Sulh
Şafiî İlmihali · Sayfa 441
Şafiî İlmihali kitabının "Sulh" bölümü 441. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.
vermesi ve evlenmesi caiz değildir. Şayet bir şey satın alır veya borçlanır ve elinde telef olursa ne şimdilik ne de üzerinden hacır kalktıktan sonra bedelini vermeğe mecbur değildir. Velisinin izniyle evlenmesi caizdir. Fakat mali işlerde hiçbir tasarrufu caiz değildir. Sefih olan kimse, hac farizasını eda etmek için ihrama girerse, velisi kâfi miktarda kendisine masraf verecektir. Fakat nafile için ihrama girmişse yol masrafı ev masrafından fazla olduğu takdirde kendisine masraf vermez.
Bir çocuğun velisi ve vasisi bulunmadığı gibi emin bir hakimde bulunmazsa akrabasından emin bir kimse varsa o, onun işini tedvir etmelidir.
Bir çocuğun malı tehlikeye düştüğü takdirde, rüşvet vermek veya bir kısmından vaz geçmekle kurtuluşu mümkün ise onu yapmakta bir sakınca yoktur. Yani çocuğun maslahatı için velinin, çocuğun malından böyle bir şey vermesi mesuliyet gerektirmez.
Çocuk baliğ olduktan sonra velisinin gereği olmadığı halde malını sattığını iddia ederse velisinin yemin etmek suretiyle sözü kabul edilir. Fakat vasi veya hakim tarafından tayin edilmiş olan kayyimin, yersiz olarak malını sattığını iddia ederse yersiz olarak satmadıklarına dair iki şahit ile davasını çürütürlerse dava düşer. Yoksa müddainin sözü yeminle kabul edilir. Vasi ve hakim tarafından tayin edilmiş olan kayyim şahitlerin şehadetiyle çocuğun ihtiyacını veya satışta çocuğun büyük kazancının olacağını mahkemede isbat edemezlerse gayrimenkul mallarını satamazlar.
Zekât ile masraf Mahcuru aleyhin malını bitirip yemesin diye velinin malını çalıştırması ve onunla ticaret yapması gerekir. Veli olan kimse normal olarak mahcuru aleyhi için harcasın kendisine yedirsin giydirsin, her hangi bir kimsenin malını itlaf ederse onun bedelini kendisinin (mahcuru aleyhin) malından versin. Çalışabilirse veya sanât ve ticaret gibi bir şeyle uğraşabilirse onu işsiz bırakmasın, yapabileceği bir işe versin. Tabii olarak kazanç kendisinindir.
Sulh
Sulh, lügatta; münazaaya son vermektir. İstilahta ise akit ve anlaşma yoluyla barış sağlamaktır.
Sulh iki kısımdır:
1) İtirafa dayanan sulhdur. Bu çeşit sulh, müddeadan başka bir ayın üzerine cari olursa sulh kelimesiyle bir alış veriş yapılmış olur. Meselâ: Zeyd, Amr'ın elinde bulunan bir ev üzerine dava açar, Amr da müddeinin haklı olduğunu kabul ederse; fakat sulh müddeabih üzerine değil, de bir tarla üzerine sulh aktedilebiliyor. Böyle bir durumda alış verişin bütün ahkâmı burada cari olur. Yani satılan şeyde şüfa hakkı, ayıplı olursa geri çevrilmesi, teslim almadan önce satışın caiz olmadığı gibi hükümler burada caridir.
Menfaat üzerine cair olursa, sulh kelimesiyle bir icare akdi yapılmış olur. İcarenin ahkâmı ne ise bu sulhta da caridir. Meselâ Zeyd, Amr'in elinde bulunan tarla üzerine dava açıyor. Amr bu davayı kabul ediyor, fakat yerine on senelik bir müddet evinde oturmak üzerine anlaşma yapıp barışı sağlıyorlar.
Müddea bir kısmı üzerine sulh cari olursa, müddeanın bir kısmı hibe edilmiş olur. Hibenin ahkamı ne ise burada caridir.
Sulh'un akd edilebilmesi için münazaanın bulunması icab eder. Münazaa etmeden birisi birisine (senin şu evin için benimle şu miktar üzerine sulh et) der, o da sulh ederse fasittir.
Vâdeli on lira için peşin beş lira üzerine sulh edilirse caiz değildir. Fakat peşin on lira için vadeli beş lira üzerine sulh edilirse caizdir. Manası da, beş liradan fedakârlık yapılmış sayılır.
2) İnkâra dayanan sulhdur. Bu sulh da fasittir.
İnkara dayanan sulhün batıl olduğunu kayd ettik. Yalnız bu Şafii mezhebine göredir. Diğer üç mezhebe göre ise itirafa dayanan sulhün caiz olduğu gibi inkâra dayanan sulh de caizdir.
Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir