Muhâkemât Dersleri — Sayfa 328

Muhâkemât Dersleri

Muhâkemât Dersleri kitabının 328. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Söz bir dilbere benzetilirse, zâtî güzellik endamının düzgünlüğüne, ârizî güzellik ise dış süslere benzetilebilir.

Zâtî güzelliğe sahip olan biri, ârizî güzelliğe de dikkat etse elbette daha da güzelleşir. Fakat bunu yapmadığında o yine güzeldir.

Evet, nazlanan ve istiğnâ gösteren nazeninlerin mehirleri dikkattir ve menzilleri dahi kalbin süveydasıdır. Bunlara giydirdiğim elbise, zamanın modasına muhaliftir. Zira Şarkî Anadolu mektebi denilen yüksek dağlarda büyümüş olduğumdan, alaturka terziliğe alışamadım. Hem de şahsın üslûb-u beyanı, şahsın timsâl-i şahsiyetidir. Ben ise, gördüğünüz veya işittiğiniz gibi, halli müşkül bir muammâyım.

تَمَّ تَمَّ

Nazeninlerin mehirleri

Kolayca ulaşılamayan güzel manalar dilbere benzer. Mehir vermeden dilbere sahip olunamadığı gibi, fehme karşı nazlanan manaların mehri olan dikkat verilmeden o güzel manalara sahip olunamaz. Öte yandan, böyle bir dilbere güzel bir mekân yaraşır. Güzel manaların mekânı da kalbin ta derinleridir.

Bediüzzamanın ana dili Kürtçe olup Türkçeyi sonradan öğrenmiştir. Muhâkemât'ı 1910-1911 yıllarında 34- 35 yaşlarında iken yazmıştır.

"Üslûb-u beyan, aynıyla insan" denilir. Bediüzzaman üstte bunu şöyle ifade eder:£"Şahsın üslûb-u beyanı, şahsın timsâl-i şahsiyetidir.">

Öyle görülüyor ki, lakap olarak zamanın bedii olan Bediüzzaman, üslûp yönüyle de bediü'l-beyandır.

Üstteki Arabî ibare, "Tamam oldu" anlamındadır. Bunu tekraren iki defa söylemesi sanki "Artık tamam, sözü uzatma, diğer konuya geç" gibi bir mülatefe olabilir.

Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir