Müşrikler Mescid-i Haram’a Girebilir mi?
Kütübü Sitte - 3.Cilt · Sayfa 315
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının "Müşrikler Mescid-i Haram’a Girebilir mi?" bölümü 315. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 3.Cilt.
Müşrikler Mescid-i Haram'a Girebilir mi?
Yukarıdaki hadisde bu meseleye değer verilmektedir. Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'nin, ilân ettiklerini belirttiği ana maddelerden biri: "Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccedemez" maddesidir. Bu hüküm Berâe suresinin şu ayetine uygundur: "Ey iman edenler! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıldan sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar."
Mescid-i Haram'dan murad, hududları bizzat Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) tarafından tayin edilen Harem-i Şerif'tir. Binaenaleyh hiçbir gayr-i müslimin hiçbir halde Harem-i Şerif'e girmemesi gerekir. Bu âyetin ilânından sonra orada zımmilerin de oturmaması gerekir.
Hanefiler meseleyi farklı değerlendirmişlerdir. Bunlara göre zımmîlerin Mescid-i Haram'a veya bir başka mescide girmelerinde bir beis yoktur. Çünkü Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) Sakif heyetini henüz kâfirken mescidde misafir etmiş,
"Bunlar necistir, nasıl olur?" diyenlere de:
"Allah'ın arzını hiçbir şey kirletmez!" cevabını vererek, onları susturmuştur. Hanefiler yasak ayetini: "Müşrikler Mescid-i Haram'a istila maksadıyla, yahut âdetleri vechile çıplak olarak tavaf etmek için giremezler" şeklinde te'vil etmişlerdir.{827}
7. Hadis-i Şerif
وعن علي بن أبى طالب رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]سألْتُ رسولَ اللّه ﷺ عَنْ يَوْمِ الحجِّ الاكْبَرِ، فَقَالَ يَوْمُ النَّحْرِ[. وروى موقوفاً عليه وهو أصح. أخرجه الترمذى .
7. (637)-Hz. Ali İbni Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah'a (aleyhissalâtu vesselâm) Hacc-ı Ekber günü hangi gündür? diye sordum, bana: "Kurban günü" diye cevap verdi."{828}.
8. Hadis-i Şerif
وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما: ]أنَّ رسُول اللّهِ ﷺ وَقَفَ يَوْمَ النَّحْرِ بَيْنَ الجَمَرَاتِ في الحَجَّةِ الَّتِى حَجَّ فِيهَا. فقَالَ: أيُّ يَوْمٍ هَذا؟ فَقَالُوا يَوْمُ النَّحْرِ. فَقَالَ: هَذَا يَوْمُ الحَجِّ الاكْبَرِ[. أخرجه أبو داود .
8. (638)-İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) haccettiği hacc sırasında, cemreler arasında, kurban günü durarak sordu: "Bu gün hangi gündür?" Halk:
- Kurban günüdür, dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"- Bugün Hacc-ı Ekber günüdür"buyurdu.{829}
9. Hadis-i Şerif
وعن ابن أوفى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما. ]أنَّهُ كانَ يَقُولُ: يَوْمُ النَّحْرِ يَوْمُ الحَجِّ الاكْبَرِ، يَوْمُ تُهْرَاقُ فِيهِ الدِّمَاءُ، وَيُوضَعُ فِيهِ الشَّعْرُ، وَيُقْضَى فيهِ التَّفَثُ، وَيحِلُّ فيهِ الحَرَامُ[. أخرجه رزين رحمه اللّه."وَقَضَاءُ التَّفَثِ" هو إذهاب الشعر والدرن والوسخ .
9. (639)-İbnu Ebî Evfâ (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle
diyordu:
"Kurban günü büyük hacc (elhaccu'l-ekber) günüdür. O gün kanlar akıtılır, başlar traş edilir, kirler, paslar giderilir, haramlar helal olur." {830}
AÇIKLAMA:
Hacc-ı ekber hususunda bazı farklı görüşler vardır. Kelime olarak büyük hacc manasına gelir. Bazı açıklamalarda, Arapların umreye Hacc-ı Asgar yâni küçük hacc dedikleri için normal hacca da Hacc-ı Ekber dendiği belirtilir. Arafe günü cumaya tesadüf eden hacca da Hacc-ı Ekber denmiştir.
Hacc-ı ekber günü hususunda da ihtilaf olmuştur. Bunu arafe günü kabul edenler olduğu gibi kurban günü kabul edenler de vardır. İmam Mâlik, Şafii ve Cumhur-u ulema bu görüştedir.{831}
10. Hadis-i Şerif
وعن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: ]أنَّ رسُول اللّهِ ﷺ: لَمَّا رَجَعَ مِنْ عمرَةِ الْجِعْرانَةِ بَعَثَ أبا بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ عَلَى الحَجِّ فأقْبَلْنَا مَعَهُ حَتَّى إذَا كُنَّا بِالْعَرْجِ ثَوَّبَ بِالصُّبْحِ ثُمَّ اسْتَوَى لِيُكَبِّرَ فَسَمِعَ الرَّغْوَةَ خَلْفَ ظَهْرِهِ فَوَقَفَ عَنِ التَّكْبِير فَقَالَ هذِهِ رَغْوَةُ نَاقَةِ رسُول اللّه ﷺ الجَدْعَاءِ؛ لَقَدْ بَدا لرَسُول اللّهِ ﷺ في الحَجِّ فَلعَلَّهُ يَكُونُ رسولَ اللّه ﷺ فَنُصَلِّىَ مَعَهُ، فإذَا عليٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ عَلَيْهَا. فَقَالَ لَهُ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: أمِيرٌ أمْ رَسُولٌ؟ فَقَالَ لَا: بَلْ رَسُولٌ أرْسَلَنِى رسولُ اللّهِ ﷺ بِبَرَاءَةَ أقْرَؤُهَا عَلَى النَّاسِ في مَواقِفِ الحَجِّ؛ فَقَدِمْنَا مَكَّةَ فَلمَّا كانَ قبْلَ التَّرْوِيةِ بَيَوْمٍ قَامَ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. فَخَطَبَ النَّاسَ فَحَدَّثَهُمْ كَيْفَ يَنْفِرُونَ وَكَيْفَ يَرْمُونَ فَعَلَّمَهُمْ مَنَاسِكَهُمْ حَتَى إذَا فَرَغَ
قَامَ عليٌّ كَرَّمَ اللّهُ وَجْهَهُ فَقَرَأ عَلَى النَّاسِ بَرَاءَةَ حَتَّى خَتَمَهَا. ثُمَّ كَانَ يَوْمُ النَّحْرِ فَأفَضْنَا فلمَّا رَجَعَ أبُو بكْرٍ خَطَبَ النَّاسَ فَحَدَّثَهُمْ عَنْ إفَاضَتِهِمْ وَعَنْ نَحْرِهِمْ وَعَنْ مَنَاسِكِهِمْ. فَلَمَّا فَرَغَ قَامَ عَليٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَقَرأ علَى النَّاسِ بَرَاءَةَ حَتَّى خَتَمَهَا. فَلَمَّا كانَ يَوْمُ النَّفْرِ الاوَّلِ: قَامَ أبُو بَكْرٍ فَخَطَبَ النَّاسَ فَحَدَّثَهُمْ كَيْفَ يَنْفِرُونَ وَكَيْفَ يَرْمُونَ فَعَلَّمَهُمْ مَنَاسِكَهُمْ. فَلمَّا فَرَغَ قَامَ عليٌّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ فَقَرأ علَى النَّاسِ بَرَاءَةَ حَتَّى خَتَمَهَا[. أخرجه النسائى .
10. (640)-Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ci'râne umresinden dönünce Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'i haccın başında emir olarak yolladı. Onunla birlikte biz de vardık, el-Arc mevkiinde iken (essalatu hayrun minen nevm) diye çağrıda bulundu. Bir müddet sonra da tekbir getirmek üzere doğrulduğu sırada arka tarafından kulağına bir deve sesi geldi. Bunun üzerine tekbiri bıraktı ve: "Bu ses, dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın devesi Ced'â'nın sesi, muhakkak ki hacc konusunda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yeni bir karara varmıştır, belki de bu, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kendisidir, bu durumda namazı birlikte kılarız." dedi.
Devenin sırtındaki Ali (radıyallahu anh) idi. Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) ona:
"Hacc emiri olarak mı geldin, elçi olarak mı?" diye sordu. Hz. Ali (radıyallahu anh):
"Elçi olarak geldim, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni Berâe suresiyle gönderdi. Onu hacc mahallerinde halka okuyup tebliğ edeceğim" dedi.
Sonra Mekke'ye geldik. Tevriye gününden (Zilhicce'nin 8. günü) bir gün önce Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) kalktı. Halka hitabetti. (Mina' dan Mekke'ye) nasıl sökün edeceklerini, taşlamayı nasıl yapacaklarını, birer birer tarif ederek halka haccın menâsikini (usul ve âdâbını) öğretti. Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'in konuşması bitince sözü Hz. Ali (kerremallahu vechehu) aldı. Berâe suresini halka, son âyetine kadar okudu.
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir