Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 220
Al-İ İmrân Suresiyle İlgili Tefsirler
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 220. sayfası — Al-İ İmrân Suresiyle İlgili Tefsirler bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
hâle getirmiştir. (Bak: Enbiya: 21/52-70).
Bu ilzamdan sonra kâfirler yola mı geldi, "İbrahim haklıdır" mı dedi? Hayır! Her devirde, hak noktasında mağlup olanların yaptığını yaptılar: Kuvvete başvurdular. Hakk'ın sesini kuvvetle, zorla, işkence ile, ateşle, kanla boğmaya yöneldiler: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin dediler"(Enbiya: 21/68) ve Hz. İbrahim ateşe atılır.
Hz. İbrahim (aleyhisselam)'in şahsında hikâye edilen iman-küfür kavgasının "Nihâi zafer mü'minlerindir"(A'râf: 7/128) kanununu Rabbül âlemin şöyle noktalar: "Biz 'ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol' dedik."Ona düzen kurmak istediler. Fakat biz onları hüsrana uğrattık" (Enbiya: 21/70).
Allah (celle şânuhu) kullarını iman-küfür kavgasıyla imtihan edecektir. Bu kavgada hapis, zulüm, kan, ateş küfrün elinde yegâne silahtır. Hz. İbrâhîm'le ilgili hikâyenin verdiği derse göre, onlar meşrû, ilmî ve mantıkî zeminde mücadeleye tahammül edemezler, çünkü dayanakları batıldır. Ehl-i İmân'ın silahı ise HAK'tır. "Hak daima galebe çalar" kanununca ehl-i hak hapse de atılsa, ateşe de atılsa gâlibtir. Çünkü Cenâb-ı Hakk onların hilelerini bozmayı, neticede onları aldanmışlar hüsrana uğramışlar kılmayı pekçok âyetlerinde vaad etmiştir (Târık: 86/14-15; Enfâl: 8/18, 30; Yusuf: 12/52; Gâfir: 40/25; Saffât: 38/98; Neml: 27/50; Âl-i İmrân: 3/54).
Hz. İbrahim (aleyhisselam), iman-küfür mücadelesinde, küfür cephesi hapishanelere, ateşhanelere bile sahip olsa iman cephesine mensup olanların yılmaması, eğilmemesi, neticeden emin olarak mücadelesine devam etmesi, icabında ateşe atılmaya varan derecede şiddetlenecek zulme sabretmesi gerektiğinin fiilî örneği olmakla, kıyâmete kadar büyüklüğünü, mürşidliğini, önderliğini koruyacaktır.
Cenab-ı Hakk selamlarımızı, bağlılıklarımızı ulaştırsın.{604}
5. Hadis-i Şerif
وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما في قوله تعالى: ]آلَ إبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ. قَالَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ مِنْ آلِ إبْرَاهِيمَ وَآلِ عِمْرَانَ وَآلِ يس وَآلِ مُحَمَّدٍ. يَقُولُ اللّهُ تعالى: إنَّ أوْلَى النَّاسِ بِإبْرَاهِيمَ لِلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ، وَهُمُ الْمُؤْمِنُونَ، وَهَذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَاللّهِ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ[. أخرجه البخارى تعليقاً .
5. (516)-İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): "...İbrahim'in âilesi ve İmrân'ın âilesi..."(Âl-i İmrân: 3/33) âyeti hakkında: "Onlar, İbrahim'in neslinden, İmran'ın neslinden, Yâsin'in neslinden ve Muhammed'in neslinden imân eden kimselerdir." Allah Teâla hazretleri şöyle buyuruyor: "Gerçekten, insanlardan İbrahim'e en yakın olanı her halde (zamanında) ona tâbi olanlarla şu peygamber ve (şu) imân edenlerdir. Allah da o imân edenlerin yâridir"(Âl-i İmrân: 3/68) demiştir. Bu hadisi Buhârî, muallak (senetsiz) olarak tahric etmiştir (Enbiya, 44).{605}
AÇIKLAMA:
İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)'ın açıklık getirdiği âyet tam olarak şöyledir: "Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim âilesini, İmrân âilesini -birbirinin soyundan olarak- âlemlere tercih etti..."(Âl-i İmrân: 3/33-34).İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) burada ilâhî tercihin, bütün İmrân hânedanına şâmil ve âm gibi gözükse de aslında öyle olmadığını, İmran hânedanına mensup olanlardan bâzılarının maksud olduğunu belirtiyor. Bu kanaatine delil olarak bir başka âyet zikrediyor: "Gerçekten, İbrahim'e insanlardan en yakın olanı herhalde (zamanında) ona tâbi olanlarla, şu peygamber ve (şu) iman edenlerdir..."(Âl-i İmran: 3/68).{606}
6. Hadis-i Şerif
وعنه أيضاً في تَفْسِيرِ قوْلِ الْمرأةِ الصَّالِحَةِ: ]رَبِّ إنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا في بَطْنِى مُحَرَّراً: أىْ خَالِصاً لِلْمَسْجِدِ يَخْدُمُهُ[ أخرجه البخارى في ترجمة باب .
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir