Hakikat Nurları — Sayfa 60

Dördüncü Telvih

Hakikat Nurları kitabının 60. sayfası — Dördüncü Telvih bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

kusurlu ve liyakatsız bir cam parçası gibi nefsini, bir pırlanta, bir elmas zanneder. Bu nevi içindeki en tehlikeli bir hata şudur ki; kalbine ilhamî bir tarzda gelen cüz'î manaları "Kelâmullah" tahayyül edip, âyet tâbir etmeleridir. Ve onunla, vahyin mertebe-i ulya-yı akdesine bir hürmetsizlik gelir.

Evet, bal arısının ve hayvanatın ilhâmatından tut, tâ avâm-ı nâsın ve havass-ı beşeriyenin ilhâmatına kadar ve avâm-ı melâikenin ilhâmatından, tâ havass-ı kerrûbiyyunun ilhâmatına kadar bütün ilhâmat, bir nevi kelimât-ı Rabbâniye'dir. Fakat mazharların ve makamların kâbiliyetine göre kelâm-ı Rabbânî; yetmiş bin perdede telemmu' eden ayrı ayrı cilve-i hitab-ı Rabbânîdir.

Amma vahiy ve kelâmullahın ism-i hâssı ve onun en bâhir misâl-i müşahhası olan Kur'ân'ın necimlerine ism-i has olan "âyet" namı öyle ilhâmata verilmesi, hata-yı mahzdır. Onikinci ve Yirmibeşinci ve Otuzbirinci Sözler'de beyan ve isbat edildiği gibi, elimizdeki boyalı âyinede görünen küçük ve sönük ve perdeli güneşin misali, semâdaki Güneş'e ne nisbeti varsa; öyle de o müddeilerin kalbindeki ilham dahi, doğrudan doğruya kelâm-ı İlahî olan Kur'ân güneşinin âyetlerine nisbeti, o derecededir.

Hakikat Nurları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir