Ölüye Ağlama ve Matem
Kütübü Sitte - 15.Cilt · Sayfa 133
Kütübü Sitte - 15.Cilt kitabının "Ölüye Ağlama ve Matem" bölümü 133. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 15.Cilt.
İKİNCİ FASIL
ÖLÜYE AGLAMA VE MATEM
* CEVAZ
1. (5423) Hadis-i Şerif
عن أنسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]دَخَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللّهِ ﷺ عَلى أبِى سَيْفٍ الْقَيْنِ، وَكَانَ ظِئْراً لابْرَاهِيمَ بْنِ رَسُولِ اللّهِ ﷺ فَأخَذَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ إبْنَهُ فَقَبَّلَهُ وَشَمَّهُ. ثُمَّ دَخَلْنَا عَلَيْهِ بَعْدَ ذلِكَ، وَإبْرَاهِيمُ يَجُودُ بِنَفْسِهِ، فَجَعَلَتْ عَيْنَا رَسُولِ اللّهِ ﷺ تَذْرِفَانِ. فقَالَ عَبْدُالرَّحْمنِ بْنِ عَوْفٍ: وَأنْتَ يَا رَسُولَ اللّهِ؟ فقَالَ: يَا ابْنَ عَوْفٍ إنَّهَا رَحْمَةٌ. ثُمَّ أتْبَعَهَا بِأُخْرى. فَقَالَ: إنَّ الْعَيْنَ تَدْمَعُ وَالْقَلْبَ يَحْزَنُ، وَلَا نَقُولُ إلَّا مَا يُرْضِى رَبَّنَا، وَإنَّا بِفِرَاقِكَ يَا إبْرَاهِيمُ لَمَحْزُونُونَ[. أخرجه الشيخان وأبو داود."جَادَ الْمَرِيضُ بِنَفْسِهِ": إذَا قَارب الموت كأنه سمح بخروج روحه .
1. (5423)-Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la birlikte demirci Ebu Seyf radıyallahu anh'ın yanına girdik. O, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın oğlu İbrahim'in süt babası idi. Aleyhissalâtu vesselam oğlunu aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra yanına tekrar girdik. İbrahim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Aleyhissalâtu vesselâm'ın gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh:
"Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah'ın Resûlü?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Ey İbnu Avf! Bu merhamettir!" buyurdu ve ağlamasına devam etti. Sonra şöyle söyledi: "Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi razı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılmandan bizler üzgünüz!" [Buhârî, Cenâiz 44; Müslim, Fezâil 62, (2315); Ebu Dâvud, Cenâiz 28, (3126).] {383}
AÇIKLAMA:
1-Resûlullah'ın oğlu İbrahim'in süt babası Ebu Seyf'in adı Berâ İbnu Evs'tir. Mesleği demirciliktir. el-Kayn demirci demektir. Gerçi kayn kelimesi sanatkâr manasında bütün ustalara müştereken ıtlak edilen bir isimdir. İbrahim'in sütannesi Havle Bintu Münzir'dir.
2-Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh'ın hayreti, Resûlullah'ın ölülerin ardından mâtemi yasaklamış olmasına rağmen onu ağlar görmesindendir. Bir rivayette: "Ağlamaktan men eden siz değil miydiniz?" dediği ve Aleyhissalâtu vesselâm'ın da: "Ben sizi iki ahmak ve fâcir sesten yasakladım: Oyun ve eğlence sırasındaki ses ve şeytan mizmarı ile musibet sırasındaki ses ve yüzleri yolmak, üst başı yırtmak ve şeytan iniltisi" cevabını verdiği belirtilir. Bir başka rivayete göre: "Ben insanları mâtem tutmaktan, kişinin ölüde olmayan şeyleri sayıp dökerek yas çekmesinden yasakladım" demiştir.
İbnu Hâcer'in açıklamasına göre, Resûlullah'ın Mısırlı cariyesi Mâriye'den olan oğlu İbrahim hicretin sekizinci yılında Zilhicce ayında doğmuştur. Vâkidî'ye göre onuncu hicrî yılda, Rebîu'l-Evvel ayının on üçünde vefat etmiştir. İbn Hazm, Resûlullah'ın ölümünden üç ay kadar önce olduğunu cezmen söylemiştir.
3-Hadis, mübah olan ağlamanın, caiz olan hüznün edebini göstermektedir. Allah'ın emrine karşı bir öfke, bağırıp çağırma olmadan gözden yaş akması, kalben duyulan üzüntüdür. Bu, insandaki merhamet hissinin gereği olarak meşrudur.
4-Hadis çocuğun öpülüp koklanmasının meşruiyyetini de gösterir.
*Çocuğun sütanneye verilmesi, küçüğü hastalandığı zaman ziyareti (iyadet), can çekişme anında hazır bulunmanın, yakınlara merhametin meşruiyyeti.
*Hüznü gizlemek evla ise de izhar etmek de câizdir.
*Resûlullah'ın, söyleneni anlamayan çocuğa hitapta bulunması, "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" tâbirimizde olduğu üzere başkasına niyet ederek, bir başkaya hitap etmenin cevazını gösterir. Çocuk:
a)Küçüklüğü,
b)Can çekişme halinde olduğu için söyleneni anlayacak durumda değildir. Aleyhissalâtu vesselâm, bu ağlamanın, önceki yasağa girmediğini yanındakilere ifade etmek için, çocuğa konuşmuştur.
*Hadiste, yaptığı iş, söylediği sözüne uymayan kimseye itiraz etmenin câiz olduğu da görülmektedir. {384}
2. (5424) Hadis-i Şerif
وعن عَبْدُاللّهِ بْنِ عُبَيْدُاللّهِ بْنِ أبي مُلَيْكَة قَالَ: ]تُوُفِّيَتْ بِنْتُ لِعُثْمَانَ ابْنِ عَفَّانَ بِمَكَّةَ وَجِئْنَا لِنَشْهَدَهَا وَحَضَرَهَا ابْنُ عُمَرَ وَابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُم، وَإنِّي لَجَالِسٌ بَيْنَهُمَا، فَقَالَ عَبْدُاللّهِ بْنُ عُمَرَ لِعَمْرُو بْنِ عُثْمَانَ وَهُوَ مَوُاجِهُهُ أَلَا تَنْهى عَنِ الْبُكَاءِ، فإنَّ رَسُولَ اللّهِ ﷺ قَال: إنَّ الْمَيْتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أهْلِهِ عَلَيْهِ؟ فقَالَ ابْنُ عَبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُمَا: قَدْ كَانَ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه يَقُولُ بَعْضَ ذلِكَ. ثُمَّ حَدَّثَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَال:لَا صَدَرْتُ مَعَ عُمَرَ مِنْ مَكَّةَ، حَتّى إذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ إذَا هُوَ بِرَكْبِ تَحْتَ ظِلِّ سَمُرَةَ فَقَالَ: اذْهَبْ فَانْظُرْ مَنْ هَؤُلَاءِ الْرَّكْبُ فَنَظَرْتُ، فَإذَا هُوَ صُهَيْبٌ فَأخْبَرْتُهُ. فقَالَ: ادْعُهُ لِي فَرَجَعْتُ الى صُهَيْبٍ. فَقُلْتُ: ارْتَحِلْ فَالْحَقْ بِأمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ. فَلَمَّا أنْ أُصِيبَ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه، دَخَلَ صُهَيْبٌ رَضِيَ اللّهُ عَنْه يَبْكِي، وَيَقُولُ: وَاأخَاهُ وَا صَاحِبَاهُ. فَقَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: يَا صُهَيْبُ أتَبْكِي عَلَيَّ؟ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ: إنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أهْلِهِ عَلَيْهِ. قَال ابْنُ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُمَا: فَلَمَّا مَاتَ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنْه ذَكَرْتُ ذلِكَ لِعَائِشَةَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهَا. فَقَالَتْ: يَرْحَمُ اللّهُ عُمَرَ؛ لَا وَاللّهِ مَا حَدَّثَ رَسُولُ اللّهِ ﷺ: إنَّ اللّهَ لَيُعَذِّبُ الْمُؤْمِنَ بِبُكَاءِ أهْلِهِ عَلَيْهِ، وَلَكِنَّ رَسُولُ اللّهِ ﷺ قَالَ: إنَّ اللّهَ لَيَزِيدُ الْكَافِرَ عَذَاباً بِبُكَاءِ أهْلِهِ عَلَيْهِ. ثُمَّ قَالَتْ: حَسْبُكُمُ الْقُرآنَ، وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أخْرَى. قَالَ ابْنُ عَبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهُمَا عِنْدَ ذلِك: وَاللّهُ هُوَ أضْحَكَ وَأبْكَى؛ قَالَ ابْنُ أبِي مُلَيْكَةَ: واللّهِ مَا قَالَ ابْنُ عُمَرَ شَيْئاً[. أخرجه الشيخان وَالنسائي."الوزرُ" الاثم والذنب."والوَازرَةُ" النفس المذنبة، والمراد يحمل أحد من المذنبين ذنب غيره .
2. (5424)-Abdullah İbnu Ubeydillah İbni Ebî Müleyke anlatıyor: "Hz. Osman İbnu Affân radıyallahu anh'ın Mekke'de bir kızı vefat etti. Cenazesinde bulunmak üzere geldik. İbnu Ömer ve İbnu Abbâs radıyallahu anhüm de cenazede hazır oldular. Ben ikisinin arasında oturuyordum. Abdullah İbnu Ömer, tam karşısında bulunan Amr İbnu Osman'a:
"Ağlamayı niye yasaklamıyorsun? Zira Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ölü, ehlinin, kendisi üzerine ağlaması sebebiyle azab görür" buyurmuştur!" dedi. Bunun üzerine İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ: "Hz. Ömer radıyallahu anh bunun bir kısmını söylemişti" dedi ve sonra İbnu Abbas konuşmasına devam ederek anlattı:"
Hz. Ömer'le Mekke'den çıktım. el-Beyda nam kevkie geldiğimizde, semüre ağacının gölgesinde bir yolcu gördü. Bana:
"Git bak bakalım! Bu yolcu neyin nesi?" dedi. Gittim baktım, meğer Süheyb imiş, gelip haber verdim. "Onu bana çağır!" dedi. Tekrar Süheyb'e dönüp:
"Haydi yürü, emir'ülmü'minîne uğra!" dedim.
Hz. Ömer radıyallahu anh hançerlendiği zaman Hz. Süheyb radıyallahu anh, ağlayarak girdi. Hem ağlıyor, hem de: "Vay kardeşim, vay arkadaşım!" diyordu. Hz. Ömer: "Ey Süheyb bana mı ağlıyorsun? Aleyhissalâtu vesselâm: "Ölü, ehlinin kendi üzerine ağlaması sebebiyle azab görür" buyurdu!" dedi.
İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ der ki: "Hz. Ömer radıyallahu anh öldüğü zaman bunu Hz. Aişe radıyallahu anhâ'ya hatırlatmıştım. Şöyle dedi:
"Allah Ömer'e rahmet buyursun! Vallahi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah, mü'mine, ehlinin üzerine ağlaması sebebiyle azab verir" demedi. Lakin Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah, kâfirin azabını, ehlinin üzerine ağlamasıyla artırır" buyurdular."
Hz. Aişe sözlerine şöyle devam etti: "(Bu meselede) size Kur'an yeter. Orada "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez." (Fâtır 18) buyrulmuştur."
Bu söz üzerine İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ: "Gerçek şu ki, güldüren de, ağlatan da Allah'tır, (gülmek ve ağlamak fıtrî bir şe'niyettir, kişinin bunda dahli yoktur)" dedi.
İbnu Müleyke der ki: İbnu Ömer bu konuşmalar karşısında hiçbir şey söylemedi (serdedilen delilleri ikna edici buldu)." [Buhârî, Cenâiz 33; Müslim, Cenâiz 22, (928); Nesâî, Cenâiz 15, (4, 18, 19).]{385}
3. (5425) Hadis-i Şerif
وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها، وذكرَ لهَا أنَّ ابْنَ عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما يقُولُ: ]إنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذِّبُ بِبُكَاءِ الْحَيِّ عَلَيْهِ. فَقَالَتْ: يَغْفِرُ اللّهُ لابِى عَبْدِالرَّحْمنِ؛ أمَا إنَّهُ لَمْ يَكْذِبْ، وَلَكِنَّهُ نَسِىَ أو أخْطَأ، إنَّمَا مَرَّ رَسُولُ اللّهِ ﷺ عَلَى يَهُودِيَّةٍ يَبْكِى عَلَيْهَا أهْلُهَا. فقَالَ: إنَّهَا لَيُبْكَى عَلَيْهَا، وَإنَّهَا لَتُعَذَّبُ في قَبْرِهَا[. أخرجه الستة إِلَا أبا داود .
Kütübü Sitte - 15.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir