Hakikat Nurları — Sayfa 59

Dördüncü Telvih

Hakikat Nurları kitabının 59. sayfası — Dördüncü Telvih bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

münasebettar meşhur zâtlar zannediyorlar. Kendini Hızır telakki eder veya Mehdi itikad eder veya kutb-u âzam tahayyül eder. Eğer hubb-u câha talib enâniyeti yoksa, o halde mahkum olmaz. Onun haddinden fazla davaları, şatahât sayılır. Onunla belki mes'ul olmaz. Eğer enâniyeti perde ardında hubb-u câha müteveccih ise; o zât enâniyete mağlup olup, şükrü bırakıp fahre girse, fahirden git gide gurura sukut eder. Ya divânelik derecesine sukut eder veyahut tarîk-ı haktan sapar. Çünkü büyük evliyâyı, kendi gibi telakki eder, haklarındaki hüsn-ü zannı kırılır. Zira nefis ne kadar mağrur da olsa, kendisi kendi kusurunu derkeder. O büyükleri de kendine kıyas edip, kusurlu tevehhüm eder. Hatta, enbiyalar hakkında da hürmeti noksanlaşır.

İşte bu hâle giriftar olanlar, mîzan-ı şeriatı elde tutmak ve Usûlü'd-din ulemâsının düsturlarını kendine ölçü ittihaz etmek ve İmâm-ı Gazâlî ve İmam-ı Rabbânî gibi muhakkikîn-i evliyânın tâlimatlarını rehber etmek gerektir. Ve daima nefsini ittiham etmektir. Ve kusurdan, acz ve fakrdan başka nefsin eline vermemektir. Bu meşrebdeki şatahât, hubb-u nefisten neşet ediyor. Çünkü muhabbet gözü, kusuru görmez. Nefsine muhabbeti için, o

Hakikat Nurları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir