Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 194
Mücâdele Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 194. sayfası — Mücâdele Sûresi bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Tefsir, Mücâdele, (3297).]{331}
AÇIKLAMA:
Âyet-i kerime, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e hususi şekilde müracaatla bir meselesini arzetmek, duasını taleb etmek, soru sormak isteyeceklere önceden sadaka vermelerini emretmektedir.
Şârihler bu emirde, başlıca iki gaye görürler.
1- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le hususi görüşmenin ehemmiyetini büyütmek, kıymet ve hürmetini artırmak. Çünkü, derler, kişi, bir şeyi meşakkatle, zorlukla elde ederse onu mühim ve kıymetli bilir, kolayca elde ederse değersiz görür.
Bu emirle pek çok fakir mü'minin faidelenmiş olacağı da tabiidir.
2- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e müracaatı azaltmak. Bu önceki kadar mühim bir husustur.
Bunu anlamak için İbnu Abbas'ı dinleyelim: "Halk, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a birşeyler sormak için müracaatta çok ileri gittiler. Öyle ki, bu durum Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm)'e meşakkat vermeye başladı. Cenab-ı Hakk, Resûlünün zahmetini hafifletmeyi ve halkı da bu davranıştan uzaklaştırmayı irâde buyurdu. Bu maksadla, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a müracaattan önce sadaka vermelerini emretti."
Âyetin nüzul sebebiyle ilgili olarak Katâde şunu rivayet eder:
"Bu âyet zenginler hakkında indi, çünkü onlar sıkça uğruyor ve cemaatlerde fukaralara galebe çalıyorlardı, öyle ki Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onların oturmalarının ve hususi görüşmelerinin uzamasından rahatsız olmaya başlamıştı. Sadaka ile emredildikleri vakit hususi müracaattan vazgeçtiler. Çünkü fakirler ve darlık sahipleri sadaka verecek bir şey bulamadılar, zenginler ve varlık sahileri de cimrileştiler."
Bu durum Ashab-ı Kiram üzerine epeyce bir sıkıntı ve darlanma getirmişti ki ruhsat ifade eden âyet nazil oldu: ذلك خير لكم واطهر Yani: "Hususi görüşmezden önce sadaka vermeniz sizin için daha hayırlı, (günâhlarınızı daha ziyâde) temizleyicidir. Fakat (verecek bir şey) bulamazsanız, şüphesiz Allah mağfiret edicidir..."
Böylece, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e hususi müracaat ihtiyacı duyan fakirlere de tekrar yol açılmış oldu.
Hz. Ali'nin bu maksadla verilecek sadakayı bir kıl ağırlığı (altın) ile miktara bağlaması, çok az bir miktarın da makbul addedilmesi kanaatini ifade eder. Bu sözü üzerine Hz. Peygamber ona: "sen zehidsin" der. Zehid; "malı az olan" demektir. Yani: "Sen malı az olan bir kimsesin, kendine uygun şekilde miktar tayin ettin" demektir.
İbnu Abbas (radıyallahu anh)'tan ve Katâde'den gelen iki rivâyetin birbirini tamamladığı söylenebilir.
Burada şu hususu belirtmede fayda var: Verilecek bu sadaka Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şahsına değil, fukarayadır. Çünkü Hz. Peygamber hediye alır idiyse de sadaka ve zekât almazdı. Dahası, sadaka ve zekâtı sâdece şahsına değil Âl-i Beyt-i Nebevi'ye de haram etmişti, onlar da almazlardı.
Tefsirlerde Hz. Ali'nin şu menkıbesi kaydedilir: Kur'ân-ı Kerim'de bir âyet vardır, onunla benden evvel kimse amel etmedi, benden sonra da kimse amel etmeyecektir: Necvâ (hususi müracaat) ayeti: يا ايها الذين آمنوا اذا ناجيتم الرسول. .. (Mücadele, 12). Bu ayet nazil olduğu zaman yanımda bir dinar
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir