Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 314
Berâet Suresi
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 314. sayfası — Berâet Suresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
6. Hadis-i Şerif
وفي أخرى للنسائى رحمه اللّه: ]قَالَ أبُو هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: جِئْتُ مَعَ عليِّ ابْنِ أبى طالِبٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ حِينَ بَعَثَهُ رسولُ اللّه ﷺ إلى أهْلِ مَكَّةَ بِبَرَاءَةَ قِيلَ مَا كُنْتُمْ تُنَادُونَ؟ قَالَ كُنَّا نُنَادِى: إنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْكَعْبَةَ إلَّا نَفْسٌ مُؤمِنَةٌ، وَلَا يَطُوفُ بِالْبَيْتِ عُرْيَانٌ، وَمَنْ كانَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ رسول اللّهِ ﷺ عَهْدٌ فَأجَلُهُ أوْ أمَدُهُ إلى أرْبَعَةِ أشْهُرٍ فإذَا مَضَتِ الارْبَعَةُ الاشْهُرُ فإنَّ اللّهَ بَرِئٌ مِنَ الْمشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ وَلَا يَحُجُّ بَعْدَ الْعَامِ ُمشْركٌ. فَكُنْتُ أنَادِى حَتَّى صَحِلَ صَوْتِى: أىْ بُحَّ[ .
6. (636)-Nesâî'den gelen bir diğer rivayet şöyledir:
Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) dedi ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ali İbnu Ebî Talib (radıyallahu anh)'i Berâet suresiye birlikte Mekke ahalisine gönderdiği zaman onunla berâber ben de geldim. Kendisine "Ne ilân ediyordunuz?" diye soruldu. Şu cevabı verdi: "Biz şunları ilân ediyorduk:
1-Kâbe'ye ancak mü'minler girer.
2-Beytullah çıplak tavaf edilemez.
3-Kimin Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la bir anlaşması varsa bunun müddeti dört ayın hitamıdır. Dört ay geçtikten sonra Allah ve Resulü müşriklerden beridir.
4-Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek.
Ben bunları böyle (yüksek sesle ve tekrarla) bağırarak söylüyorum ki o gün sesim kısıldı."{825}
AÇIKLAMA:
Hicretin dokuzuncu yılında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisi hacca gitmeyip, hacca emir olarak Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'i tayin etmişti.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın o yıl haccetmeyişi şöyle açıklanmaktadır: Henüz müşrikler de haccetmektedirler. Resûlullah onların şirkalûd hacclarına karışarak beraber telbiyede bulunmak, çırılçıplak yaptıkları tavafa iştirak etmek istememiştir. Bu sebeple o yıl Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh)'i yolladı ve Berâet suresini halka duyurma vazifesini verdi. Berâet suresi, müşriklere bir ültimatom, ciddi bir uyarı idi. Çok sert tebliğlerde bulunuyordu. Hatta bazı alimler surenin başında besmele olmayışını bu sertlikle de izah etmek istemişlerdir.
Hz. Ebu Bekir vazifeyi alıp yola çıktıktan sonra, -daha önce de temas edildiği üzere- Cebrail'in: "Beraet suresini senden biri ilan etmeli" diye ihtarı üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) arkadan Hz. Ali (radıyallahu anh)'yi gönderir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Abda adındaki devesi ile yola çıkan Hz. Ali (radıyallahu anh) hızla giderek Arc denilen mevkide Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'e yetişmiştir. Ebu Bekir, Hz. Ali (radıyallahu anhümâ)'ye:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) seni hacca emir mi tayin etti?" diye sorar. Hz. Ali (radıyallahu anh):
"Hayır, beni yalnız Berâet suresini ilânla vazifelendirdi" der.
Sual:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu surenin ilân işini niye Hz. Ali'ye verdi?
Âlimler buna cevap aramışlar ve şu açıklamayı getirmişlerdir:
Yukarıda belirttiğimiz üzere bir ültimatom, müşriklerle yapılan anlaşmaların ilga edilmesidir. Arapların cari adetlerine göre, bir antlaşmayı kim yapmış ise o bozabilirdi, başkası bozamazdı. Bunu bozmak için en azından, onu yapanın ehl-i beytinden biri bulunmak lazımdı. Bu sebeple Hz. Ali'yi gönderdi denmiştir. Ayrıca, bazı alimler, Berâe suresinde Hz. Ebû Bekir'in faziletinden bahsedildiği için, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bunu bir başkasına okutmayı uygun bulduğunu söylemişlerdir.{826}
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir