Vekâlet

Şafiî İlmihali · Sayfa 445

KitapŞafiî İlmihali
Sayfa445–448
SeviyeAna bölüm

Şafiî İlmihali kitabının "Vekâlet" bölümü 445. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Şafiî İlmihali.

Birisinin zimmetinde mal bulunsa veya kul hakkından dolayı cezaya müstehak ise, onu teslim etmek için kefil olmak caizdir. Ama Allah hakkından dolayı onu teslim etmek için kefalet caiz değildir.

Bir kimse teslim etmek üzere birisine kefil olursa, teslim yeri tayin edildiği takdirde, ayni yerde teslim edilmesi gerekir. Yoksa, akd edildiği yer teslim yeri kabul edilir. Mekfülunanh bizzat gelip teslim olursa, kefil olan kimse kefaletten kurtulmuş olur.

Birisi, "ben bu şahsı getirir veya bu malı öderim" dese zâmin veya kefil olmaz. Çünkü bu ancak bir vaaddır. İltizamı ifade etmez.

"Falan adamdan senin alacağını zimmetime geçirdim" veya "ben onu yüklendim" veyahutta "ben kefilim" gibi iltizami (bağlayıcı) ifade eden bir söz söylemek lazımdır.

Zaman ve kefaletin ta'likı caiz değildir.

Hak sahibi, yani mazmununleh, mazmununanh ve mekfüluanh'dan hakkını isteyebildiği gibi, zâmin ve kefilden de isteyebilir. Hak sahibi, asili af ederse zâmin ve kefil de af edilmiş sayılır. Fakat zâmin ve kefili af ederse asili af etmiş sayılmaz.

Bir kimse zâmin olmadığı ve izin almadığı halde başkasının borcunu öderse borçludan bir şey isteyemez. Ama geri almak şartiyle borcunu vereceğim der, borçlu da kabul ederse vereceği borcu geri istirdat edecektir.

Bir müteğallibe birisini alıp fidye istiyor, o da kendini kurtarmak için bir dostuna: "Bir adam benden şu kadar para istiyor, istediğini kendisine ver beni kurtar" deyip, o da istenilen miktarı verirse, parayı veren adam, parasını kurtarılmış adamdan isteyecektir.

Alacaklı olan kimse zamini veya kefili af ederse esas borçlunun af edilmesini gerektirmez. Kefil olan kimse alacaklı ile sulh ederek borçtan az bir miktar üzerine anlaşma yapıp borcunu öderse verdiğinden fazla isteyemez.

Bir kimsenin birisinden alacağı olursa bunun üzerine iki kişi gelip kendisine: "Falan adamdan alacağına biz zâminiz"

Sayfa 446

demeleri halinde, "Tetimme" kitabına göre alacaklı olan kimse her birisinden de hakkını isteyebilir.

Hak sahibi, hakkını hem zâminden, hem esas borçludan taleb edebilir. Zâminden taleb ederse, zâmin de onu mazmunun anhden taleb edebilir. Yalnız kendisinden istenilmeden önce o, esas asilden isteyemez.

Zâmin mazmununah'ın izniyle zâmin olduğu takdirde hak sahibinin hakkını ödeyecek olursa, onu mazmununahden geri alacaktır.

Kefil olan kimse mekfulubihi getirmezse haps edilecektir. Yalnız kefil onun nerde olduğunu bilmezse mesul değildir. Kefil olurken onu getirmediğim takdirde kendisinden istediğiniz parayı ben veririm derse kefalet batıl olur. Şayet kefil ölürse yapacak bir şey yoktur.

Vadesi gelmiş bir borcu ilerde vermek üzere zâmin olmak caiz olduğu gibi vâdeli bir borcu peşin olarak vermek için zâmin olmak da caizdir. Hemen vermek de icap etmez. Zâmin, mazmûnânhin izniyle zâmin olmuş ve izniyle borcunu kapatmışsa verdiği şeyi ondan geri alabilir. Fakat izni olmadan zâmin olmuş veya borcunu kapatmış ise ondan istirdad etmeğe hakkı yoktur. Mazmun anh afv edilirse artık zâmin'den bir şey istenemez.

Vekâlet

Vekâlet, bir kimsenin işini başkasına bırakıp oku yerine tayin etmesidir. Vekâlet fakihlerin ittifakıyla caizdir.

Vekâlet, icab ve kabul ile munakit olur. Binaenaleyh, bir kimse başkasına, "Şu işte seni vekil tayin ettim", der vekil de "kabul ettim" diye cevap verirse vekâlet mun'âkit olur.

Vekil ve müvekkil olabilmenin şartı, baliğ ve akil olmakdır. Binaenâleyh, deli ve baygın olan kimseler ne vekil, ne de müvekkil olamazlar. Yalnız eve girmek hususunda çocuğun başkasına vereceği izin müteberdir.

Sayfa 445   Okuyucuda devam et

Şafiî İlmihali uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir