Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 332
3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu
Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 332. sayfası — 3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır" (Tevbe, 79).{857}
AÇIKLAMA:
Müminler, Tevbe suresinde gelen: "Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al..." (103. âyet) mealindeki ayetten başka Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın "Kim bir sadakada bulunursa kıyamet günü o sâyede lehinde şehâdette bulunacağım.", "Askerî bir sefer hazırlığındayım, bağışta bulunun" gibi, Ashab'ı sadaka vermeye teşvik eden talebleri üzerine, herkes imânına göre tasaddukta bulunur.
Rivayetlere göre, bu meyanda ibretli hadiseler de cereyan eder:
Son derece siyah, bodur, çirkin biz zat gelerek gösterşli bir deve hediye eder. Münafıklar birbirine kaşgöz işareti yaparak: "Devesi kendisinden daha hayırlı" diyerek alay ederler. Bu söz kulağına gelen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Yalan söylüyorsun. O senden de, devesinden de daha hayırlı" diye cevap verir.
Bir rivâyette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın sadaka talebi üzerine herkesin birşeyler getirdiği, en sonunda da (Ebu Heyseme el-Ensarî adında) fakir bir zatın bir sâ' miktarında hurma getirerek: "Ey Allah'ın Resulü ben de bir sâ' hurma getiriyorum. Bunu bir gece sabaha kadar su çekerek kazandım. Kazancım aslında iki sâ' idi. Bir sâ'ını aileme bıraktım, birini de buraya getirdim" der. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kabul buyurarak, bunun toplanan hurma yığınının içerisine serpilmesini emreder. Bâzı münafıklar adamla alay ederek: "Allah ve Resulü senin bir sâ' hurmana muhtaç değil, senin bir sâ'ın ne işe yarar!" derler.
En sonunda Abdurrahman İbnu Avf sekiz bin dirhemlik malının yarısını bağışlar, yarısını kendine ayırır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona da: "bağışladığını da, kendine ayırdığını da Allah mübârek etsin" duasında bulunur. Münâfıklar onun için kaşgöz işaretleri yaparak "Vallahi Abdurrahman riyâkarlık yapıyor" derler.
İşte bunun üzerine gelen vahiy hem tek sâ'lık hurma tasadduk eden miskin adamı, hem de dört bin dirhemlik büyük meblağ tasadduk eden Abdurrahman İbnu Avf'ı (Allah her ikisinden de râzı olsun) samimiyetleri hususunda tebrie ederek şu vahyi indirir: "Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir."
Ayetteki "ellerinden geldiği kadar verebilenler" ifadesiyle fakirliği sebebiyle bir sâ' hurma verebilen kimsenin kastedildiğini âlimler belirtmektedir.
Bir başka rivayette, riyâkarlıkla itham edilen cömertler arasında yüz vask hurma bağışlayan Âsım İbnu Adiy (radıyallahu anh)'in de bulunduğu belirtilir.
İmkânsızlığı sebebiyle çok az verebilen kimselerden Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ne derece memnun kalıp mütehassis olduğunu belirtmek için, Nesâî'de kaydedilen bir rivayeti aynen aktarıyoruz: "Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Tek bir dirhem hayırla yüz bin dirhemin önüne geçti!" Yanındakiler, Ey Allah'ın Resûlü bu nasıl olur? dediler.
- "Şöyle ki", diyerek açıkladı: "Bir adam vardır, sâdece iki dirheme sahiptir, ondan birini alır tasadduk eder. Bir adam vardır pek çok malı mülkü vardır tasadduk eder. Bir adam vardır pek çok malı mülkü vardır, servetinin yanına varır, yüz bin dirhemini alır ve bağışlar. (İşte öbürü hayırda bunu geçer.)"
Demek ki, Allah yanında kazanılan kıymet bağışlanan miktara bakmıyor, himmete, niyete, fedâkarlığa bakıyor. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bir sâ'lık hurmayı diğer hurma yığınına "serptirmesi" de bize mânidar geldi. Sanki onunla teberrük kastetmiştir.{858}
21. Hadis-i Şerif
وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]لَمَّا تُوفِّىَ عبدُاللّهِ بنُ أبيٍّ ابن سَلُولَ جَاءَ ابْنُهُ إلى النبيِّ ﷺ فَسَألَهُ أنْ يُعْطِيَهُ قَمِيصَهُ يُكَفِّنُ فِيهِ أبَاهُ فَأعْطَاهُ؛ ثُمَّ سَألَهُ أنْ يُصَلِّىَ عَلَيْهِ فَقَامَ ﷺ لِيُصَلِّى عَلَيْهِ. فقَامَ عُمرُ فأخَذَ بِثَوْبِ النبيِّ ﷺ. فقَالَ يَا رسُولَ اللّهِ: تُصَلِّىَ عَلَيْهِ وَقَدْ نَهَاكَ رَبُّكَ أنْ تُصَلِّى عَلَيْهِ؟ فَقَالَ رسولُ اللّه ﷺ إنَّمَا خَيَّرَنِى اللّه تعالى فقَالَ: اِسْتَغْفِرْ لَهُمْ أوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً؛ وَسَأزِيدُ عَلَى السَّبْعِينَ. قالَ إنَّهُ مُنَافِقٌ؛ فَصَلَّى عَلَيْهِ رسولُ اللّه ﷺ فأنزَلَ اللّه تعالى: وَلَا تُصَلِّ عَلَى أحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أبَداً وَلَا تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ. إلى قوله: فَاسِقُونَ[. أخرجه الخمسة إِلَا أبا داود. وزاد الترمذى: فتَركَ الصَّلَاةَ عَلَيْهِمْ .
Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir