKLAMA:
Bu hadiste, bazı hastalıklarda tatbik edilmesi gereken perhize bir örnek görülmektedir. Resulullah, hastalıktan yeni çıkmış ve henüz sağlığına tam olarak kavuşmamış olan Hz. Ali'yi çağla hurmayı yemekten men etmektedir.
24. (4008) Hadis-i Şerif
وعن سهل بن سعد رَضِىَ اللَّهُ عَنْه قال: ]لَمَّا جُرِحَ وَجْهُ النَّبِيِّ ﷺ يَوْمَ أُحُدٍ جَعَلَتْ فَاطِمَةُ رَضِىَ اللَّهُ عَنْها تَغْسِلُ الدَّمَ عَنْ وَجْهِهِ وَعَلِيٌّ يَسْكُبُ عَلَيْهَا المَاءَ، فَلَمَّا رَأتْ الْمَاءَ لَا يَزِيدُ الدَّمَ إلَّا كَثْرَةً أخذَتْ قِطْعَةَ حَصِيرٍ فَأحْرَقَتْهُ حَتّىَ صَارَ رَمَاداً فَألْصَقَتْهُ بِالْجُرْحِ، فَاسْتَمْسَكَ الدَّمُ[. أخرجه الشيخان والترمذي .
24. (4008)- Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Uhud savaşı sırasında yaralanınca, Hz. Fatıma (radıyallahu anhâ), mübarek yüzlerinden kanı yıkamaya başladılar. Ali de Fâtıma (radıyallahu anhâ)'ya su döküyordu. Fâtıma (radıyallahu anhâ) suyun kanı gittikçe artırdığını görünce bir parça hasır aldı. Onu yıkıp iyice kül hâline gelince yaraya bastı. Böylece kan da durdu." [Buhârî, Cihâd 80, 85, 163, Vudû 72, Meğâzî 24, Nikâh 123, Tıbb 27; Müslim, Cihâd 101, (1790); Tirmizî, Tıbb 34 (2086); İbnu Mâce, Tıbb 15 (3464).]
AÇIKLAMA:
1- Bu rivayet, cahiliye devrinde bilinen tabâbete bir örnek olmaktadır: Külle kanın durdurulması. Rivayette her ne kadar hasır külü mevzubahis edilmiş ise de, şârihler herhangi bir külün aynı fonksiyonu ifa edeceğini belirtirler. Nitekim halkımız hâlâ bu usule başvurur ve âcil durumlarda bir bez parçası yakarak yaraya basar. Her halde dikkat edilmesi gereken husus külün taze olmasıdır. Zira taze elde edilen kül mikroptan âridir. Bayatlamış, steril olmayan yerlere değerek kirlenmiş külden sakınmak gerek.
İbnu Hacer: "Derin olmayan yaranın su ile yıkanması caizdir, derin olursa suyun zararından emin olunamaz" der. Şüphesiz imkân elverdiği durumlarda yaranın su ile yıkanmasından kaçınmalı, yaraya zarar vermeyecek steril mayilerle, en azından kaynatılmış su ile yıkanmalıdır. Aksi takdirde yaranın sudan mikrop kapması melhuzdur.
2- Sadedinde olduğumuz hadis Resulullah'ın Uhud savaşı esnasında yaralanma hadisesini anlatmaktadır. Uhud savaşı müslümanların maruz kaldığı en ciddi ibtilalardan biri olmuştur. Bedir yenilgisinin kiniyle dolu olan Mekke müşriklerini birinci safhadaki mağlubiyetten sonra,
Kütübü Sitte - 11.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir