Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 228

Al-İ İmrân Suresiyle İlgili Tefsirler

Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 228. sayfası — Al-İ İmrân Suresiyle İlgili Tefsirler bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

AÇIKLAMA:

Bu âyet, Bedir ganimetleri arasında yer alan kırmızı renkli bir kadifenin kaybolması üzerine münafıklar: "Bunu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) almıştır" diye bir şâyia çıkardıkları zaman nazil olmuştur.

Alimler, âyet-i kerimenin, Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm)'i her çeşit ihânetten tenzih ettiğini ifade ederler:

1-Ganimeti taksim ve ödemede ihaneti olmaz.

2-Esirlerin bazılarını taksim edip bazılarını bırakmaz.

3-Allah'ın indirdiği âyetlerin bazısını tebliğ edip, bazısını gizleyerek ihanet etmez, tebliği eksiksiz yapar.

Âyet'in iniş sebebi üzerine farklı bir açıklama Kelbî ve Mukatil'den kaydedilmektedir. Buna göre, âyet Bedir değil, Uhud Savaşı vesilesiyle nazil olmuştur: "Ola ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kim ganimetten bir şey ele geçirirse kendisinin olsun"der de Bedir'de yaptığı gibi ganimeti taksim etmez" derler ve bu endişeyle merkezi terkederek ganimeti yağmaya koşarlar. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onlara: "Ben size: "Benden emir gelinceye kadar sakın yerinizi terketmeyin" demedim mi?"der.

- Biz geri kalanımızı orada bıraktık! cevabını verirler. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) düşüncelerini yüzüne vurur:

- "Bilakis, siz, herhalde ganimeti zimmetime geçirip, taksim etmeyeceğim zannına düştünüz."Bunun üzerine yukarıdaki âyet-i kerime nâzîl olur.{629}

18. Hadis-i Şerif

وعنه رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ أنَّ رسولَ اللّهِ ﷺ قالَ لاصْحَابِهِ: ]إنَّهُ لَمَّا أصيبَ إخْوَانُكُمْ بِأحُدٍ جَعَلَ اللّهُ تعالَي أرْوَاحَهُمْ في جَوْفِ طَيْرٍ خُضُرٍ تَرِدْ أنْهَارَ الْجَنَّةِ تَأكُلُ مِنْ ثِمَارِهَا وَتأوِى إلى قَنَادِيلَ مِنْ ذَهَبٍ مُعَلّقَةٍ في ظِلِّ الْعَرشِ فَلَمَّا وَجَدُوا طَيِّبَ مَأكَلِهِمْ وَمَشْرَبِهِمْ وَمَقيلِهِمْ قَالُوا: مَنْ يُبَلِّغُ إخْوَانَنَا عَنَّا أنّنَا أحْيَاءُ في الجَنَّةِ نُرْزَقُ؟ لِئلَّا يَزْهَدُوا في الجنَّةِ وَلَا يَنْكُلُوا عِنْدَ الْحَرْبِ. فقَالَ اللّهُ تَعالى: أنَا أُبَلِّغُُهُمْ عَنْكُمْ. فَأنزلَ اللّهُ تعالى: وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا في سَبِيلِ اللّهِ أمْوَاتاً بَلْ أحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ إلى آخرِ الآيات[. أخرجه أبو داود .

18- (529)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashabına şöyle dedi:

"Uhud'da şehid olan kardeşleriniz var ya! Allah, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arşın gölgesine asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır. Şehidler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: Kardeşlerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, rızıklanıyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak davranmasınlar!"

Allah Teâla onlara cevaben:

"Sizin haberinizi ben duyuracağım"buyurdu ve şu âyeti indirdi: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın bilakis onlar Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler"(Âl-i İmrân: 3/169).{630}

AÇIKLAMA:

Bu hadis-i şerif, şehidlerin ölmediklerini bilakis diri olduklarını beyan eden âyet-i kerimenin iniş sebebini beyan ediyor ve ayete de kısmen açıklık getiriyor. Müşâhedemize göre, şehâdet şeklinde ölme ile, normal ölme arasında bir fark mevcut değildir. Her ikisi de ölümdür. Ehli iman ile ehli küfür veya salah ehli ile tuğyan ehli arasında kabir hayatının farklı olacağını anlamak da mümkün, ama şehid olanların diğer sâlihlere nazaran farklı bir berzah hayatına mazhariyetleri, ve "ölü" değil diri olmaları zor anlaşılacak bir husus olsa

Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir