Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 116

Hz. Zeyneb’in Hayatından Bazı Safhalar

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 116. sayfası — Hz. Zeyneb’in Hayatından Bazı Safhalar bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Caiz görenler bu mülâhazaya şöyle cevap vermişlerdir: "Ayette kastedilen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zamanındaki vâhibe (hibede bulunan kadın)dır, mutlak manada "hibe"nin kendisi değildir, öyle ise hibe kelimesiyle nikah caiz olur ve mehrin tasrihi gerekmez."

Hadisle ilgili ikinci bir mesele, Hibe lafzı ile nikahın sahih olup olmayacağı meselesi: Şafiîler başta, bir kısım âlimler nikâhın "nikâh" veya "tezvic" kelimeleriyle sahih olacağına hükmetmiştir. Çünkü bu iki kelime Kur'ân ve hadisle gelen sarâhate uygundur. Ancak çoğunlukla ulemâ, nikâh ve tezvic manalarını ifade eden kinâyelerin de sahih olacağına hükmetmiştir. Tahâvî, bu meselede talakla kıyasda bulunur, zira talâkın sahih olması için sarih olan talâk kelimesi de kullanılabilir, bu manayı ifade eden kinâyeler de kullanılabilir, yeter ki talak kasdı da bulunsun.

2- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e sarfettiği söze gelince; Ahzâb suresinin 50'nci ayetinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın evlenebileceği kadınları saydıktan sonra, bu sayılanlardan istediğini alabileceğini beyan eden 51'inci âyette geçen: "Onlardan kimi dilersen geribırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin..." meâlindeki âyet gelince Hz. Aişe'nin sarfettiği söz dikkat çekicidir: Şöyle der: يا رسول اللّه ما أَرَى رَبَّكَ إلَّا يُسَارع في هَواك Metinde bu ibareyi: "Ey Allah'ın Resûlü, görüyorum ki Rabbin seni memnun kılmaya ehemmiyet veriyor" diye tercüme ettik. Kelime kelime tercüme edince su-i edeb ifade eden bir mâna çıkar. Kurtubî bu ifadeyi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın -zahiren su-i edeb gibi görünmekle birlikte, söylendiği şartlar çerçevesinde değerlendirerek- normal karşıladığı başka sözlerle ilgi kurarak yanlış anlaşılmayı önler. Der ki: "Bu söz, nazdarlık ve kıskançlık karışımı bir hâlet-i ruhiyenin sevkiyle söylenmiştir. Nitekim, ifk hadisesinde kendisini tebrie eden vahiy geldiği zaman ebeveyni Hz. Aişe'ye: "Kalk, Resûlullah'ın başını öp (teşekkürünü ifade et)!" deyince, Hz. Aişe: "Hayır, size teşekkür etmiyorum, sâdece Allah'a hamdediyorum." demiştir. Hz. Aişe'nin bu sözü de -Resûlullah'ın o sırada normal karşıladığı- mezkur sözü nezdindedir. Aksi takdirde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, hevâ nisbet etmek, sözün zâhirine hamledilemez. Çünkü O, "Hevasından konuşmaz..." (Necm, 3) ve hevasına göre hareket etmez. Hz. Aişe ما أَرَى رَبَّك إلَّا يسارع فى مرضاتك yani "Görüyorum ki Rabbin, seni mennun etmede gecikmiyor" demiş olsaydı daha muvafık düşecekti. Mamafih kıskançlık sebebiyle söylenen bu çeşit sözler hoş karşılanır."

Kurtubî'nin bu açıklamasına aynen katılmamak mümkün değildir. Çünkü bir sözü değerlendirirken şu soruları sormak belâgat kaidesidir: "Kim söylemiş, kime söylemiş, ne maksadla söylemiş, ne makamda söylemiş?" Aksi takdirde, Hz. Aişe söylemiştir, biz de söyleyebiliriz diye, herhangi bir âyet veya sünnetin değerlendirilmesinde böyle bir tâbir kullanacak olsak, su-i edeb olur, fıska, küfre bile götürebilir.

3- Âyetin muhtevasının anlaşılmasına gelince: Yukarıda meâlini verdiğimiz âyetin muhtevasını kavramak için, bu âyetten önce nâzil olan ve "tahyir" (muhayyer bırakma) âyeti olarak bilinen şu âyeti görmemiz gerekir. (Meâlen): "Ey peygamber, zevcelerine de ki: "Eğer siz dünya hayatını ve onun zinet (ve ihtişam)ını arzu ediyorsanız gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah'ı, peygamberlerini ve âhiret yurdunu diliyorsanız şüphe yok ki, Allah, içinizden güzel hareket edenler için büyük bir mükâfat hazırlamıştır." (Ahzab, 28-29).

Buhârî'nin rivayetine göre, bu âyet nâzil olunca Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'den başlayarak teker teker kadınlarını ziyaret ederek âyeti okuyup, muhayyer bıraktı. Bütün kadınlar şu meâlde cevap verdiler: "Ben Allah'ı, Resûlullah'ı ve âhiret muradımı isterim."

Ümmühâtu'lmü'minîn'in bu cevapları takdir ve tahsin edilerek, sadedinde olduğumuz (51 numaralı) âyetle bunu tâkip eden, 52 numaralı âyet nâzil oldu. Bu âyetin meâli şöyle:

"Bundan sonra kadınlar(ı alman) ve bunları herhangi zevcelere değiştirmen, güzellikleri hoşuna gitse de, sana helâl olmaz. Sağ elinin mâlik olduğu (câriyeler) müstesnâ..." (Ahzâb,52).

Bu âyetler, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a yeni evlilikler yapmayı yasaklıyordu. Tefsir kitaplarının ufak tefek ihtilâfları bir tarafa, bu vahiy geldiği sırada dokuz hanımı hayatta idi ve bunlar şunlardı: Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Ümmü Habibe, Sevde Bintu Zemea, Ümmü Seleme, Safiyye, Meymune, Zeyneb Bintu Cahş,

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir