Âyet-ül Kübra — Sayfa 159
Sual - Cevab
Âyet-ül Kübra kitabının 159. sayfası — Sual - Cevab bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.
İşte, bu insan âlemini bu zulümat içinde gördüğüm anda, kalb ve ruh ve aklımla beraber bütün letâif-i insaniyem, belki bütün zerrât-ı vücûdum feryad ile ağlamağa hazır iken, birden Kur'ân'dan gelen nur ve kuvvet-i îman, o dalâlet gözlüğünü kırdı, kafama bir göz verdi. Gördüm ki: Cenâb-ı Hakk'ın Âdil ismi Hakîm burcunda, Rahman ismi Kerîm burcunda, Rahîm ismi Gafur burcunda yani manasında, Bâis ismi Vâris burcunda, Muhyî ismi Muhsin burcunda, Rab ismi Mâlik burcunda birer güneş gibi tulû ettiler. O karanlıklı ve içinde çok âlemler bulunan insan âleminin umumunu birden ışıklandırdılar, şenlendirdiler. Cehennemî haletleri dağıtıp, nurânî âhiret âleminden pencereler açıp, o perişan insan dünyasına nurlar serptiler. Zerrât-ı kâinat adedince, "Elhamdülillâh, Eşşükrülillâh" dedim. Ve aynelyakîn gördüm ki:
Îmânda mânevî bir Cennet, dalâlette mânevî bir Cehennem bu dünyada da vardır, yakînen bildim.
Sonra Küre-i Arz'ın âlemi göründü. O seyahat-ı hayaliyemde dine itaat etmeyen felsefenin, karanlıklı kavânîn-i ilmiyeleri, hayalime dehşetli bir âlem gösterdi. Yetmiş defa top güllesinden daha süratli hareketiyle, yirmibeş
Âyet-ül Kübra uygulamada, çevrimdışı
Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.
Uygulamayı İndir