Ondokuzuncu Deva

Zühret-ün Nur · Sayfa 33

KitapZühret-ün Nur
Sayfa33–35
SeviyeAlt başlık

Zühret-ün Nur kitabının "Ondokuzuncu Deva" bölümü 33. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Zühret-ün Nur.

âfiyet gibi bazı nîmetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyârıyla veya sû-i istimâliyle elinden kaçırdığı, veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek, "Aman, ne yaptım, böyle başıma geldi?" diye rubûbiyet-i İlâhiye'yi tenkid etmek gibi bir hâlet; maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış el ile döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyâdeleştirir.

Âkıl odur ki:

لِكُلِّ مُص۪يبَةٍ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

sırrıyla teslim olup sabretsin; tâ o hastalık, vazifesini bitirsin, gitsin...

ONDOKUZUNCU DEVÂ

Cemîl-i Zülcelâl'in bütün isimleri, "Esmâü'l-Hüsnâ" tâbir-i Samedânîsiyle gösteriyor ki, güzeldirler. Mevcudât içinde en latif, en güzel, en câmi âyine-i Samediyet de, hayattır. Güzelin âyinesi güzeldir. Güzelin mehâsinlerini gösteren âyine güzelleşir. O âyinenin başına o güzelden ne gelse, güzel olduğu gibi, hayatın başına dahî ne gelse, hakikat noktasında güzeldir. Çünkü, güzel olan Esmâü'l-Hüsnâ'nın güzel nakışlarını gösterir.

Hayat, daima sıhhat ve âfiyette yeknesak

Sayfa 34

gitse, nâkıs bir âyine olur.Belki bir cihette adem ve yokluğu ve hiçliği ihsas edip sıkıntı verir. Hayatın kıymetini tenzil eder. Ömrün lezzetini sıkıntıya kalbeder. Çabuk vaktimi geçireceğim diye, sıkıntıdan ya sefâhete, ya eğlenceye atılır. Hapis müddeti gibi, kıymettar ömrüne adâvet edip, çabuk öldürüp geçirmek istiyor.

Fakat tahavvülde ve harekette ve ayrı ayrı tavırlar içinde yuvarlanmakta olan bir hayat, kıymetini ihsas ediyor, ömrün ehemmiyetini ve lezzetini bildiriyor. Meşakkatte ve musibette dahî olsa, ömrün geçmesini istemiyor. "Aman güneş batmadı, ya gece bitmedi." diye sıkıntısından "Of!. Of!." etmiyor.

Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: "Ne haldesin?" Elbette, "Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım." Veyahut "Vakti geçirmek için bir eğlence bulalım." gibi müteellimâne sözleri ondan işiteceksin. Veyahut tûl-i emelden gelen, "Bu şeyim eksik; keşki şu işi yapsaydım." gibi şekvâları işiteceksin.

Sen bir musibetzede veya işçi ve meşakkatli bir halde olan bir fakirden sor:

– "Ne haldesin?"

Sayfa 33   Okuyucuda devam et

Zühret-ün Nur uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir