Nur'un İlk Kapısı — Sayfa 65
Dokuzuncu Ders
Nur'un İlk Kapısı kitabının 65. sayfası — Dokuzuncu Ders bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
cismâniye-i nebatiye ve maddiye-i hayvaniye cihetinde; sağir bir cüz'î, hakir bir cüz', fakir bir mahluk, zaîf bir hayvandır ki; mevcudât-ı dehhâşe-i seyyâle-i mütemevvicenin dalgaları içinde çalkanıp gidiyor. Fakat muhabbetullahı tazammun eden îmânın nuruyla münevver olan İslâmiyetin terbiyesiyle tekemmül eden insaniyet cihetinde, ubûdiyeti içinde bir sultan; ve cüz'iyeti içinde bir küllî; hakareti içinde makamı pek büyük ve dâire-i nezareti pek geniş bir nâzırdır ki; diyebilir: "Dünya hânemdir; Güneş lâmbamdır; bu nebâtât ve hayvânât, hattâ insanlar, şu hânemin levâzımâtı ve müzeyyenâtıdır." Eğer ubûdiyetinde tam bu kasra mâlik olsa, sultanlar ve güneşler, onun kasrının eczâ ve ahcârı hükmüne girerler.
İşte şu sırdandır ki; bâzı böyle fakir bir kimse kendini, kendinden çok mertebe a'lâ olandan a'lâ görür. Nasıl ki bir adam elindeki bir âyineyi Güneş ile mütele'le olan, yâni parlayan bir denize mukâbil tutsa; hem deniz, hem Güneş, hem dağlar âyinesinin içine girer. Eğer, aşk veya istiğrak ile bir nevi sekri de varsa, avucundaki âyinesini, denizden daha büyük tevehhüm eder. Hem her makamın bâzı zılleri bulunur. Zılli, asıl zannetse; şatahata düşer.
Nur'un İlk Kapısı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir