Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 331
3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 331. sayfası — 3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
AÇIKLAMA:
Yukarıda kaydedilen âyetlerin nasihmensuh olma durumları müfessirler arasında münakaşa edilmiştir. İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)' tan kaydedilen yukarıdaki rivayete göre Nur suresinin 62. ayeti, Tevbe suresinin 44. âyetini neshetmiştir. Hattâ bu nesih keyfiyetini anlamak için, Tevbe suresinin 43. ayetini de bilmemiz gerekmektedir, çünkü şârihlerin açıklamasına göre nesh o âyetten itibâren başlamaktadır: "Allah seni affetsin, doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin?"
Bu âyetin, Tebük Savaşı'na katılmamak için mâzeret uydurarak izin isteyenlere Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ilâhî bir işaret olmadığı halde şahsî ictihadına dayanarak izin vermesi üzerine nazil olduğu belirtilir. Âyette bir itâb vardır, ancak, itâbın "Allah seni affetsin" diye affla başlamış olması, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın gönlünün hoş edilmesine yöneliktir. Ancak bazı müfessirler, geri kalmak isteyenlere izin vermekten yasaklayan bu âyetlerin, Nur suresinin yukarıda meâlini kaydettiğimiz 62. ayetiyle neshedilerek dilediğine izin verebileceğinin taraf-ı İlâhîden bildirildiğini belirtirler.
Abdurrezzak, Amr İbnu Meymûn'un şu açıklamasını kaydetmiştir: Reshulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın herhangi bir emir gelmeden icra ettiği iki fiili vardır:
1-Münâfıklara (savaşa katılmama hususunda verdiği) izni,2-Bedir esirlerinden fidye alması. Bunlar üzerine şu âyet indi:
"Allah seni affetsin... niçin onlara izin verdin" (Tevbe: 9/43).
İbnu Cerir de tefsirinde "Allah ve âhiret gününe inananlar mallarıyla, canlarıyla savaşmak istemeleri sebebiyle geri kalmak için senden izin istemezler" (Tevbe, 44) mealindeki ayet hakkında İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)'ın şu alçıklamasını kaydeder: "Bu ayet, münafıkların, özürsüz olarak savaştan geri kalmak için izin taleb etmeleriyle ilgilidir, bu taleblerini açıklamaktadır, (mü'minlerle ilgili değildir). Cenab-ı Hakk şöyle buyurarak mü'minleri mâzur addetmiştir: "... Bazı işleri için (mü'minler) senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver.." (Nur, 62).
Beyhakî, Sünen'inde İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)'ın: "Allah ve âhiret gününe inananlar... geri kalmak için senden izin istemezler" (Tevbe, 44) âyeti, Nur suresinde yer alan şu meâldeki ayetle neshedilmiştir: "Doğrusu Allah'a ve Peygamberine inanan mü'minler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında ondan izin almaksızın gitmezler... Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder" (Nur, 62).
Görüldüğü üzere bizzat İbnu Abbas'tan mezkur âyetlerle ilgili olarak iki farklı rivayet kaydedilmiştir. Taberi'nin kaydına göre âyetlerin müte-alliki farklıdır, Beyhakî'nin kaydına göre, biri nasih, diğeri mensuhtur.
Her iki âyetin de muhkem olduğunu söyleyenler âyetlerin arasını şöyle cemederler: "Mü'minler Allah'a tâat ve düşmanlarıyla cihad hususunda ellerinden gelen gayreti göstermiyorlar, bundan geri kalmak için izin istemiyorlardı. Kazara birine bir mâzeret ârız olsa o vakit geri kalmak için izin istiyordu. İşte bu durumda, "... İçlerinden dilediğine izin ver..." (Nur, 62) âyeti mucibince, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) izin verip vermemekte muhayyerdi."{856}
20. Hadis-i Şerif
وعن أبى مسعود البدرى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ أنه قال: ]لَمَّا نزلتْ آيةُ الصَّدَقَةِ كُنَّا نحَامِلُ عَلَى ظُهُرِنَا؛ فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بشَئٍ كَثيرٍ، فقَالُوا مُراءٍ، فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ، فَقَالُوا إنَّ اللّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ صَاع هذَا. فَنزلتْ: الَّذِينَ يَلْمِزُونَ المُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤمِنينَ في الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إلَّا جُهْدَهُمْ الآية[. أخرجه الشيخان والنسائى .
20. (650)-Ebu Mes'ud el-Bedrî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Sadaka vermeyi emreden âyet (Tevbe, 103) nâzil olduğu zaman biz (ücret mukabilinde) sırtlarımızda yük taşıyor (bu yolla bir şeyler kazanıp ondan sadaka veriyor)duk. Bir adam (Abdurrahman İbnu Avf) gelerek çok miktarda bağışta bulundu. (Münâfıklar dedikodu yaparak onun hakkında, gösteriş yapıyor), mürâi dediler. Hemen şu âyet nazil oldu:
"Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir