Hazin Netice
Peygamberimizin Hayatı · Sayfa 463
Peygamberimizin Hayatı kitabının "Hazin Netice" bölümü 463. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Peygamberimizin Hayatı.
ey Kuzman! Cennet'i müjdeleriz sana!" diyerek tebrik ettiler.
Kuzman ise, verdiği cevapla, gerçek mahiyetini ortaya koydu: "Ne diye beni tebrik ve tebşir ediyorsunuz? Benim maksadım şehâdete ermek değildir. Dinin muhafazası hususu dahi asla hatırımdan geçmemiştir. Ben, kavmimin gayreti için ve Kureyşliler, Medine hurmalıklarına zarar vermesin diye çarpıştım!"165 Yaralarının ağrısı şiddetlenip yaşayacağından ümidini kesince de, bir ok alıp kolunun damarını keserek intihar etti.166
Sahabîler, bundan sonra, Resûl-i Kibriya Efendimizin sözünün hakikatini anladılar. Kuzman'ın bunca kahramanlığı ve fedakârlığı, Allah yolunda, Allah için değil de, kavminin ve kabilesinin şan ve şerefi ile Medine'deki hurmalıklarını korumak uğrunda gösterdiğini öğrendiler.
"Kuzman'ın kendi kendisini öldürdüğü" haberini alan Resûl-i Kibriya Efendimiz, "Allahü Ekber! Allahü Ekber! Ben, Allah'ın Resûlü olduğuma şüphesiz şehâdet ederim!" dedi. Sonra da, "Şüphe yok ki Allah, isterse, bu dini fâcir bir adamla da te'yid eder!"167 diye buyurdu.
Amellerin makbuliyet ölçüsü ihlâs ve samimiyettir; yâni, amelin Allah'ın rızası gözetilerek yapılmış olmasıdır.
İhlâsla söylenmeyen bir sözün, yapılmayan bir hareketin, gösterilmeyen bir kahramanlığın Allah katında hiçbir kıymeti ve değeri yoktur. İşte, bunun apaçık bir misâli Kuzman hadisesidir.
Resûl-i Ekrem'in, Kavmine Duası
Çok az sayıda mücâhidin, yağmur gibi yağan müşrik oklarına karşı, kendisini korumaya çalışırken, Resûl-i Kibriya Efendimizin mübarek dudaklarından ise şu cümleler dökülüyordu:
"Allah'ım, kavmimi affet, onlara doğru yolu göster. Çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar."168
136 İbn-i Kesir, Sîre, c. 3, s. 87; Ibn-i Esir, Üsdû'l-Gabe, c. 3, s. 232.
137 İbn-i Hişam, A.g.e., c. s. 84; İbn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 410.
138 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 85; İbn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 410.
139 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 85.
140 Âl-i İmrân, 128-129.
141 Taberî, Tarih, c. 3, s. 17.
142 Ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 141; Buharî, Sahih, c. 3, s. 22-23, ibn-i Esir, Üsdû'l-Gabe, c. 2, s. 290.
143 Ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s 217.
144 Ibn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 85; Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 644.
145 Vakidî, Megazi, s. 199.
146 ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 218.
157 ibn-i Hişam, A.g.e., c. 3. s. 76.
158 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 76.
159 Halebî, İnsanû'l-Uyûn, c. 2, s. 275.
160 İbn-i Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 42.
161 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 77.
162 ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 2, s. 46. 163 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 88.
164 ibrı-i Hişam, A.g.e., c. 3, s. 84-86; Ibn-i Sa'd, A.g.e., c. 8, s. 413-415.
165 İbn-i Hişam, A.g.e., c. 2, s. 171-172; Taberî, Tarih, c. 3. s. 26.
166 Ibn-i Hişam, A.g.e., c. 2, s. 172; Taberî, A.g.e., c. 3, s. 26.
Hazin Netice
Müşrikler, daha fazlasını yapamayacakları kanaatine varınca, derlenip toparlanan mücâhidler karşısında tekrar bir hezimetle karşı karşıya gelmemek için, en uygun yolun geri çekilmek olacağını hesapladılar ve mağrur bir eda ile geri çekildiler.
Netice, gerçekten hazin, ibretli ve düşündürücü idi.
Harbte, mücâhidlerden 70 şehid düşmüştü. Bunlar arasında
Hz. Hamza, Hz. Mus'ab b. Umeyr gibi çok güzide sahabîler de bulunuyordu. Ebû Dücâne, Nesibe Hâtun gibiler, Resûl-i Kibriya'yı muhafaza etmeye çalışırlarken vücudları delik deşik olmuştu.
Harbin ilk safhasında mücâhidlere gülen parlak muzafferiyet, Hz. Resûlullah'ın emir ve talimatına riâyet etmeyen okçulardan bir kısmının yerlerini terk etmeleriyle bir anda hazin ve acı bir mağlûbiyete inkılâb etmiş, Uhud, Müslümanların kanıyla boyanmıştı. Peygamber Efendimizin, "O bizi sever, biz de onu severiz." buyurduğu Uhud'u bir hüzün bulutu kaplamıştı.
Peygamberimizin Kayalığa Doğru Çıkması
Peygamber Efendimiz yaralıydı, yorgundu. Kendi başına yürüyecek kuvveti kalmamıştı. Sa'd b. Muaz ve Sa'd b. Ubade'ye dayanarak, Müslümanların sığındığı Şi'b'deki kayalığa doğru çıktı. Burada dinlenmek, yorgunluğunu gidermek istiyordu. Bir müddet yürüdükten sonra, bu takatten de mahrum kaldı. Üzerindeki iki zırh ise, oldukça ağırlık yapıyordu. Bu sırada Talha b. Ubeydullah yere çöktü. "Buyur yâ Resûlallah... Ben kuvvetliyim." diyerek Peygamber Efendimizi sırtına aldı ve kayalığa kadar taşıdı.
Resûl-i Ekrem, kanlar içinde kalan yüzünü gözünü burada suyla yıkadı ve başına su döktürdü.
Peygamberimizin, Übeyy b. Halefi Öldürmesi
Bedir Harbinden önceydi.
Resûl-i Kibriya Efendimiz harb sahasında dolaşırken, "Burası Ebû Cehil'in, burası Utbe'nin, burası Ümeyye'nin, buralar da filân ve filânın öldürülecekleri yerlerdir. Übeyy b. Halefi de, ben kendi elimle öldüreceğim!" buyurmuştu.
Bedir'de haber verdiği gibi, Ebû Cehil, Utbe ve Ümeyye b. Halef, mücâhidler tarafından gösterilen aynı yerlerde öldürülmüşlerdi. Geriye Übeyy b. Halef kalmıştı. Bu adam Kureyş'in ileri gelenlerinden biri idi. Peygamberimize her karşılaşmasında, "Ey Muhammed! Bir atım var. Her gün ona 16 ölçek darı yedirip besliyorum. Bir gün gelir, onun sırtında olduğum halde seni öldürürüm!" derdi.
Peygamber Efendimizin ise, bu azgın ve şaşkın adama cevabı sadece şu oluyordu:
"Belki, inşallah, ben seni öldürürüm!"169
Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir