Münafıkûn Sûresi

Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 206

KitapKütübü Sitte - 4.Cilt
Sayfa206–208
SeviyeAlt başlık

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Münafıkûn Sûresi" bölümü 206. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.

Tefsir, Cum'a 2, Büyû 6, Cum'a 38; Müslim, Cum'a 36, (863); Tirmizî, Tefsir, Cum'a, (3308).]{354}

AÇIKLAMA:

Hadisin buradaki vechi, vak'anın namaz sırasında olduğunu ifade ediyor. Ancak başka vecihlerinde hutbe arasında olduğu belirtilir. Yâni, bir cum'a günü, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) cum'a namazının hutbesini okumak üzere minbere çıktığı vakit, hitabet esnasında Medine'ye kervan geliyor. Tabii ki kervanın gelişi mutad olarak belli bir alayiş ve gürültü, neş'e çığlıklarıyla karşılanmaktadır.

Âyet-i kerimenin belirttiği üzere, hutbe dinleyen cemaatten pekçoğu, eski alışkanlıklarının sevkiyle, hutbeyi bırakıp kervanı karşılamaya koşarlar. Cenab-ı Hakk, vahiyde görüldüğü üzere, bu davranışları sebebiyle Ashab'ı itab etmiştir.

Bir rivayette, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in de: "Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, şâyet herkes gitmiş ve (hutbeyi) dinleyen kimse kalmamış olsaydı vâdiden üzerinize ateşten bir sel gelecekti" diyerek bu davranışın fenalığını dile getirmiştir.

Mukâtil İbnu Hayyan'ın ifadesine göre, bu kervan henüz Müslüman olmamış bulunan Dıhye İbnu Halîfe'ye aittir ve Medine'ye girerken davul çalınmıştır.

Âlimlerimiz, hutbenin ayakta okunacağı hakkında âyetten delil çıkarmışlardır. Ancak, rivayetler, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in, namazdan önce okuduğu hutbeyi, iki kısma ayırdığını, iki hutbe arasında bir miktar oturduğunu tasrih ederler.

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ve sünnetine saygı ve bağlılıkta zirveyi tutan Ashab'tan bu davranışın sâdırı, onların yüceliğine gölge düşürmez. Zira, kaydettiğimiz üzere, vak'a Ashâb'ın İslâmî âdâb üzere terbiye dönemine aittir. Bunun başka örneklerine gerek Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şahsı ve gerekse Ashab hakkında Kur'ân-ı Kerim'de rastlamaktayız.

Kur'ân-ı Kerim'in bu vak'aya âyetlerinde yer vermesinden, alışkanlıkların, maddî temayül ve mülâhazaların uyanık bir şuur halinde değerlendirilmemeleri hâlinde, insan üzerinde ne derece hâkim olduğuna, bu fıtrî zaafın iman ve İslâm'a bağlılıkta zirveyi tutan Ashâb'ta bile cârî olduğuna, binâenaleyh bu beşerî zaafın her zaman nazardan uzak tutulmaması gerektiğine dair bir ders ve bir uyarı görmekteyiz.{355}

MÜNAFIKÛN SÛRESİ

1. Hadis-i Şerif

عن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. في قولهِ تعالى: ]لَئنْ رَجَعْنَا إلى المَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الاعَزُّ مِنْهَا الاذَلَّ. قالَهُ عَبْدُاللّهِ بنُ أُبَيٍّ ابنُ سَلُولَ[. أخرجه الشيخان والترمذى .

1. (832)-Hz. Câbir (radıyallahu anh): "...Medine'ye dönersek, şerefli kimseler alçakları and olsun ki, oradan çıkaracaktır" (Münafıkûn, 8) meâlindeki âyet hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Bunu söyleyen (meşhur münafık) Abdullah İbnu Übey İbni Selül'dür." [Buharî, Tefsir, Münâfikun 5, 7; Müslim, Birr 62,

Sayfa 207

(2584); Tirmizî, Tefsir, Münâfıkûn, (2312).]{356}

2. Hadis-i Şerif

وعن زيد بن أرقم رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]خَرَجْنَا مَعَ النّبيِّ ﷺ في سَفَرٍ أصَابَ النَّاسَ فِيهِ شِدَّةٌ. فقالَ ابنُ أُبَيٍّ ابنُ سَلُولَ: لَا تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رسولِ اللّهِ حَتّى يَنْفَضُّوا مِنْ حَوْلِهِ. وَقَالَ: لَئِنْ رَجَعْنَا إلى الْمَدينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الاعَزُّ مِنْهَا الاذَلَّ. فَأتَيْتُ النَّبيَّ ﷺ فَأخْبَرْتُهُ بذَلِكَ. فَأرْسَلَ إلى ابن أُبَيٍّ فَسَأَلَهُ: فَاجْتَهَدَ يَمِينَهُ مَا فَعَلَ. فَقَالُوا: كَذَبَ زَيْدٌ رسولَ اللّه ﷺ، فَوَقَعَ في نَفْسِى مِمَّا قَالُوا شِدَّةٌ. حَتّى أنْزَلَ اللّهُ تعالى تَصْدِيقِى: إذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ. قَالَ ثُمَّ دَعَاهُمْ النَّبيُّ ﷺ لِيَسْتَغْفِرَ لَهُمْ فَلَوَّوْا رُؤُسَهُمْ. وَقوْلُهُ كَأنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ.قَالَ: كَانُوا رِجَالًا أجْمَلَ شَئٍ[. أخرجه الشيخان والترمذى .

2. (833)-Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir sefer esnasında Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le beraber çıkmıştık. Bir ara bütün askerler sıkıntıya düştü. Übey İbnu Selûl (fırsattan istifade) şöyle dedi: "Resûlullah'ın yanındakilere infak etmeyin de etrafından dağılsınlar." Ayrıca şunu da ilâve etti: "Hele Medine'ye bir dönelim, aziz olanlar, zelil olanları oradan sürüp çıkaracaktır." Ben hemen gelip bu sözleri Hz. Peygamber'e haber verdim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Übey İbnu Selûl'e adam göndererek yanına çağırdı ve "Böyle mi söyledin?" diye sordu. İbnu Selûl, böyle bir davranışa yer vermediğine dâir yemin etti. (Orada bulunanlar bu söze inanarak): "Zeyd, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a yalan söyledi" dediler. Bu sözlerine çok üzüldüm. Öyle ki, Cenab-ı Hakk beni tasdiken şu vahyi indirdi: "(Ey Muhammed) münafıklar sana gelince, "Senin, şüphesiz Allah'ın peygamberi olduğuna şehâdet ederiz" derler. Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu bilir, bunun yanında münafıkların yalancı olduklarını da bilir..." (Münâfıkûn, 1).

(Zeyd) der ki: "Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), (onlara: "Özür dileyin de) sizin için Allah'tan mağfiret taleb edeyim" dedi ise de başlarını çevirip gittiler."

Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh), "..Onlar tıpkı sıralanmış kof kütük gibidirler..." (Münâfıkûn 4) meâlindeki âyetle ilgili olarak da şu açıklamayı yaptı: "Münafıklar yakışıklı kimselerdi." [Buharî, Tefsir, Münafikûn 1, 2; Müslim, Sıfâtu'l-Münâfikûn 1, (2772); Tirmizî, Tefsir, Münâfikûn, (3309, 3310).]{357}

AÇIKLAMA:

641. hadiste münafıklarla ilgili geniş bilgi sunulmuştur. Burada hadisin anlaşılmasına yetecek kadar kısa mâlumat sunacağız. Hadiste mevzubahis olan vak'anın hangi sefer sırasında cereyan ettiği hususunda bazı ihtilâflar var. Tebuk Seferi sırasında cereyan ettiği de söylenmiştir. Umumiyetle Müreysi Gazvesi'nde geçtiği belirtilir. Râvileri iltibasa sevkeden husus, kanaatimizce münafıkların bu çeşit hadiselere sıkca yer vermiş olmalarıdır. Esâsen, burada önemli olan hâdisenin cereyan ettiği yer değil, hâdisenin mâhiyetidir.

Hz. Câbir (radıyallahu anh)'in bir rivayetinde, bir sefer sırasında Muhacirlerden çok şakacı (La'âb) birisi, Ensar'dan birinin kabasına eli veya ayağı ile vurarak şaka yapar. Buna çok öfkelenen ensârî meseleyi büyütür, münâkaşaya ve kavgaya döker. Her iki taraf da câhiliye usulünce "Yâ Le'l-Ensâr!" "Yâ Le'l-Muhâcirîn!" diyerek yardım isterler.

Sayfa 206   Okuyucuda devam et

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir