Zühret-ün Nur — Sayfa 33
Ondokuzuncu Deva
Zühret-ün Nur kitabının 33. sayfası — Ondokuzuncu Deva bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
âfiyet gibi bazı nîmetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyârıyla veya sû-i istimâliyle elinden kaçırdığı, veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek, "Aman, ne yaptım, böyle başıma geldi?" diye rubûbiyet-i İlâhiye'yi tenkid etmek gibi bir hâlet; maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış el ile döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyâdeleştirir.
Âkıl odur ki:
لِكُلِّ مُص۪يبَةٍ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ
sırrıyla teslim olup sabretsin; tâ o hastalık, vazifesini bitirsin, gitsin...
ONDOKUZUNCU DEVÂ
Cemîl-i Zülcelâl'in bütün isimleri, "Esmâü'l-Hüsnâ" tâbir-i Samedânîsiyle gösteriyor ki, güzeldirler. Mevcudât içinde en latif, en güzel, en câmi âyine-i Samediyet de, hayattır. Güzelin âyinesi güzeldir. Güzelin mehâsinlerini gösteren âyine güzelleşir. O âyinenin başına o güzelden ne gelse, güzel olduğu gibi, hayatın başına dahî ne gelse, hakikat noktasında güzeldir. Çünkü, güzel olan Esmâü'l-Hüsnâ'nın güzel nakışlarını gösterir.
Hayat, daima sıhhat ve âfiyette yeknesak
Zühret-ün Nur uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir