Âyet-ül Kübra — Sayfa 134

İkinci Hakikat

Âyet-ül Kübra kitabının 134. sayfası — İkinci Hakikat bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

Ve öyle bir îman hidayet etmiş ki, dünya ve âhiret âlemlerinin hasra gelmez envârından ve hediyelerinden tenevvür edip müstefid eder. Güya rahmet tarafından bu kâinat hadsiz antika ve acîb ve kıymetli şeylerle tezyin edilmiş bir saraydır ve bütün o saraydaki hadsiz sandıkları ve menzilleri açacak anahtarlar insanın ellerine verilmiş ve bütün onlardan istifade ettirecek olan ihtiyaçlar, hissiyatlar insanın fıtratına verilmiş.

İşte böyle dünyayı ve âhireti ve her şeyi kaplamış bir rahmet, elbette (o rahmet) vâhidiyet içinde bir ehadiyetin cilvesidir.

Yani, nasılki güneşin ziyası, mukabilindeki umum eşyayı ihâta etmesi ile vâhidiyete bir misal olduğu gibi, parlak ve şeffaf herbir şey dahi –kabiliyetine göre– güneşin hem ziyasını, hem hararetini, hem ziyasındaki yedi rengini, hem aks-i misalini almakla ehadiyete bir misal olduğundan; elbette o ihâtalı ziyayı gören adam, "Arz'ın güneşi vâhiddir, birtekdir" diye hükmeder. Ve her parlak şeyde hatta katrelerde güneşin ışıklı, hararetli aksini müşâhede eden o adam, güneşin ehadiyetini; yani bizzat güneşi sıfatlarıyla "Her şeyin yanındadır ve her şeyin âyine-i kalbindedir" diyebilir.

Aynen öyle de, Rahmân-ı Zülcemâl'in

Âyet-ül Kübra uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir