Peygamberimizin Hayatı — Sayfa 781
İslâm Ordusu, Tebük'te
Peygamberimizin Hayatı kitabının 781. sayfası — İslâm Ordusu, Tebük'te bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
Resûl-i Ekrem Efendimize münafıkların bu tarz bir suikaste teşebbüs ettiklerini öğrenen Hz. Üseyd b. Hudayr, fena halde hiddete geldi. Ordudaki münafıkların boyunlarını vurmak için izin istediyse de Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Halkın, ‘Müşriklerle arasındaki savaş sona erince, Muhammed, ashabını öldürmeye başladı’ diye yaygara yapmalarını hoş görmem” buyurdu. Üseyd b. Hudayr, “Yâ Resûlallah, bunlar senin ashabın değiller ki!” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Mademki dilleriyle kelime-i şehâdet getirerek Müslüman olduklarını izhar etmişlerdir, şu halde onlara dokunamayız!” buyurdu.1032 1018 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 163; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 144. 1019 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 163; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 144. 1020 Ahmed İbn Hanbel, Müsned, c. 3, s. 37; İbn Kesir, a.g.e., c. 4, s. 23-25. 1021 Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 3, s. 416; Müslim, a.g.e., c. 4, s. 1737-1738. 1022 Halebî, a.g.e., c. 3, s. 119. 1023 Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 3, s. 304, c. 5, s. 248; Buharî, a.g.e., c. 1, s. 70; Müslim, a.g.e., c. 1, s. 370; Nesaî, Sünen, c. 1, s. 210-211. 1024 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 169-170; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 146. 1025 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 170; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 146. 1025a İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 170; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 146. 1026 İbn Seyyid, Uyûnü’l-Eser, c. 2, s. 221. 1027 İbn Sa’d, a.g.e., c. 1, s. 289. 1028 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 169; İbn Sa’d, a.g.e., c. 1, s. 289-290. 1029 Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 3, s. 11; Müslim, a.g.e., c. 1, s. 57; İbn Kesir, a.g.e., c. 4, s. 17. 1030 İbn Hişam, a.g.e., c. 4, s. 170; İbn Sa’d, a.g.e., c. 2, s. 168; Taberî, a.g.e., c. 3, s. 147. 1031 İbn Kesir, a.g.e., c. 4, s. 36. 1032 Vakidî, a.g.e., c. 3, s. 1043-1044.
Mescid-i Dırâr
Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi’ne hazırlandığı sıradaydı. Kuba'lı bir grup münafık huzura çıkarak, “Yâ Resûlallah! Yağmurlu ve soğuk gecelerde hasta ve uzak yere gidemeyeceklerin namaz kılmaları için bir mescid yapmış bulunuyoruz” dedikten sonra ilave etmişlerdi: “Senin gelip mescidimizde bize namaz kıldırmanı arzu ediyoruz.”1033 Dillerinden dökülen bu cümleler, zâhire bakılırsa, masum bir niyetin ifadesi olarak görünüyordu. Ne var ki içlerinde gizledikleri menhus niyet başkaydı. Maksatları, küçük planda dahi olsa Müslüman cemaati bölmek, İslam’ın ilk mescidi olan Kuba Mescidi’nden, inşa ettikleri mescide adam çekip kendi nifak saçan emellerine onları âlet etmeye çalışmaktı. Bu hususta, bizzat Peygamber Efendimizin “fâsık” diye adlandırdığı Ebû Âmir Rahib Abdi Amr* da, kendilerine yardım edeceğine söz vermişti: “Siz, bir mescid yapınız ve içine mümkün olduğu kadar silah depo ediniz. Ben de Rum Hükümdarı Kayser’e gideceğim. Rumlardan asker getirtip, Muhammed ve ashabını Medine’den çıkaracağım!”1034 *Ebû Amir, başmünafık Abdullah b. Übeyy b. Selûl’ün yakın akrabası idi. Câhiliyye devrinde ruhbanlığa özenirdi. Peygamber Efendimize peygamberlik verilince bunu kıskanmaya başladı. Peygamber Efendimiz hicretle Medine’ye gelince, o, etrafına topladığı birkaç adamla Mekke’ye gitti. Bedir Savaşı’nda Müslümanlara karşı savaştı. Bizzat Peygamber Efendimiz ona “Fâsık” adını taktı. Mekke’nin fethinden sonra Şam’a gitti. Ne var ki Resûl-i Kibriya Efendimiz, içlerinde gizledikleri bu menhus niyet ve çirkin maksatlarını bilmiyordu. Bu sebeple onlara, “Şu sırada Tebük Seferi’ne çıkmak üzereyim. Seferden dönersek ve Allah da dilerse, gelir mescidinizde size namaz kıldırırız” buyurmuştu.1035
Peygamberimizin Hayatı uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir