Hamraül Esed Seferi

Peygamberimizin Hayatı · Sayfa 473

KitapPeygamberimizin Hayatı
Sayfa473–476
SeviyeAlt başlık

Peygamberimizin Hayatı kitabının "Hamraül Esed Seferi" bölümü 473. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Peygamberimizin Hayatı.

Peygamberimizin Bir Yetimi Evlad Edinmesi!

Uhud mağlûbiyeti neticesinde birçok Müslüman kadın dul kalmış, birçok anne ciğerparelerini kaybetmiş ve birçok çocuk da yetîm kalmıştı. Hepsi de, acılarını dindirmek, üzüntülerini giderip ruhlarını teselliye kavuşturmak için Peygamber Efendimize koşuyorlardı. O da, onların dertlerine derman olmaya çalışıyordu.

Büceyr isminde melek yüzlü bir çocuk da, yarasının sarılması için Efendimize koşanlar arasındaydı. Uhud'da babası Akrabe şehid olmuştu. Hz. Resûlullah'ın huzuruna babasız kalmanın verdiği ızdıraptan ağlayarak girmiş, onun şefkat ve merhamet duygularını coşturmuştu.

Resûl-i Ekrem, Büceyr'in derdine derman oldu. "Ey sevimli çocuk! Ne diye ağlayıp duruyorsun? Sus, ağlama! Baban ben, annen de Âişe olursa razı olmaz mısın?" dedi.

Bu teklif karşısında henüz şefkate muhtaç yaşta bulunan Büceyr'in gözlerinin içi güldü. Üzüntüsünü, kederini unuttu ve babasız kalmanın verdiği eziklik duygusundan kurtularak, "Babam anam sana feda olsun yâ Resûlallah! Razı olurum elbet!"186 diyerek sevincini izhar etti.

Resûl-i Ekrem, şefkatli elleriyle sevimli çocuğun başını okşadı ve, "Adın ne?" diye sordu.

Çocuk, "Büceyr." dedi.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Hayır! Sen, Beşir'sin!" buyurarak ismini değiştirdi.

Peygamberimizin kendisine verdiği yeni ismiyle Beşir, sonradan şöyle diyecektir:

"Başımda Resûlullah'ın elinin değdiği yerlerdeki saçlarım siyah kaldı, diğer taraftaki saçlarım ağardı. Dilimde pelteklik vardı; peltekliğim de o andan itibaren geçti gitti!"187

167 Taberî, A.g.e., c. 3, s. 26.

168 İbni Seyyid, Uyûnû'lEser, c. 2, s. 24.

169 ibni Hişam, A.g.e., c. 2, s. 89.

170 ibni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 89.

171 İbni Sa'd, A.g.e., c. 4, s. 125.

172 İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 89; Belâzurî, Ensab, c. 1, s. 324; İbni Seyyid, A.g.e., c. 2, s. 13.

173 ibni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 99-100; İbni Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 48; Taberî, Tarih, c. 3, s. 24.

174 İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 103-104; İbni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 13-14.

175 İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 101-102; ibni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 13-14; Halebî. İnsanû'lUvûn. c. 2. s. 360.

176 ibni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 103.

177 ibni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 101-102.

178 İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 103-104; İbni Sa'd, A.g.e., c. 3, s.13-14.

179 Ahzab, 23.

180 Buharî, Sahih, c. 2, s. 26.

181 Ebû Davud, Sünen, c. 2, s. 174; Nesaî, Sünen, c. 4, s. 83.

182 Ahmed İbni Hanbel, Müsned, c. 3, s. 424.

183 Kaadı İyaz, Şifa, c. 2, s. 119.

184 İbn-i Hişam, Sîre, c. 3, s. 106.

185 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 106.

186 Ibni Abdi'lBerr, elistiab, c. 1, s. 176.

187 İbni Hacer, el-İsabe, c. 1, s. 154.

Hamraü'l-Esed Seferi

Uhud'dan Medine'ye dönen Peygamber Efendimizin gönlü bir türlü rahat değildi. Kureyş müşriklerinin geri dönüp Medine'ye saldırmaları ihtimalini göz önünde bulunduruyordu.

Ayrıca, Uhud mağlûbiyetinin Müslümanlar aleyhinde gerek içte ve gerekse dışta meydana getirdiği bir menfî hava vardı. Bu havanın da bir an evvel bertaraf edilmesi gerekiyordu. Müslümanların eski

Sayfa 474

güç ve cesaretlerini korudukları, etrafa gösterilmeliydi.

Peygamber Efendimiz, Uhud'dan Medine'ye Cumartesi günü dönmüş idi. Pazar günü sabah namazını kıldırdıktan sonra Hz. Bilâl'i huzuruna çağırdı ve, "Resûlullah, düşmanınızı takib etmenizi size emrediyor! Dün, Uhud'da bizimle birlikte çarpışmada bulunmayanlar gelmeyeceklerdir. Sadece, Uhud'a katılanlar geleceklerdir!" diye seslenmesini kendisine emretti.

Sahabîlerin çoğu Uhud'dan yaralı dönmüşlerdi. Buna rağmen Resûlullah'in İ'lâ-yı Kelimetullah uğrunda çarpışmak için yaptığı davete icabet etmede asla tereddüt göstermediler.

Yaralı İki Kardeşte Cihad Aşkı

Abdû'l-Eşhel Oğullarından iki kardeş olan Abdullah ile Râfi b. Sehl, ağır yaralı idiler. Nebîyy-i Ekrem Efendimizin bu davetini duyunca bir anda yaralarının ağrı sızısını sanki unutuverdiler ve "Ne yapıp da bu davete katılabiliriz?" diye düşünmeye başladılar. "Binecek bir bineğimiz bile yok! Yoksa Resûlullah'la gazaya çıkma fırsatını kaçıracak mıyız?" diyorlardı.

Abdullah, Rafi'e, "Haydi, gidelim" deyince, Rafi, "Vallahi, benim yürümeğe takatim yok!" diye cevap verdi.

Abdullah diretti:

"Haydi, gel! Olmazsa, bir hayvan kiralarız!"

Sonunda yola çıktılar. Rafi takatten kesilince, Abdullah onu sırtlıyordu. Böylece mücâhidlere katıldılar.189

Ağır yaralılardan biri de, Üseyyid b. Hudayr adındaki sahabîydi. Yedi ağır yarası vardı. Onların tedavisiyle meşgul olmak istiyordu. Fakat, Resûl-i Ekrem'in emrini duyunca, yaralarının tedavisini bir tarafa bırakarak mücâhidlere katıldı.

Medine'den Ayrılış

Resûl-i Ekrem Efendimiz de bizzat yaralı idi. Yüzünde iki halka yarası vardı; alnı yarılmıştı; azı dişi kırılmış, dudağı yarılmıştı; sağ omuzu yaralanmıştı. Bu haliyle sefere çıkıyordu. Mescide girip iki rekât namaz kıldı. Sonra da zırhlı gömleğini giydi ve miğferini başına geçirdi. Gözlerinden başka yeri görünmüyordu. Bu haliyle ordusunun başına geçti. Sancağı Hz. Ali'ye verdi, yerine de Abdullah b. Ümmî Mektum'u vekil bırakarak Medine'den ayrıldı.

Keşif Kolu

Peygamber Efendimiz önden üç kişilik bir keşif kolu gönderdi.

Sayfa 473   Okuyucuda devam et

Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir