Dokuzuncu Kelime
Miftah-ul İman · Sayfa 52
Miftah-ul İman kitabının "Dokuzuncu Kelime" bölümü 52. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Miftah-ul İman.
izzet cilveleri var. Demek Senin izzetinin âyinesiyiz...
Hem Sensin Gâniyy-i Mutlak! Çünkü biz fakiriz. Fakrımızın eline yetişmediği bir gına veriliyor. Demek gani Sensin, veren Sensin...
Hem Sen Hayy-ı Bâkî'sin! Çünkü biz ölüyoruz. Ölmemizde ve dirilmemizde, bir dâimî hayat verici cilvesini görüyoruz...
Hem Sen Bâkî'sin! Çünkü biz, fenâ ve zevâlimizde Senin devam ve bekânı görüyoruz...
Hem cevap veren, atiyye veren Sensin! Çünkü biz umum mevcudât, kàlî ve hâlî dillerimizle dâimî bağırıp istiyoruz, niyaz edip yalvarıyoruz. Arzularımız yerlerine geliyor, maksûdlarımız veriliyor. Demek bize cevap veren Sensin... Ve hâkeza..."
Bütün mevcûdâtın, küllî ve cüz'î herbirisi birer Veysel Karanî gibi, bir münâcât-ı manevîye suretinde bir âyinedarlıkları var. Acz ve fakr ve kusurlarıyla, kudret ve kemâl-i İlâhîyi ilân ediyorlar...
DOKUZUNCU KELİME:
بِيَدِهِ الْخَيْرُ
Yani:
Bütün hayrât O'nun elinde, bütün hasenât O'nun defterinde, bütün ihsânât O'nun
hazinesindedir. Öyle ise hayr isteyen O'ndan istemeli, iyilik arzu eden O'na yalvarmalı... Şu kelimenin hakikatını kat'î bir surette göstermek için, ilm-i İlâhî'nin hadsiz delillerinden bir geniş delilin emarelerine ve lem'alarına şöyle işâret eder ve deriz ki:
Şu kâinatta görünen ef'âl ile tasarruf edip icad eden Sâni'in, bir muhît ilmi var. Ve o ilim, O'nun zâtının hâssa-i lâzıme-i zaruriyesidir, infikaki muhâldir. Nasılki Güneş'in zâtı bulunup ziyâsı bulunmamak kâbil değil, öyle de; binler derece ondan ziyâde kâbil değildir ki, şu muntazam mevcûdâtı icad eden Zât'ın ilmi O'ndan infikak etsin. Şu ilm-i muhît, o Zât'a lâzım olduğu gibi, taalluk cihetiyle her şeye dahi lâzımdır. Yani, hiçbir şey O'ndan gizlenmesi kâbil değildir. Perdesiz, Güneş'e karşı zemin yüzündeki eşya, Güneş'i görmemesi kâbil olmadığı gibi; o Alîm-i Zülcelâl'in nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kâbildir, muhâldir. Çünkü huzur var. Yani herşey dâire-i nazarındadır ve mukâbildir ve dâire-i şuhûdundadır ve her şeye nüfuzu var. Şu câmid Güneş, şu âciz insan, şu şuursuz röntgen şuâı gibi zînurlar; hâdis, nâkıs ve ârızî oldukları halde, onların nurları, mukâbilindeki her şeyi görüp nüfûz ederlerse;
Miftah-ul İman uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir