İkinci Mes'ele-i Mühimme'dir
Nur Çeşmesi · Sayfa 188
Nur Çeşmesi kitabının "İkinci Mes'ele-i Mühimme'dir" bölümü 188. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Nur Çeşmesi.
Semâvât" cümlesini inkâr eden müsteşrik feylesofun inkârından kırkbeş sene evvel Risale-i Nur bu gelen cevabı vermiş:
İkinci Mes'ele-i Mühimme'dir:
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَاْلاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّ
ilâ âhir...
ثُمَّ اسْتَوٰى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
Şu âyet-i kerîme gibi müteaddit âyetler, semâvatı yedi semâ olarak beyan ediyor. İşârâtü'lİ'caz tefsirinde, eski Harb-i Umumî'nin birinci senesinde cephe-i harpte ihtisar mecburiyetiyle gayet mücmel beyan ettiğimiz o mes'elenin yalnız bir hülâsasını yazmak münâsiptir. Şöyle ki:
Eski hikmet, semâvatı dokuz tasavvur edip, lisan-ı şer'îde, Arş ve Kürsi yedi semâvât ile beraber kabul edip acib bir suretle semâvatı tasvir etmiştiler. O eski hikmetin dâhî hükemasının şa'şaalı ifadeleri, nev-i beşeri çok asırlar müddetince tahakkümleri altında tutmuşlar. Hatta çok ehl-i tefsir, âyâtın zâhirlerini onların mezhebine göre tevfik etmeye mecbur kalmışlar. O suretle Kur'ân-ı Hakîm'in i'cazına bir derece perde çekilmişti. Ve hikmet-i cedide nâmı
verilen yeni felsefe ise, eski felsefenin mürur ve ubura ve hark ve iltiyama kâbil olmayan semâvât hakkındaki ifratına mukâbil tefrit edip, semâvatın vücûdunu âdeta inkâr ediyorlar. Evvelkiler ifrât, sonrakiler tefrit edip hakikatı tamamıyla gösterememişler. Kur'ân-ı Hakîm'in hikmet-i kudsiyesi ise, o ifrât ve tefriti bırakıp hadd-i vasatı ihtiyar edip der ki: Sâni'-i Zülcelâl, yedi kât semâvatı halketmiştir. Hareket eden yıldızlar ise, balıklar gibi semâ içinde gezerler ve tesbih ederler. Hadîste:
اَلسَّمَٓاءُ مَوْجٌ مَكْفُوفٌ
denilmiş. Yani, "Semâ, emvacı karardade olmuş bir denizdir."
İşte bu hakikat-ı Kur'âniyeyi yedi kaide ve yedi vecih mana ile gayet muhtasar bir surette isbat edeceğiz.
Birinci Kaide:Fennen ve hikmeten sabittir ki, bu haddi yok fezâ-yı âlem, nihayetsiz bir boşluk değil, belki "esîr" dedikleri madde ile doludur.
İkincisi:Fennen ve aklen, belki müşâhedeten sabittir ki: Ecram-ı ulviyenin câzibe ve dafia gibi kanunlarının râbıtası ve ziyâ ve harâret ve elektrik gibi maddelerdeki kuvvetlerin naşiri ve nâkili, o fezâyı dolduran bir madde mevcuttur.
Nur Çeşmesi uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir