Yâsîn Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 126
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Yâsîn Sûresi" bölümü 126. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
2. Hadis-i Şerif
وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما في قوله تعالى: ]وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ. قالَ: هُوَ رسُولُ اللّه ﷺ باِلْقرآنِ[. أخرجه رزين
2. (757)-İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ): "Onlar orada şöyle bağrışırlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yapmış olduğumuzdan bambaşka iyi amel (ve hareketler)de bulunacağız." Size, iyice düşünecek kimsenin düşünebileceği, öğüt kabul edilebileceği kadar ömür vermedik mi? Size (azâb ile) korkutan da gelmişti. Şimdi tadın (o azâbı)! Artık zâlimler için hiçbir yardımcı yoktur" (Fâtır, 37) âyetinde geçen "korkutan da gelmişti" ibâresinde kastedilen şeyin Kur'ân'la gelmiş olan Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) olduğunu söyledi."
[Rezin ilâvesidir, kaynağı bulunamamıştır.]{206}
YÂSÎN SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. ]أنَّ رسولَ اللّه ﷺ قالَ: لِكُلِّ شئٍ قَلْبٌ وَقَلْبُ الْقُرآنِ يس؛ وَمَنْ قَرَأهَا كَتَبَ اللّهُ تعالى لَهُ بِقرَاءَتِهَا قِرَاءَة الْقُرآنِ عَشْرَ مَرَّاتٍ دُونَ يس[. أخرجه الترمذى .
1. (758)-Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'ân'ın kalbi de Yâ-Sîn'dir. Kim bu sureyi okursa, Cenab-ı Hakk, bu okuması sebebiyle kendisine, Kur'ân-ı Kerim'i -Yâ-Sîn hariç- on kere okumuş sevabını verir." [Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 7, (2889).]{207}
AÇIKLAMA:
Hadiste kalbten maksat öz ve hülâsa demektir. Yâ-Sîn suresinin Kur'an-ı Kerim'in kalbi olması demek, Kur'ân-ı Kerim'de yer alan ana meseleler bu surede özetlenmiştir, demektir. İmam Gazâli: "Kur'ân-ı Kerim'in en mühim dâvasının imân olduğunu, bunun da haşir ve neşrin itiraf ve tasdikiyle sıhhat kazandığını, Yâ-Sin suresinde haşir ve neşir meselesinin en beliğ şekilde ifade edildiğini, bu sebeple Kur'an'ın kalbi olma vasfına liyakat kazandığını" belirtmiş; yüce müfessirimiz Fahreddin-i Râzî de bu yorumu yerinde bulmuştur.
Yâ-Sîn'i okumanın on misli sevaba vesile olması ise şöyle izah edilmiştir: Hangi amelin ne miktar sevaba vesile olacağını takdir işi Allah'ın dilemesine kalmıştır. Madem ki O (celle şânuhu) Yâ-Sîn için bu takdirde bulunmuştur, bunu da Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm)'i haber vermiştir, bizlere öylece öğrenmek ve tasdik etmek düşer. {208}
2. Hadis-i Şerif
وعن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَتْ بَنُوا سَلَمةَ في ناحيَةِ الْمَدِينَةِ فَأرَادُوا النُّقْلَةَ إلى قُرْبِ الْمَسْجِدِ فَنَزَلتْ هذِهِ الآيةُ: إنَّا نَحْنُ نُحْيىِ الْمَوْتَى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ. فَقَالَ رسولُ اللّه ﷺ: إنَّ آثَارَكُمْ تُكْتَبُ. فَلَمْ يَنْتَقِلُوا[. أخرجه الترمذى .
2. (759)-Ebu Saîdi'l-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: Benî Seleme Medine'nin uzakça bir kenarında meskûn idi. Mescid-i Nebevi'nin yakınlarına taşınmak istediler. Bunun üzerine şu meâldeki âyet indi: "Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan biziz. Herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır" (Yâ-Sîn, 11). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Ayak izleriniz (sevap olarak) yazılıyor" dedi. Yerlerinde kaldılar." [Tirmizî, Tefsir, Yâ-Sin, (3224).]{209}
AÇIKLAMA:
Benî Seleme, Ensâr'dan bir gruptur. Buhârî'de gelen bir rivayete göre, yurtları mescide uzak olduğu için gelip gitmede bazı zorluklarla karşılaşırlar. Bundan kurtulmak için eski yurtlarını bırakarak yakın bir yere yerleşmeyi düşünürler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'nin (bazı yerlerinin) ıssız bırakılmasını hoş görmeyerek: "Attığınız adımların sevabını düşünmüyor musunuz?" der ve mâni olur.
Hayır yolunda atılan her adımın sevap vesilesi olduğu, yukarıdaki âyette ifade edilmiştir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona dayanarak Benî Seleme'ye kesin ifadede bulunmuştur. Gerçi ayette geçen âsâr kelimesi -ki dilimize de aynen girmiştir- iki mânâya gelir:
1- Ayak izi,
2- Geride bırakılan eserler. Öyle ise camiye veya hayra gideken atılan her adım, âyetin beşâretine dahil olduğu gibi, ölen insanın bıraktığı her bir faydalı, istifade edilen eser de dâhil olmaktadır.
Şurası muhakkak ki âyet-i kerime hayırlı eser diye kayıtlamamıştır. Binaenaleyh bırakılan eser şer ise onun da günahı ölümden sonra gelecek, devam edecek demektir.{210}
3. Hadis-i Şerif
وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]كانَ بِمَدِينَةِ أنْطَاكِيَّةَ فِرْعَوْنٌ مِنَ الْفَرَاعِنَةِ فَبَعَثَ اللّهُ تعالى إلَيْهِمُ الْمُرْسَلِينَ، وَهُمْ ثَلَاثَةٌ قَدَّمَ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَقَوَّاهُمْ بِثَالثٍ فَلَمَّا دَعَتْهُ الرُّسُلُ وَصَدَعَتْ بِالَّذِى أُمِرَتْ بِهِ وَعَابَتْ دِينَهُ. قَالَ لَهُمْ: إنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ؛ قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ: أىْ مَصَائِبُكُمْ[ .
3. (760)-İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Antakya şehrinde firavunlardan bir firavun vardı. Allahu Teâla Hazretleri ora halkına elçiler gönderdi. Bunlar üç kişiydiler. İkisi önce geldi, bunları yalanladılar. Allah bunları bir üçüncüyle takviye etti. Elçiler, onları hakka çağırıp, emredilen şeyleri
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir