Mu'cizat-ı Kur'âniye — Sayfa 116
Mu'cizat-ı Kur'âniye
Mu'cizat-ı Kur'âniye kitabının 116. sayfası — Mu'cizat-ı Kur'âniye bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
mütebâid, müteaddid muhâtabîn esnâfına müteveccihen mütekellim olduğu halde, öyle bir suhulet-i beyânı, bir cezâlet-i nizamı, bir vuzuh-u ifhâmı var ki; güya muhatabı bir sınıftır. Hattâ herbir sınıf zanneder ki, bil'asâle muhatab yalnız kendisidir. Hem Kur'ân, mütefâvit, mütederric irşadî bazı gayelere îsâl ve hidayet etmek için nazil olduğu halde, öyle bir kemâl-i istikamet, öyle bir dikkat-i müvazenet, öyle bir hüsn-ü intizam vardır ki; güya maksad birdir. İşte bu esbablar, müşevveşiyetin esbabı iken, Kur'ân'ın i'câz-ı beyânında, selâset ve tenasübünde istihdam edilmişlerdir.
Evet, kalbi sakamsız, aklı müstakîm, vicdanı marazsız, zevki selîm her adam, Kur'ân'ın beyanında güzel bir selâset, rânâ bir tenâsüb, hoş bir âhenk, yektâ bir fesâhat görür. Hem, basîresinde selim bir gözü olan görür ki, Kur'ân'da öyle bir göz vardır ki, o göz bütün kâinâtı zâhir ve bâtını ile vâzıh, göz önünde bir sahife gibi görür, istediği gibi çevirir, istediği bir tarzda o sahifenin mânâlarını söyler. Şu Birinci Nur'un hakikatini misaller ile tavzih etsek, birkaç mücelled lâzım. Öyle ise, sair risale-i Arabiyemde ve
Mu'cizat-ı Kur'âniye uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir