Kütübü Sitte - 3.Cilt — Sayfa 338

3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu

Kütübü Sitte - 3.Cilt kitabının 338. sayfası — 3. Hz. Peygamber (Aleyhissalatu Vesselam)’in, Münafıklara Karşı Tutumu bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

وَإنَّمَا هُوَ تَخْليفُهُ إيَّانَا وَإرْجَاؤُهُ أمْرَنَا عَمَّنْ حَلَفَ لَهُ واعْتَذَرَ إلَيْهِ فَقَبِلَ مِنْهُ[. أخرجه الخمسة."الرَّاحِلةُ" الجمل والناقة القويان على الاحمال والاسفار. "والتَّوْرِيةُ" إخفاء الشئ وإظهار غيره. "وَالمَفَاوِزُ" جمع مفازة، وهى البريّة القفر. "وَجَلَا لِلنَّاسِ أمْرَهُمْ" أظهره "وَوَجَّهَهُمْ" جهتهم التى يستقبلونها ومقصدهم. "والصَّعَرُلَا" بمهملتين مفتوحتين الميل. "والتَهْجِيزُ" المبادرة إلى الشئ في أول وقته. "وَاسْتَمَرَّ بِالنَّاسِ الْجِدُّ" أى تتابع الاجتهاد في السير.

"وَالتَّمَادِى" التغافل والتأخر. "وَتَفَارَطَ الْغَزْوَ" تباعد، وأشار به إلى ما بينه وبينهم من المسافة. "وَطَفِقتُ" مثل جعلت. "وَلَاالاسْوَةُ" بضم الهمزة وكسرها: الندوة. "وَالْمَغْمُوصُ" المشار إليه بالعيب. "ونَظَرَ فُلَانٌ في عطْفَيْهِ" إذَا أعجب بنفسه. "وَيَزُولُ بِهِ السَّرَابُ" أى يظهر شخصه خيا فيه. "واللَّمْزُ" العيب "وَالقَافِلُ" الراجع من سفره إلى وطنه. "والْبَثُّ" أشدُّ الحزن. "وَأظَلَّ قَادِما" إذَا دنا. "وَزَاحَ عَنِّى" زال. "وَأجْمَعْتُ صِدْقَهُ" أى عزمت عليه. "وَالْمُخَلَّفُونَ" المتأخرون عن الغزو. "والبضْعُ" ما بين الثلاث إلى التسع من العدد. "وَكَلَ سَرَائِرَهُمْ" ردّها إلى علم اللّه. "وَالظَّهْرُ" هنا عبارة عما يركبه. "وَجِدَ" من الموجدة وهى: الغضب "وَالتَّأنِيبُ" الممة والتوبيخ. "وَالاسْتِكَانَةُ" الخضوع. "وتَسَوَّرْتُ الجِدَارَ" علوته. "المُضَيْعَةُ" مفعلة من الضياع وهو اطراح، ومثله الهوان. "وَالْمُوَاسَاةُ" المشاركة والمساهمة في المعاش والرزق ونحوهما. "وَاليَّيَمُّمُ" القصد. "وَاسْتَلْبَثَ" أبطأ. "والرَّحْبُ" السعة. "وأوْفَى" أشرف. "وَسَلْعٌ" جبل في المدينة. "وَالرَّكْضُ" ضرب الراكب الفرس برجله ليسرع العدو. "وَآذَنَ" أعلم. "وَأتَأمَّمُ" أقصد. "وَالْفَوْجُ" الجماعة من الناس. "وَيَبْرُقُ وَجْهُهُ" إذا لمع وظهرت عليه أمارات السرور. "وَأنْخَلِعَ مِنْ مَالِى" أى أخرج من جميعه. وسمى جيش تبوك جيش العسرة لان الناس ندبوا إليه في شدة الحر فعسر عليهم وكان وقت إدراك الثمار. "وَالرِّجْسُ" النجس. "وَالارْجَاءُ" التأخير .

24. (654)-Muhammed İbnu Şihab ez-Zührî anlatıyor: "Bana Abdurrahman İbnu Abdillah İbni Ka'b İbni Mâlik nakletti: Abdullah İbnu Ka'b -ki babası Ka'b gözlerini kaybettiği zaman kardeşleri değil, kendisi babasına rehberlik etmişti- kavmi içinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ashabının hadislerini en iyi bilen ve en iyi öğrenmiş olanıydı. Abdullah dedi ki: "Babam Ka'b İbnu Malik'in, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Tebük seferine çıktığı zaman, sefere katılmayışı ile ilgili hikâyeyi kendisinden dinledim. Şöyle anlatmıştı: "Ben Tebük gazvesi hariç Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın çıkardığı gazvelerden hiçbirine katılmamazlık etmemiştim. Gerçi Bedir gazvesine iştirak etmedim. Ancak buna katılmayanlardan kimseyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kınamadı. O seferde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Müslümanlar savaşı değil, Kureyş'in kervanını ele geçirmeyi düşünüyorlardı. Ne var ki Cenab-ı Hakk bunlarla düşmanı beklenmedik anda karşı karşıya getirdi.

Ben Akabe gecesinde İslâm'la müşerref olup ilk andlaşmayı yaptığımız esnada Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la beraberdim. Ben Akabe'de hazır bulunmayı Bedir'de hazır bulunmaya değişmem, halk Bedir gazasını Akabe biatından daha çok ansa da.

Benim Tebük seferinden geri kalışımla ilgili habere gelince, gerçekten ben hiçbir zaman, o sıradaki kadar güçlü ve zengin olmamıştım. Allah'a kasemle söylüyorum, daha önce hiçbir zaman iki devem olmamıştı. Ama o gazve sırasında iki tane binmeye mahsus devem vardı. Bir de Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gazaya niyet etti mi mübhem ifadeler kullanarak asıl hedefi belli etmezdi. Fakat bu gazvede öyle yapmadı. Çünkü Tebük seferi çok sıcak bir mevsimde oluyordu. Uzak bir seferi ve tehlikeleri göze almış, büyük bir düşmanı hedef edinmişti. Müslümanlar gazve hazırlıklarını tam yapsınlar diye durumu bütün ciddiyetle açıklamış, gidecekleri istikameti gizlemeksizin bildirmişti.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la sefere katılacak Müslümanlar pek çoktu. Askerlerin künyelerini kayıt defreti almıyordu. Kayıt defterinden maksat künyelerin yazıldığı divandı." Ka'b (rivayetine devamla) der ki: "Pek az kimse gözden kaybolmayı (katılmamayı) arzu ediyordu. Bunlar da vahiy gelmedikçe,

Kütübü Sitte - 3.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir