Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 180
Kamer Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 180. sayfası — Kamer Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Zaman zaman bazı beytlerini inşâd ettiği ve hatta: "Ümeyye Müslüman olayazdı" dediği rivayet edilir. Bâzı rivayetler onun Müslüman olmaya azmettiğini bile kaydeder. İbnu's-Seken, onu es-Sahâbe'de zikreder, İslâm ona ulaşmadı der. Ancak Müslüman olup hicret etmek üzere yola çıktığı, Bedir'e kadar geldiği, orada Müslümanların müşrikleri öldürüp Bedir Kuyusu'na attıklarını duyunca , müşrikler için mersiye yazdığı ve kâfir olarak dokuzuncu hicri senede Tâif'te öldüğü ittifakla kabul edilir.
Lemem'in ne olduğu hususunda farklı fikirler ileri sürülmüş ise de Cumhur "küçük günahlar" diye açıklamıştır. "Bu, zinâdan küçük olan öpme, gamze, nazar" demiş ve hakkında had cezası vârid olmayan yalana benzetmiştir.
Büyük Günah'ı da: "Allah'ın ateşle korkuttuğu her günah" veya "Hakkında had cezası konmuş olan suçlar: Katl, zina, kazf, hırsızlık... gibi" veya "fâilini şiddetle zemmettiği fiiller..." diye târif etmişlerdir.
Fevâhiş (fahişe'nin cem'idir) de, hakkında vaid (cehennemle korkutma) gelen her günah" veya "hassaten zinâ" diye açıklanmıştır.{305}
KAMER SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]جَاءَ مُشْرِكُو قرَيْشٍ يُخَاصِمُونَ رسولَ اللّه ﷺ في الْقَدَرَ. فَأنْزَلَ اللّهَ تَعَالى: يَوْمَ يُسْحَبُونَ في النَّارِ عَلَي وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ إنَّا كُلَّ شَئٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ[. أخرجه مسلم والترمذى .
1. (806)-Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kureyş müşrikleri, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le kader mevzuunda tartışmak için geldiler. Bunun üzerine şu âyet nâzil oldu (meâlen): "O gün onlar yüzleri üstünde sürüklenirler. (Onlara) tadın cehennemin dokunuşunu" (denilir). Şüphesiz ki biz, herşeyi bir takdir ile yarattık" (Kamer, 48-49). [Müslim, Kader 19, (2656); Tirmizî, Kader 19, (2158), Tefsir, Kamer, (3286); İbnu Mâce, Mukaddime 10, (83).]{306}
AÇIKLAMA:
Nevevî, burada kaderin imanın bir rüknü olan mâruf kader manasında kullanıldığını belirtir. Bu Cenâb-ı Hakk'ın önceden takdir edip, takdirinin değişmiyeceği hususunda hükmetmiş olması, ilim ve irâdesinin olacak şeye sebkat etmesi (yâni önceden ilmiyle bilmesi ve bu bilgisine irâdesiyle hükmetmiş olması) demektir. Ebu'l-Velid el-Bâci başka manaya da hükmetmişse de Nevevî onun görüşüne katılmaz.
Sadedinde olduğumuz âyet-i kerime ve hadis-i şerif, kaderin sübûtu hususunda kesin nassdırlar. Ayrıca kader deyince muayyen bir şey kastedilmediğini, her şeye şâmil bir kader sözkonusu olduğunu ifade ederler. Yani her şey ezelde Allah tarafından takdir edilmiştir ve Cenab-ı Hakk her şeyi ilmiyle ezelden beri bilmektir.{307}
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir