Nur'un İlk Kapısı — Sayfa 53
Sekizinci Ders
Nur'un İlk Kapısı kitabının 53. sayfası — Sekizinci Ders bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Meselâ sen, tabibi çağırıyorsun. Dersin ki: – Ey hekim!
O da cevaben:
–"Lebbeyk" der.
Sonra dersin:
– "Bana şu taamı veyahut şu dermanı ver." Hekim bâzen münasip gördüğü matlubu aynen verir; bâzen istediğinden daha a'lâsını verir; bâzen de, senin hastalığına zarar olduğu için, cevap verdiği halde sana bir şey vermez.
Dua, bir nevi ibâdet olduğu için, hâlis olmak gerektir. Tâ ki kabul olunsun. İbâdetin semerâtı ise uhrevîdir. Dünyevî işler, o ibâdâtın evkât-ı mahsusalarıdır. Meselâ yağmursuzluk, yağmur namazının vaktidir. Namaz, yağmur yağması için vaz' edilmemiştir. Umûr-u dünyeviye niyet edilse, o ibâdet olan dua hâlis olmadığı için kabule lâyık olmaz.
Evet nasıl ki gurub, mağrib namazının vaktidir. Ay ve Güneş'in tutulmaları da, salâtü'lküsuf ve'l-hüsûf denilen iki ibâdât-ı mahsusanın vaktidir. Yoksa gaye değil ki, namaz kılmakla, tâ Güneş ve Kamer açılsınlar. Çünkü Güneş ve Kamer'in açılmaları zamanı muayyendir. Fâtır-ı Zülcelâl, bu iki âyât-ı azîmin nikâbı zamanında yâni perdelendikleri zamanda ibâdını, ibâdete dâvet eder.
Nur'un İlk Kapısı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir