Hacr
Şafiî İlmihali · Sayfa 438
Şafiî İlmihali kitabının "Hacr" bölümü 438. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.
kimsenin rehin akdini yapması caiz değildir, fasittir. Akil ve baliğ olmayan kimse için velisi tarafından akid yapılır.
Bir velinin vesayeti altındaki çocuğun malını rehin edebilmesi için çocuk için maslahatın bulunması ve ihtiyata riayet edilmesi gerekmektedir. Buna birkaç misal verelim;
a) Çocuk için iki yüz bin lira değerindeki bir şeyi yüz bin lira vâde ile satın almak ve yüz bin lira değerindeki bir şeyi de onun karşılığında malından rehin etmek gibi.
b) Çocuğun, malının telef olacağından korkarak vâde ile kendisine bir gayrı menkul satın almak ve malını ona mukabil rehin etmek gibi.
c) Nafaka gibi zaruri ihtiyacını karşılamak için bir şeyler satın alıp ve malından bir şey rehin etmek gibi.
Çocuğun malını vâde ile satabilmek için birkaç şart vardır.
1 - Vâdeli satış parasının, peşin parasından daha fazla olması.
2 - Parası vâde ile satılan emsalinin parasından az olmaması.
3 - Müşterinin zengin ve güvenilir bir kimse olması.
4 - Vâde süresi örfen çok uzun sayılmaması.
5 - İşi sağlama bağlamak için müşteriden rehin almak.
6 - Bu muamele için şahit tutmak.
Veli olan kimsenin çocuğun malındaki tasarrufu maslahata bağlı olduğundan hiçbir surette onun malını başkasına ödünç veremez, kendisi de malından ödünç alamaz. Ancak zaman tehlikeli olup malının çalınması veya gasp edilmesi kuvvetle muhtemel olduğu takdirde korumak için onu ödünç alabilir, başkasına da verebilir.
Merhûn'un, ayn (Gözle görülebilen ve elle tutulabilen şeydir) olması şarttır. Borç, ayn olmadığından, her hangi kimseden alacağı olursa, alacağını almadan onu rehn etmek caiz değildir. Ortak malı satmak caiz olduğu gibi ortak ortağından izin almadan onu rehn etmek de caizdir.
Rahin (mal sahibi) borcunu tamamen kapatmayınca, rehin olarak bıraktığı şeyi satış ve vakıf gibi mülkünü izale edecek hiçbir tasarrufda bulunamaz. Amma ev ise onda oturabilir, at ve katır ise ona binebilir, tarla ise onu sürer, fakat tarlanın üzerinde bina yapamaz, ağaçlandıramaz. Rahin, borcunu kapatmadığı takdirde merhûn mürtehinin izniyle satılır ve borcu verilir. Şayet mal sahibi borcun vadesi geldiğinde merhûnu satmazsa hakim kendisine "Ya borcunu vereceksin veya merhûnu satacaksın" deyip bunlardan birini yapması için kendisine zor kullanır.
Hacr
Hacr, lügatta men etmek anlamındadır. Şeriatta ise, bir kimseyi malında tasarruf etmekten men etmektir.
Hacr, hadisi şerif ile sâbit omuştur. Resûlüllah (S.A.V.) Muaz'ın malına hacr koydu, sonra malını satıp hak sahipleri arasında dağıttı. (Dârekutnî rivayet etmiştir.)
Hacr'in birkaç kısmı vardır:
1 - Müflisin hacrıdır ki: Bir kimsenin malından fazla peşin borcu bulunup da hak sahiplerinin müracatları üzerine, hakimin, malı üzerine hacr koymasıdır. Alacaklıların haciz için istekleri olmazsa haciz konulamaz. Malına hacr konulduğunda henüz vâdesi gelmemiş olan borçlar ileri alınmazlar. Hacr konulduktan sonra mal kazanırsa ona da el konulur. Müflis bizzat hacr talebinde bulunduğu takdirde yine üzerine hacr konulur.
Bir kimsenin borcu malından az veya fazla olur, fakat vadesi gelmemiş veya borcu ile malı müsavi olur, ama çalışmasıyla masrafını çıkarabiliyorsa, malı üzerine hacr konulamaz.
Malı üzerine hacr konulmuş olan kimsenin alış-veriş yapması caiz değildir. Ancak zimmetinde olmak üzere bir şey alır veya satarsa caizdir.
Müflisin nikâh kıyması, kabullenmesi, boşaması caizdir.
Hacr konulduktan sonra hâkim, müflisin malını satıp hak sahipleri arasında borçları nisbetine göre dağıtır. Satış, hem
Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir