A’raf Suresi
Kütübü Sitte - 3.Cilt · Sayfa 293
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının "A’raf Suresi" bölümü 293. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 3.Cilt.
12. (609)-Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kıyametin üç alâmeti vardır, onlar zuhur edince, "Daha önce inanmamış olanların artık inanmaları da onlara fayda vermez" (En'âm: 6/158) Güneşin battığı yerden doğması, Deccâl, Dâbbetu'l-arz." {777}
AÇIKLAMA:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) En'âm suresinin 158'inci ayetinde geçen "...Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imânıyla bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez..."ibâresinde zikredilen "mucizeler"le, kıyamet alâmetleri olarak zûhur edeceği bildirilen güneşin batıdan doğması, Deccâl ve Dabbetu'l-arz'ın çıkması hâdiselerinin kastedildiğini belirtmektedir.
Kıyametin büyük alâmetleri arasında zikredilen bu üç şey hakkında gerekli malumatı kıyametle ilgili bölümde (5004 hadisten sonra) açıklayacağız.{778}
13. Hadis-i Şerif
وعن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ عنِ النَّبِىّ ﷺ في قوله تعالى: ]أوْ يَأتِىَ بَعْضُ آياتِ رَبِّكَ. قالَ طُلُوعُ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا[. أخرجه الترمذى .
13. (610)-Ebu Sa'id (radıyallahu anh) "Onlar kendilerine... Rablerinden birtakım delillerin gelmesini mi bekliyorlar. Rabbinin birtakım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imanıyla bir iyilik kazanmamışsa imanı ona fayda vermez.."(En'âm: 6/158) âyetinde geçen "Rabblerinden birtakım deliller" ile "güneşin battığı yerden doğması" kastedilmiştir demiştir.{779}
A'RAF SURESİ
1. Hadis-i Şerif
عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]كانَتِ الْمَرْأةُ تَطُوفُ بِالْبَيْتِ عُرْيَانَةً فَتَقُولُ مَنْ يُعِيرُنِى تَطْوَافاً فَتَجْعَلُهُ عَلَى فَرْجِهَا وَتَقُولُ: ألْيَوْمَ يَبْدُو بَعْضُهُ أوْ كُلُّهُ فَمَا بَدَا مِنْهُ فَلَا أحِلُّهُ فنزَلتْ هذِهِ الآيةُ: خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ[. أخرجه مسلم والنسائى .
1. (611)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "(Cahiliye devrinde) kadın, Kâbe-i Muazzama'yı çıplak olarak tavaf eder ve şöyle derdi:
"Bana kim ödünç bir tavaf elbisesi verecek?" Elbiseyi fercinin üzerine kor:
"Bugün bir kısmı veya tamamı görülür ama, ondan açılanı helâl etmem" derdi. Bu tatbikatla ilgili olarak şu âyet indi:
"Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyerek gidin, yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez"(A'raf: 7/31).{780}
AÇIKLAMA:
İbnu Abbâs'ın açıkladığı üzere câhiliye Arapları Kâbe'yi çıplak olarak tavaf ederlermiş, erkekler gündüz, kadınlar da geceleyin. Mina mescidine ulaşınca, elbiselerini orada atarlar, çıplak olarak Ka'be'ye gelirlermiş ve: "Biz içinde günah işlediğimiz elbiselerle tavaf yapamayız" derlermiş. Bazıları da: "Bunu hayır umarak yapıyoruz, elbiseden soyunduğumuz gibi, günahlardan da soyunmayı umarız" derlermiş.
İslâm gelince bu çirkin câhiliye geleneğini yasaklamıştır. Yukarıda kaydettiğimiz âyet, her mescide girildiğinde "zinet"i yani elbiseyi almayı emrettiği gibi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da: "Beytullah çıplak olarak tavaf edilemez" buyurmuştur.
Şunu da kaydedelim ki, çıplak olarak tavaf âdeti, hâriçten gelenlerin uyduğu bir âdetti. Kureyşlilerin böyle bir âdeti yoktu. Çıplak tavafta bulunan kadınların yine de, hums dedikleri Kureyşlilere karşı örtünmek maksadıyla bazı şeyler kullandıkları belirtilir.
Bunlar çıplaklığa ilâveten, kuvvetli gıdalar, yağlılar da yemezlerdi. Hatta Müslümanlar Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e müracat ederek "Bunu yapmaya biz daha ziyade hak sahibiyiz" derler. İşte bu taleb üzerine rivayette metni kaydedilen âyet nazil olur.{781}
2. Hadis-i Şerif
وعن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قالَ: ]قَرَأ رسولُ اللّهِ ﷺ هذِهِ الآية: فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكّا. قالَ حَمَّادٌ رَحمهُ اللّهُ هكَذَا: وَأمْسَكَ سُلَيْمَانُ بِطَرَفِ إبْهَامِهِ عَلَى أُنْمُلَةِ أصْبُعِهِ الْيُمْنَى. قال: فَسَاخَ الْجَبلُ وَخَرَّ مُوسَى صَعِقاً[. أخرجه الترمذى وصححه .
2. (612)-Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu âyeti okudu: "Rabbi dağa tecellî edince onu yerle bir etti"(A'raf: 7/143) -hadisi rivayet eden Hammâd şöyle der: Hammad'dan rivayeti yapan Süleyman b. Harb merhum- (tecellinin hafifliğini göstermek için) baş parmağının yanıyla sağ parmağının ucuna değdirerek gösterir. (Ve âyetin kıraatı bitince Resûlullah) ilâve eder: "Dağ, çığlık attı ve Musa baygın düştü"Tirmiz- Tefsir, A'raf (3076).{782}
AÇIKLAMA:
Bu rivayet Hz. Musâ'nın Sina Dağı'nda Cenâb-ı Hakk'ı görme talebi üzerine cereyan eden vak'ayı açlıklıyor: Ayette belirtildiği üzere Cenâb-ı Hakk': "Sen beni göremeyeceksin ama dağa bak"buyurur. Dağa ilâhî nurun hafif bir tecellisi, dağın çığlık atarak tuz-buz olmasına sebep oluyor. Bu manzara da Hz. Musa'yı baygın düşürüyor.{783}
3. Hadis-i Şerif
وعن مسلم بن يسار الجهنى: ]أنَّ عُمَرَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ سئِلَ عَنْ قولِهِ تعالى: وَإذْ أخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنِى آدَمَ من ظُهُورِهِمْ ذُرّياتِهمْ الآية. قالَ سُئلَ عَنْهَا رسول اللّه ﷺ فقالَ: إنَّ اللّهَ تعالى خَلَقَ آدَمَ ثُمَّ مَسَحَ ظَهْرَهُ بِيَمِينِهِ فَاسْتَخْرَجَ مِنْهُ ذُرِّيَّةً فقالَ: خَلَقْتُ هؤلاءِ لِلْجَنَّةِ وَبِعَمَلِ أهْلِ الجنَّةِ يَعْمَلُونَ؛ ثُمَّ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَاسْتَخْرَجَ مِنْهُ ذُرِّيَةً فقال: خَلَقْتُ هؤُلَاءِ للنَّارِ وَبِعَمَلِ أهْلِ النَّارِ يَعْمَلُونَ؛ فقالَ رَجُلٌ يَارسُولَ اللّهِ: فَفِيمَ الْعَمَلُ؟ فقال ﷺ: إنَّ اللّه إذَا خَلَقَ الْعَبْدَ لِلْجَنَّةِ اسْتَعْمَلَهُ بِعَمَل أهْلِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَمُوتَ عَلَى عَمَلٍ مِنْ أعْمَال أهْلِِ الْجَنَّةِ فَيُدْخِلَهُ بِهِ الْجَنَّةَ، وَإذَا خَلَقَ الْعَبْدَ لِلنَّارِ اسْتَعْمَلَهُ بِعَمَل أهْلِ النَّارِ حَتَّى يَمُوت علَى عَمَلٍ مِنْ أعْمَال أهلِ النّارِ فَيُدخِلَهُ بِهِ النَّارَ[. أخرجه الاربعة إِلَا النسائى .
Alt başlıklar
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir