Dördüncü Misal

Ene ve Zerre · Sayfa 20

KitapEne ve Zerre
Sayfa20–29
SeviyeAlt başlık

Ene ve Zerre kitabının "Dördüncü Misal" bölümü 20. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Ene ve Zerre.

اَلْوَاحِدُ لاَ يَصْدُرُ عَنْهُ اِلاَّ الْوَاحِدُ

"Birden, bir sudûr eder" yani, "Bir zâttan, bizzât birtek sudûr edebilir. Sâir şeyler, vasıtalar vasıtasıyla ondan sudûr eder." diye Ganiyy-i ale'l-ıtlak ve Kadîr-i Mutlak'ı, âciz vesâite muhtaç göstererek, bütün esbaba ve vesâite, rubûbiyette bir nev'i şirket verip Hàlık-ı Zülcelâl'e, "akl-ı evvel" namında bir mahluku verip, âdeta sâir mülkünü esbâba ve vesâite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirkâlûd ve dalâletpîşe o felsefenin düsturu nerede!.. Hükemânın yüksek kısmı olan İşrâkiyyun böyle haltetseler; Maddiyyûn, Tabiiyyûn gibi aşağı kısımları ne kadar haltedeceklerini kıyas edebilirsin.

Dördüncü Misâl:Nübüvvet'in düstur-u hakîmânesinden

وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

sırrıyla: "Herşeyin, her zîhayatın neticesi, hikmeti, kendine ait bir ise; Sâni'ine ait neticeleri, Fâtır'ına bakan hikmetleri binlerdir. Her bir şeyin, hatta bir meyvenin; bir ağacın meyveleri kadar hikmetleri, neticeleri bulunduğu" mahz-ı hakikât olan düstur-u hikmet nerede! Felsefenin; "Her bir zîhayatın neticesi kendine bakar veyahut insanın menâfiine aittir." diye, koca bir dağ gibi ağaca, hardal gibi bir

Sayfa 21

meyve, bir netice takmak gibi gayet mânasız bir abesiyet içinde gördüğü hikmetsiz hikmet-i müzahrefe düsturları nerede!..

Şu hakikât, Onuncu Söz'ün Onuncu Hakikatı'nda bir derece gösterildiğinden kısa kestik. İşte bu dört misâle, binler misâli kıyas edebilirsin. "Lemaât" namındaki bir risalede bir kısmına işaret etmişiz.

(*): Bu Lemeât Risâlesi, Hz. Üstadımız'ın tensibi ile Sözler Mecmuası'nın nihayetinde dercedilmiştir. Hizmetindeki Talebeleri

İşte, felsefenin şu esasât-ı fâsidesinden ve netâic-i vahîmesindendir ki; İslâm hükemâsından İbn-i Sina ve Fârâbî gibi dâhîler, şa'şaa-i sûrisine meftun olup, o mesleğe aldanıp, o mesleğe girdiklerinden; âdi bir mü'min derecesini ancak kazanabilmişler. Hatta İmâm-ı Gazâlî gibi bir Hüccetü'l-İslâm, onlara o dereceyi de vermemiş.

Hem Mütekellimîn'in mütebahhirîn ulemâsından olan Mu'tezile imamları, zînet-i surîsine meftun olup, o mesleğe ciddî temas ederek, aklı hâkim ittihaz ettiklerinden, ancak fâsık, mübtedî bir mü'min derecesine çıkabilmişler. Hem üdebâ-yı İslâmiye'nin meşhurlarından bedbînlikle mâruf Ebû'l-Alâ-i Maarrî ve

Sayfa 20   Okuyucuda devam et

Ene ve Zerre uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir