Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 167
Kölelikten Yükselenler
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 167. sayfası — Kölelikten Yükselenler bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
İran asıllı Selman, Bizans asıllı Süheyb, Habeş asıllı Bilâl'e diğer ashab arasında müstesnâ bir yer ve değer vermesi gibi vak'aları bir kere daha hatırlatabiliriz.
Şimdi vereceğimiz birkaç misalle Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in getirdiği bu prensip sayesinde pek çok kimsenin kölelikten efendiliğe, âlimliğe, vâliliğe, sultanlığa yükselmiş bulunduklarını göstermeye çalışacağız. Şunu da kaydedelim ki, bu prensip sadece köleleri yükselterek onlara hizmet sunmuş olmuyor, aynı zamanda onları İslâm'a hizmet çarkına sokmuş olmakla İslâm'ın güçlenmesine, teâlisine de katkıda bulunuş olmaktadır.
Hz. Ömer'den Bir Misal: Hz. Ömer'le alakalı olan şu rivayet, Ashâbın mevzumuzla alakalı sayısız tatbikatına bir örnek olarak burada kayda değer: "Hz. Ömer Mekke'ye giderken kendisine, Usfân nâm mevkide, Hz. Ömer (radıyallahu anh)'i, Mekke valisi Nâfii İbnu Abdi'l-Hâris karşılar. Hz. Ömer'le aralarında şu konuşma geçer:
"- Vâdi ahalisi üzerine (Mekke halkına) kimi halef bıraktın?"
"- Onlar üzerine İbnu Ebzâ'yı bıraktım."
"- İbnu Ebzâ da kim?"
"- Mevâlilerimizden (azadlı kölelerden) biridir."
"- Yâni (Kureyş'ten ve Resûlullah'ın ashâbından pek çok kimselerin bulunduğu bir yere) bir azadlıyı mı halef bıraktın?"
"- Evet. Zira o, Allah'ın kitabını iyi bilir, ferâizi iyi bilir, adaletle hükmeder."
"- Öyleyse (isabetli davranmışsın), zira Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "Allah bu kitap sâyesinde bir kısım kavimleri yükseltecek, bir kısmını da alçaltacaktır."
Haccâc'dan bir Misâl: Bu mevzuda vicdanlara kök etmiş olan telâkkiyi ve bundaki samimiyeti anlamaya yardımcı olacak bir diğer rivayet de zâlimliğiyle şöhret yapmış Haccâc ile alâkalıdır. Haccâc, Hâlid İbnu Safvan'a sorar:
"- Basra ahalisinin büyüğü (seyyidi) kimdir?"
"- Hasan'dır (meşhur Hasan-ı Basrî)."
"- Bu nasıl iş, o bir azadlıdır (mevlâ)"
"- İnsanlar dine müteallik işlerinde ona muhtaç oldular. Onun ise, onların dünyalarına hiç ihtiyacı yok. Ben Basra eşrafından olup da onun ders halkasına katılıp onu dinlemek, ilminden yazmak iştiyakı göstermeyen tek kişi görmedim." (Bu söz üzerine Haccâc belki de istemeyerek takdirini ifade etmek zorunda kalarak şöyle der):
"- Vallahi bu büyüklüktür (seyyidlik)."
Selmân-ı Fârisî Farslara Karşı: Aslen bir köle olan Selmân-ı Farisî'nin daha önce de temas ettiğimiz Müslümanlıkta elde ettiği mevki, mevzumuz açısından ehemmiyet taşıdığı gibi, bizzat İranlılara karşı, soydaşlarına karşı askerî bir seferi idare etmesi de ibret alınacak bir başka noktadır. İlk devirlerde, diğer milletlere nazaran ihraz ettikleri değişik pozisyonları sebebiyle İslâm'ın cibillî sahipleri durumunda olan Arapların samimi davranışları, bunlara gösterdikleri hakiki kardeşlik, İslâm'a sonradan giren Müslümanları da gerçekten samimi olmaya sevketmiştir. Bunun en güzel misali, söylediğimiz gibi Selmân-ı Farisî'nin İran'ın fethi için hazırlanan bir askerî birliğe komutan olarak katılmış olmasıdır. Rivayetler, kuşatılan kale halkına saldırmazdan önce mühlet tanıdığını ve Farsça olarak kale halkına şu hitabede bulunduğunu kaydederler: "Ben sizden bir kimseyim, İranlıyım. Görüyorsunuz, Araplar benim emrim altında ve bana
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir