Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 192
Mücâdele Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 192. sayfası — Mücâdele Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
buyurdu. Kadın tekrar tekrar müracaat ederek:
"- Kurbanın olayım, nazar buyur ey Allah'ın Resûlü!" diye ısrar etti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in cevabı değişmeyince kadın Allah'a yönelerek:
"- Allahım yalnızlığımın şiddetinden ve bana zor gelecek olan ayrılmanın acısından sana şikâyet ederim. Küçük çocuklarım var, onları ona bıraksam zâyi olacaklar, kendime alsam aç kalacaklar!" diye ağlıyor başını göğe kaldırıyor:
"- Allah'ım, sana şikâyet ederim, Allah'ım Peygamberinin lisanına bir vahiy indir!" diyordu. Oradan ayrılmadan, yukarıda kaydettiğimiz âyet ve devamı nâzil oldu. Bu âyetlerde Cenâb-ı Hakk cahiliye devrindeki zıhâr diye bilinen boşama çeşidinin İslâm'daki yerini, müeyyidesini tesbit ediyordu. Âyetin devamı şöyle:
"İçinizden "zıhâr" yapagelenlerin karıları onların anaları değildir. Anaları kendilerini doğuranlardan başkası değildir. Şüphe yok ki onlar herhalde çirkin ve yalan bir lâf söylüyorlar. Muhakkak Allah çok bağışlayıcı, çok affedicidir. Kadınlarından zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra dediklerini geri alacaklar için, birbiriyle temas etmezden evvel bir köle âzâd etmek lâzımdır. İşte size bununla öğüt veriliyor. Allah, ne yaparsanız, hakkıyla haberdardır. Fakat kim bunu bulamazsa, yine birbiriyle temas etmezden evvel, fasılasız iki ay oruç tutsun. Buna da güç yetiremezse altmış yoksul doyursun. Keffâretteki bu hafifletme Allah'a ve Peygamberine imanda sebat etmekte olduğunuz içindir. Bu hükümler Allah'ın tayin ettiği hadlerdir. Bunları kabul etmeyen kâfirler için ise elem verici bir azab vardır" (Mücâdele, 2-4).{328}
2. Hadis-i Şerif
وعن خولة بنت مالك بن ثعلبة قالت: ]ظَاهَرَ مِنِّى زَوْجِى أوْسُ بنُ الصَّامِتِ فَجِئْتُ رسولَ اللّهِ ﷺ أشْكُو إلَيْهِ، ورسُولُ اللّهِ ﷺ يُجَادِلُنِى فِيهِ وَيَقُولُ: اتّقِ اللّهَ فإنَّهُ ابْنُ عَمِّكَ، فَمَا بَرِحْتُ حَتَّى نَزَلَ الْقُرآنُ: قَدْ سَمِعَ اللّهُ قَوْلَ الَّتِى تُجَادِلُكَ في زَوْجِهَا إلى الْفَرْضِ. قَالَ: يَعْتِقُ رَقَبَةً. قُلْتُ: لَا يَجِدُ. قَالَ: فَيَصُومُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ. قُلْتُ: يَا رسولَ اللّه إنَّهُ شَيْخٌ كَبِيرٌ مَا بِهِ مِنْ صِيَامٍ. قَالَ: فَلْيُطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِيناً. قُلْتُ: مَا عِنْدَهُ شَئٌ يَتَصَدَّقُ بِهِ. قَالَ: فَإنِّى سَأعِينُهُ بِعَرَقٍ مِنْ تَمْرٍ. قُلْتُ يَارسولَ اللّه: وَأنَا أعِينُهُ بِعَرَقٍ آخَرَ. قَالَ: قَدْ أحْسَنْتِ. اذْهَبِى فَأطْعِمِى بِهَا عَنْهُ سِتِّينَ مِسْكِيناً وَارْجِعِى إلى ابْنِ عَمِّكِ. قَالَ: وَالْعَرَقُ ستُونَ صَاعاً[. أخرجه أبو داود .
2. (818)-Havle bintu Mâlik İbni Sa'lebe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Kocam Evs İbnu's-Sâmit bana zıhârda bulunmuştu. Derhal Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e şikayete geldim.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a durumu arzedince bana: "Allah'tan kork, o senin amcaoğlundur" diye onun hakkında beni iknâya çalışıyordu. Ben ısrarıma devam ettim. Derken âyet nazil oldu. "(Habibim) zevci hakkında seninle direşip duran (nihayet hâlinden) Allah'a şikayet etmekte olan kadının sözünü umduğu veçhile Allah dinlemiştir..." (Mücadele, 1).
Vahiy üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):"- Kocan bir köle âzâd eder" buyurdu. Ben:"- Onun kölesi yok!" dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"- Öyleyse ard arda iki ay oruç tutar" dedi. Ben tekrar:
"- Ey Allah'ın Resûlü, kocam çok yaşlıdır, oruca tahammül edemez!" dedim.
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir