Kütübü Sitte - 4.Cilt — Sayfa 65

Netice:

Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının 65. sayfası — Netice: bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

﹛قَالَ لِى: يَا عَائِشِةُ احْمَدِى اللّهَ تعاَلى فإنَّهُ قَدْ بَرَّأكِ، فقَالَتْ لِى أمِّى

قُومِى إلى رَسُولِ اللّهِ ﷺ فَقُلْتُ: وَاللّهِ لَا أقُومُ إلَيْهِ وَلَا أحْمَدُ إلَّا اللّه تَعَالى هُوَ الَّذِى أنْزَلَ بَرَاءَتِى فَأنْزَلَ اللّهُ تعالى: إنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالافْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ. الْعَشْرَ الآياتِ. فَلَمَّا أنْزَلَ اللّهُ تعالى هذَا في بَرَاءَتِى قَالَ أبُو بَكْرِ الصِّدِّيقُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: وَكانَ يُنْفِقُ عَلَى مِسْطَحِ بن أثَاثَةَ بِقَرَابَتِهِ مِنْهُ وَفَقْرِهِ: وَاللّهِ لَا أنْفِقُ عَلَى مِسْطَحٍ شَيْئاً أبداً بَعْدَ مَا قَالَ لِعَائِشَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها. فَأنْزَلَ اللّهُ تعالى: وَلَا يأتَلِ أولُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ، إلى قولِهِ: وَاللّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ. فقَالَ أبُو بَكْرٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: بَلَى وَاللّهِ إنّى لاُحِبُّ أنْ يَغْفِرَ اللّهُ لِى فَرَجَّعَ إلى مِسْطَحٍ النَّفَقَةَ الَّذِى كانَ يَجْرِى عَلَيْهِ وَقَالَ: وَاِللّهِ لَا أنْزَعُهَا مِنْهُ أبداً. قَالَتْ عَائِشَةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْها: وَكانَ رسولُ اللّه ﷺ سَألَ زَيْنَبَ بِنْتَ جَحْشٍ عَنْ أمْرِى فَقَالَ: يَا زَيْنَبُ مَا عَلِمْتِ وَمَا رَأيْتِ؟ فقَالَتْ يَارسُولَ اللّهِ: أحْمِى سَمْعِى وَبَصَرِى، واللّهِ مَا عَلِمْتُ عَلَيهَا إلَّا خَيراً وَهِىَ الَّتِى كانَتْ تُسَامِينِى مِنْ أزْوَاجِ النَّبِيِّ ﷺ فَعَصَمَهَا اللّهُ تَعالَى بِالْوَرَعِ. قَالَتْ: فَطَفِقَتْ أُخْتُهَا حَمْنَةُ تُحَارِبُ لَهَا فَهَلَكتْ فِيمَنْ هَلَكَ مِنْ أصْحَابِ الافْكِ. وَكانَ مِنْ أهْلِ الافْكِ أيضاً حسَّانُ بنُ ثَابتٍ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. قَالَ عُرْوَةُ: وَكانَتْ عَائِشَةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْها تَكْرَهُ أنْ يُسَبَّ عِنْدَهَا حَسَّانُ. وَتَقُولُ هَوَ الَّذِى قَالَ:فَإنَّ أبى وَوَالِدَهُ وَعِرْضِى لِعِرْضِ مُحَمَّدٍ مِنْكُمْ وِقَاءُقَالَ مسروق بن الاجدع: دَخَلتُ عَلَى عَائِشَةَ رَضِىَ اللّهُ عَنْها وَعِنْدَها حسَّانُ ابنُ ثَابِتٍ يُنْشِدُهَا شِعْراً يُشَبِّبُ بِهِ أبْيَاتٍ فَقَالَ: حَصَانٌ رَزَانٌ مَا تُزَنُّ بِرِيبَةٍ وَتُصْبِحُ غَرْثِى مِنْ لُحُومِ الْقَوافِلِ فَقَالَتْ لَهُ عَائِشَةُ رَضِىَ اللّهُ عَنْها:]لَكِنَّكَ لَسْتَ كَذلِكَ، قَالَ مَسْرُوقٌ لَهَا: أتَأذِنِينَ أنْ يَدْخُلَ عَلَيْكِ وَقَدْ قَالَ اللّهُ تعالى: وَالَّذِى تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ. قَالَتْ: وَأيُّ عَذَابٍ أَشَدُّ مِنَ الْعَمَى، وَقالتْ: فَإنَّهُ كانَ يُنَافِحُ عنْ رسولِ اللّهِ ﷺ[. أخرجه الخمسة إِلَا أبا داود."العُلْقَةُ" بضم العين وسكون اللام بعدها قاف: قدر ما يمسك الرمق من الطعام. وقولها. "يُريبُنِى" أى يشككنى. "والْغَمْصُ" العيب. "والدَّاجِنُ" الشاة التى تألف البيت. وقوله "مَنْ يَعْذُرِ" أى من يقوم بعذرى فَلَا يلومنى إن كافأته على سوء صنعه. "والْبُرَحَاءُ" الشدة. وقول حسان في شعره. "وَتُصْبِحُ غَرْئَى" أى جائعة فَلَا تغتاب أحداً .|﹜

3. (718)-Zührî merhum, Urve ve başkalarından almış olarak Hz. Aişe'nin şu rivayetini nakleder:

"Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) buyurmuştur ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir sefere çıkacağı zaman kadınları arasında kur'a çeker, kur'a kime çıkarsa onu beraberinde sefere götürürdü.

Bir sefer sırasında da benim okum çıktı ve yolculuğuna ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol sırasında deve sırtında giden bir mahmil içinde taşınıyordum. Konak yerlerinde de onun içinde iken iniyordum. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın o gazvesi sona erinceye kadar hep böyle yol aldık. Nihayet geri döndü ve Medine'ye yakın bir yerde konakladık. Geceleyin bir müddet kaldıktan sonra dönüş emri verildi. Dönüş emri çıktığı sırada ben kalkıp (kâzayı hacet için tek başıma) ordudan ayrılıp gittim. İhtiyacımı gördükten sonra bineğime geri geldim. O sırada göğsümü yokladım. Yemen'in göz boncuğundan yapılmış gerdanlığım kopmuştu. Aramak üzere geri döndüm. Onu aramak beni epeyce oyaladı. Benim bineğimle meşgul olan askerler gelip mahmilimi deveme yüklemişler. Zannetmişler ki ben mahmilin içindeyim. O zamanlar kadınlar çok hafifti. Az yedikleri için şişman değillerdi. Askerler mahmilini kaldırırken hafifliğine şaşırmayıp yüklemişler. Ben zaten küçük yaşta bir kadındım: Hülâsa devemi sürüp gitmişler.

Ordu gittikten sonra gerdanlığımı buldum. Ordugâha geri döndüğüm zaman kimseyi bulamadım. Herkes gitmişti. Önce bulunduğum yere geldim. Beni bir müddet sonra kaybetmiş olduklarını farkederek aramaya geleceklerini düşündüm. Bu halde iken uyku bastırmış ve uyuyup kalmışım.

Safvan İbnu Muattal es-Sülemî -ki bilâhere (Zekvan'da ikamet ederek) Zekvânî ünvânını da almıştır- (geri

Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir