Toprak Mahsullerin Nisab Miktarı
Şafiî İlmihali · Sayfa 277
Şafiî İlmihali kitabının "Toprak Mahsullerin Nisab Miktarı" bölümü 277. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.
arazisi olup devletin, ihtiyacını karşılamak için hiç kimseye temlik edilmeyen arazidir. Bu son iki kısım arazi, haraca tabi olduğundan öşür arazisi değildir. Ve onlardan öşür (zekât) alınmaz. Türkiye'de bulunan araziler bu üçüncü kategoriye dahil idiler. Bunun içindir ki, Hanefi fıkıh kitapları, "Türkiye arazilerine öşür vacib değildir." diye yazmaktadır. Ancak, asrımızda arazi vatandaşlara temlik edilip, kanun mülkiyet hakkını kabul ettiği için, şimdilik bu kısım araziden sayılmaz. Hatta devlet bu araziye el atmak istediği zaman bedelini verir. Bu araziler devletin malı olsaydı, şüphesiz ki zahmet çekmeden bugün toprak reformu yapmak için, bu münakaşa ve münazaa olmayacaktı. Araziyi Miriyye, ilelebed "miriyye" kalıp vatandaşlara temlik edilmez diye, bir kayıt da yoktur. Devlet istediği zaman satar, istediği zaman da hibe eder. Mecmûl Enhür adlı kitaba deniliyor ki: "Araziyi Miriyye, elinde bulunan kimselerin malı değildir. O, ne satabilir, ne hibe edebilir, ne de vakf edebilir. Ancak sultan (devlet) onlara temlik ederse o zaman caizdir."
İbni Abidin de şöyle diyor: "Bundan (makabilinden) anlaşılıyor ki, memleketimizde çiftçilere öşür vacib değildir. (elindeki arazi kendilerine temlik edilmemiş ise). Çünkü sultanın naibinin halktan aldığı şey öşür ise, zaten başka bir şey terettüb etmez. Haraç ise yine başka bir şey gerekmez. Çünkü haraç ile öşür bir arada olmaz.." cild: 2 sayfa: 60. Bundan anlaşılıyor ki, arazi temlik edilmiş ise (zamanımızda olduğu gibi) öşür vacib olur.
Hal böyle iken, Türkiye'de halkın elindeki arazi, tapu ve temlik için değil, tasarruf için verilmiş olup, arazimiz öşre tabi değildir demek büyük bir hata ve gaflettir.
Hülasa Türkiye'deki arazinin esası miriyye (memlekettir) ve Haraca tabi olup öşre tabi değildi. Fakat bilahare vatandaşlara temlik edildiği için öşre (zekâta) tabidir.
Mısır, Şam ve Irak gibi bir çok ülkelerin arazileri haraciye idi. Yani müslüman olmayan yerlilere harac mukabilinde temlik edilmiş olup zekâta tabi değildi. Acaba şimdi aynı hal devam ediyor mu? Yoksa değişmiş mi? diye tereddüt ediliyor. Bu hususu birçok kimseler sormaktadırlar.
Cevap olarak deriz ki: Bu arazinin müslüman olmayan ilk
varisleri ve sahipleri ölüp ortadan kaybolmuşlar. Bir kısım arazi metruk kalmış, diğer bir kısmı metruk kalmamış ise de, müslüman olmayan ilk sahipleri ve varisleri sülalesinden gelen müslümanlara veraset yoluyla intikat etmediğinden (çünkü müslüman, kâfire varis olamaz) bu gün müslümanların elinde bulunan arazi, haraç arazisi değildir. İster istemez bütün arazi devlete intikal etmiştir. Devlet her hangi bir kimseye satarsa veya hibe ederse elbette artık haraciye sayılmaz ve zekâta tabi olması için hiçbir mani yoktur. Ehemmiyetine binaen Hanefi mezhebine ait olan bu malumatı açıkladım. Şafii mezhebine göre harac arazisi ise müslümanlar bir memleketi istila ettikten sonra müslümanların lideri, araziyi mücahitlere taksim eder, eder sonra onlardan satın alır ve müslümanlara vakf eder bilahare çiftçilere haraç karşılığında verir.
Şunu da ifade edeyim ki: Zamanımızda devletin halktan aldığı vergi zekât ve öşürden sayılmaz. Çünkü devlet lâiktir. Ne zekât namına o vergiyi alıyor, ne de sarf edilmesi gereken yerlere sarfediyor. Her şeyden evvle bugünkü devlet dine dayalı bir devlet değildir. Hatta bir iktidar dine dayansa, Anayasa hükmü-ne göre meşruiyetini kaybediyor. Zekât ve öşür ise dini bir müessesedir. Muğni El-Muhtaç; "devlet tarafından alınan vergi zekât sayılmaz" diye kaydetmektedir. (C. l, Sh. 288).
Toprak Mahsullerin Nisab Miktarı
Buğday ve arpa kabuksuz, temiz olarak depo ediliyorsa, nisabı beş veskdir: Her vesk altmış sa'dır. Her sa' dört müd'dür ki toplamı, bin iki yüz müd olur. Müd, orta bir avuç dolduracak kadardır. "Fıkhuz-Zekât" adlı kitap, toprak mahsullerinin nisabı, bu günkü ölçü hesabiyle 653 kg. dır diyor.
Pirinç, ales (buğday cinsinden olup Yemende yetişir) gibi hububat kabuğu ile birlikte depo ediliyorsa, mal sahibi isterse kabuksuz olarak beş vesk üzerinden zekâtını çıkarır, isterse kabuklu olarak on vesk üzerinden hesaplayıp zekâtını eda eder.
Hurma ve üzüm, güzel kurutulan hurma ve üzüm cinsinden ise kurusu üzerinden beş vesk hesap edilir ve kuru olarak
Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir