Fâtır Sûresi
Kütübü Sitte - 4.Cilt · Sayfa 124
Kütübü Sitte - 4.Cilt kitabının "Fâtır Sûresi" bölümü 124. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Kütübü Sitte - 4.Cilt.
Maahâza bu gibi mânevî mübârezeleri âlem-i şehâdete, bilhassa vazifesi şehâdet ve müşâhede olan insana ilân ve teşhirine recm-i nücûm alâmet ve nişan kılınmıştır...
...Semada yapılan bu recm (taşlama), sema gibi en vâsi dâirelerde bile vukua gelen mübâreze hadisesini insanlara göstermekle, insanların mûtilerini, âsilerle mübârezeye teşvik ile alıştırmaktır."{201}
3. Hadis-i Şerif
وعن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]إذَا تَكَلَّمَ اللّهُ تعالى بِالْوَحْى سَمِعَ أهلُ السَّمَاءِ صَلْصَلَةً كَجَرِّ السِّلْسِلَةِ عَلَى الصَّفَا فَيَصْعَقُونَ فَلَا يزَالُونَ كَذَلِكَ حَتَّى يَأتِيَهُمْ جِبرِيلُ علَيْهِ السّلام؛ فإذَا جَاءَ فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ فَيَقُولُونَ يَاجِبْرِيلُ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ؟ فَيَقُولُ: الحقُّ فَيَقُولونَ الحقَّ الحقَّ[، أخرجه أبو داود .
3. (755)-İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Allahu Zülcelâl hazretleri vahiy suretiyle konuştuğu zaman sema ehli bir ses işitir ki bu, demir bir zincirin düz bir kaya üzerinde hareket etmesiyle çıkan çıngırak sesine benzer. Sema ehli bu sesi duyunca korku ve haşyetten bayılırlar. Cibril (aleyhi'sselam) kendilerine gelinceye kadar bu halde devam ederler. O gelince korku, kalplerinden açılır. Hemen: "Ey Cibril, Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. O: "Hakkı söyledi" der. Sema ehli hep bir ağızdan: "el-Hak, el-Hak" diye söyleşirler. [Ebu Dâvud, Sünnet 22, (4738).]{202}
AÇIKLAMA:
Hadis merfudur. Yani İbnu Mes'ud bu hadisi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den rivayet ediyor. Ancak Buhari'de, mevkuf gibi yani İbnu Mes'ud'un sözü olarak ta'liken kaydedilmiştir.
Hadisin bazı vecihlerinde, ayılan meleklerin birbirine, "Rabbimiz ne dedi?" diye sordukları belirtilir. Burada Cebrâil'e sormaktadırlar.
Bu çeşitten Âlem-i Rubûbiyetin şuûnâtını ihbâr eden hadis ve âyetlerin mâhiyetini bütün künhüyle kavramak mümkün değildir. Bu hadiste, bütün kâinatta cereyan eden haşmetli saltanat-ı İlâhiye'nin bir meselesine bir dikkat çekme var. Önceki hadis de gözönüne alınarak şu söylenebilir: İcraat-ı İlâhiye ile alakalı emirler çıktıkca o saltanatın dâire-i uzmasında münteşir melâike haberdar oluyor ve bunu aralarında söyleşiyorlar. Böylece, onlar seviyesinde, gayb olmaktan çıkmış bulunan ahvâle muttali olmak üzere semaya yükselmeye tevessül eden cin ve şeytanlar şihâblarla taşlanarak geri çevriliyorlar. Bu sırada hırsızlama elde edilen bilgiler kâhinlere, sihirbazlara aktarılmaktadır.{203}
FÂTIR SÛRESİ
1. Hadis-i Şerif
عن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ. ]أنَّ النَّبيَّ ﷺ قالَ في هذِهِ الآية: ثُمَّ أوْرثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهِ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْراتِ بِإذْنِ اللّهِ، قالَ: هؤُلآءِ كُلُّهُمْ بِمَنْزِلَةٍ وَاحِدَةٍ، وَكُلُّهُمْ في الْجَنَّةِ[. أخرجه الترمذى .
1. (756)-Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), "Sonra biz o kitabı kullarımızdan (beğenip) seçtiklerimize miras bıraktık. İşte onlardan kimi nefsine zulmedendir. Onların bâzısı mutedildir, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayrat (ve hasenât yarışların)da öncü ol(up kazan)andır...!" (Fâtır, 32) âyeti hakkında şunu söyledi: "Bunların hepsi aynı makamdadır, hepsi de cennettedir." [Tirmizî, Tefsir, Melâike (Fâtır), (3223).]{204}
AÇIKLAMA:
Burada kastedilen kitap, Kur'ân'dır. Seçilen insanlar da ümmet-i Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'dir. Nefsine zulmeden, mü'minlerin Kur'ân'la amelde kusur edenleridir. Mûtedil olanlar çoğu vakit Kur'ân'la amel eden takımıdır.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu üç grubun da ümmete dahil olduğunu, ümmet-i Muhammed'den olma vasfını koruduğunu belirtmektedir. Hepsi de farklı
mertebelerde olsa bile esas itibariyle cennette yer alacaklardır. Zalim kısmı zulmü sebebiyle cennetten ebedî olarak mahrum kalmayacaktır. Zâlimleri, Rabb-ı rahimin mağfiretine mazhar olarak; mutedilleri, hesaplarını suhûletle vererek; hayırda öncü olanlar da hesâba mâruz kalmadan cennete gireceklerdir. Müfessirler âyet-i kerimeyi böyle açıklarlar.
Şunu belirtmek gerek. Zalimin de bu ümmetten olduğu, kurtuluşa ereceği söylenirken, bundan zâlim linefsihi kastedildiği unutulmamalıdır. Bizzât ayet-i kerimede, فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِِنَفسِهِِ yani "nefsine zulmeden" tabiri kullanılmaktadır. Dolayısiyle zulmü hârice taşıran, Allah'ın kullarına teşmil eden zâlimler bu hükmün dışında bırakılmıştır.
Yine belirtelim ki, zâlim linefsihi olanların bu ümmete dâhil olup kurtuluşa ereceği hükmü bütün âlimlerce te'yid edilen bir husus değildir. Sâdece râcih görüştür, çoğunlukca kabul edilen hükümdür. Bu hükme rüchâniyet kazandıran deliller bizzat Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm)'in müjdeli beyanlarıdır. Biri, sadedinde olduğumuz hadistir. Bir diğeri Ahmed İbnu Hanbel'in Müsned'inde Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh)'nın rivayetidir: Resûlullah, bu rivayette de mezkûr âyeti okur ve şu açıklamayı sunar:
"Öncülere gelince bunlar cennete hesap vermeden girerler. Mûtedillere gelince, bunlar kolay bir hesaptan sonra cennete girerler. Nefislerine zulmedenlere gelince, bunlar mahşer boyunca hapsedilirler. Sonra, Allah onların eksiklerini rahmetiyle telâfi eder. Bunlar bir başka âyette belirtildiği üzere şöyle diyen kimselerdir: "... Bizden tasayı gideren Allah'a hamdolsun. Rabbimiz çok affedici, çok nimet vericidir" (Fâtır, 34).
Yine Ebu'd-Derda'dan yapılan bir başka rivayette nefsine zulmedenleri, mahşerde iken büyük bir tasa ve gam kaplamaktadır. Cenâb-ı Hak onları affederek bundan kurtarmaktadır.{205}
Kütübü Sitte - 4.Cilt uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir