Muhâkemât Dersleri — Sayfa 147
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 147. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
ğiyle beraber, gurur-u nefis nazar-ı sathîsini iğfal ile aldatarak ıslah niyetiyle vaz-ı muntazamadan tağyire teşebbüs edip, bilmediği hâlde fabrikayı herc ü merc eder, başını yer.
Dinde sefih olanlar
Sefih, "kıt akıllı" demektir. Ticaretle meşgul olan biri, bakır paraya veya on kuruşa alınacak bir mala bir elmas veya bir altın verse sefih olduğuna hükmedilir ve kendi mallarında tasarrufta bulunmaktan alıkonulur. Bunun zıddını yapsa, yani çok kıymetli bir mala az para verip almak istese, haklı olarak kendisine "yuha" denilir. Böyle biri gerçek anlamda tüccar olamaz, olsa olsa hayal dünyasında yaşayan bir maskara olur.
Bediüzzaman ticarette kullanılan sefih kavramından dinde sefih olanlara intikal eder ve şunlara dikkat çeker:
Dinin hakikatlerini birbirinden ayırt etmeyen, her birisine layık olduğu hak ve itibarı vermeyen ve her hükümde şeriatın sikkesini tanımayan kimse şöyle birine benzer: Gayet muntazam ve büyük bir makine içinde küçük ve latif bir çarkı görüyor. Sathî bakışına göre onun hareket ve vaziyeti büyük çarklara uygun görülmemektedir. Böyle biri
-hem makine fenninde nasipsizdir
-hem de kendini beğenmişin tekidir.
Bu durum onun sathî bakışını iğfal ile aldatır. Bunun sonucu olarak düzeltmek niyetiyle muntazam vaziyetten değiştirmeye teşebbüs eder, bilmediği halde fabrikayı alt üst eder, başını yer.
İşte böyle biri bu makineyi kendi keyfine göre dizayn etmeye kalksa onu bozacaktır. Benzeri bir şekilde bazıları gayet hassas ölçülere sahip olan din hakkında "Bence böyle olmalı" şeklinde yorumlarla zarar vermektedir.
Dinin bencesi
Burada "Dinde 'bence' var mıdır?" sorusu hatıra gelebilir. Din, menşeinde semavidir, âyetlere ve hadislere dayanır. Ama âyet ve hadisler sınırlı, olaylar ise âdeta sınırsız olduğu cihetle, ta Hz. Peygamber devrinden beri nass'ların yorumuna ihtiyaç duyulmuştur. Müslümanların icma ve ittifak ettikleri meseleler olduğu gibi, kıyas ve içtihadı gerektiren meseleler de olmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken durum, dine ait meselelerde işin ehli olan âlim kimselerin icma ve içtihadlarının bir önem taşımasıdır. Dini konularda hüküm verecek kimseler, dini iyi bilen uzman kimseler olmalıdır. İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii gibi müçtehid imamlar "Bana göre böyledir, ben böyle anlıyorum" diyebilirler ve demeye de hakları vardır. Ama doğru dürüst Kur'ânı bile okuyamayan ve hadisleri bilmeyen
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir