Muhâkemât Dersleri — Sayfa 340
Muhâkemât Dersleri
Muhâkemât Dersleri kitabının 340. sayfası — Muhâkemât Dersleri bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Lafız-perestlik bir hastalık olduğu gibi, suret-perestlik, üslûb-perestlik, teşbih-perestlik, hayal-perestlik ve kafiye-perestlik şimdi kısmen, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve manayı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır. Hatta bir zarafet nüktesi için veya kafiyenin hatırı için, nice edib edepte edebsizlik etmektedirler. Halk arasında meşhur olan türkülere dikkat edilse, bunların çoğunda kafiyenin zorlamalı bir şekilde sağlandığı görülür. Mana olarak aralarında alaka olmamakla birlikte, böyle olanlar sırf kafiye için bir araya getirilmişlerdir.
Evet, lafza ziynet verilmeli, fakat tabiat-ı mânâ istemek şartıyla..
Ve suret-i mânâya haşmet vermeli, fakat meâlin iznini almak şartıyla..
Ve üslûba parlaklık vermeli, fakat maksudun istidadı müsait olmak şartıyla..
Ve teşbihe revnak vermeli, fakat matlubun münasebetini göze almak ve rızasını tahsil etmek şartıyla..
Ve hayale cevelân ve şâşaa vermeli, fakat hakikati incitmemek ve ağır gelmemek ve hakikate misal olmak ve hakikatten istimdat etmek şartıyla gerektir..
Zarf - mazruf ilişkisi
Güzel manaların güzel lafızlarla anlatılması elbette son derece yerindedir. Ama bunu sırf bir sanat olsun diye yapmak, belağata aykırıdır. Lafız bir zarf, mana ise onun içindeki mektuptur. Asıl olan mektup olmakla beraber, zarfın da mümkünse güzel olmasının bir mahzuru olmaz. Dolayısıyla mananın esas alınması, "Lafza hiç önem verilmesin" anlamına gelmez. Lafza zînet vermek güzeldir, fakat mananın tabiatına uygun olması gerekir.
Keza yeri geldiğinde mananın suretine haşmet vermek son derece etkilidir. Fakat anlattığımız mana buna uygun olmalıdır. Mesela bir milletin var olma veya yok olma durumuna geldiği hayatî bir savaşta gösterilen yiğitlik, destansı bir yiğitlik olur. Ama bir mahalle kabadayısının gösterdiği yiğitlik, böyle bir destanı hak etmez.
Üslûba parlaklık vermek, maksudun kabiliyeti uygun olduğu yerlerde güzel olur. Mesela bir esnafla yapılan alış veriş işlemi günlük muhavere üslûbuyla olur. Ama edip insanların bulunduğu ortamda yapılan bir sohbet daha üst düzey konuşmalarla doludur. Şimdi birisinin esnafla yapılan alış veriş işlemini çok üst düzey bir muhavere yapılmış gibi sunması elbette uygun olmaz.
Matlubun münasebetini göze almak ve rızasını tahsil etmek şartıyla teşbihe parlaklık vermek söze güzellik katar. Fakat hiç münasebet yokken teşbih sanatını kullanmak, israf-ı kelamdır. Bir asker nöbette iken rastgele etrafa ateş açamaz. Söz de mermi gibidir, israf edilmemelidir.
Muhâkemât Dersleri uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir