Mu'cizât-ı Ahmediye — Sayfa 19

Mu'cizât-ı Ahmediye

Mu'cizât-ı Ahmediye kitabının 19. sayfası — Mu'cizât-ı Ahmediye bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

tevâtür suretinde olsa, kat'îdir. Tevâtür iki kısımdır.

(Hâşiye): Şu risâlede "tevâtür" lâfzı, Türkçe "şâyia" mânasındaki tevâtür değil, belki yakîni ifade eden, yalan ihtimali olmayan kuvvetli ihbardır.

Biri: "Sarih tevâtür", biri: "Mânevî tevâtür" dür. Mânevî tevâtür de iki kısımdır. Biri: "Sükûtî" dir. Yâni, sükut ile kabul gösterilmiş. Meselâ: Bir cemaat içinde bir adam, o cemaatin nazarı altında bir hâdiseyi haber verse, cemaat onu tekzib etmezse, sükut ile mukabele etse, kabul etmiş gibi olur. Hususan, haber verdiği hâdisede cemaat onunla alâkadar olsa, hem tenkîde müheyya ve hatâyı kabul etmez ve yalanı çok çirkin görür bir cemaat olsa, elbette onun sükutu o hâdisenin vukuuna kuvvetli delâlet eder. İkinci kısım tevâtür-ü mânevî şudur ki; bir hâdisenin vukuuna, meselâ; "Bir kıyye taam, ikiyüz adamı tok etmiş." denilse; fakat onu haber verenler, ayrı ayrı surette haber veriyor.. biri bir çeşit, biri başka bir surette, diğeri başka bir şekilde beyân eder; fakat umumen, aynı hâdisenin vukuuna müttefiktirler. İşte, mutlak hâdisenin vukuu, mütevâtir-i bilmânadır, kat'îdir. İhtilâf-ı suret ise, zarar vermez. Hem bazen olur ki; haber-i vâhid, bazı

Mu'cizât-ı Ahmediye uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir