Hakikat Nurları — Sayfa 99

İkinci Mes'ele-İ Mühimme

Hakikat Nurları kitabının 99. sayfası — İkinci Mes'ele-İ Mühimme bölümü. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; metin aşağıda basılı nüsha görünümüyle.

İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesâitten tecerrüt etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârâne bir şuhûda mazhar ise; vahdetü'l-vücûddan değil, belki vahdetü'ş-şuhûddan neşet eden, ilmî değil, hâlî bir vahdet-i vücûd onun için bir kemâl, bir makam temin edebilir. Hatta, Allah hesabına kâinatı inkâr etmek derecesine gidebilir. Yoksa esbab içinde dalmış ise, maddiyata mütevağğil ise, vahdetü'l-vücûd demesi, kâinat hesabına Allah'ı inkâr etmeye kadar çıkar.

Evet cadde-i kübrâ, sahâbe ve tâbiîn ve asfiyânın caddesidir.

حَقَٓائِقُ اْلاَشْيَٓاءِ ثَابِتَةٌ

cümlesi, onların kaide-i külliyeleridir. Ve Cenab-ı Hakk'ın

لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌ

mazmunu üzere, hiçbir şey ile müşâbeheti yok. Tahayyüz ve tecezzîden münezzehtir. Mevcudatla alâkası, Hâlıkıyet'tir. Ehl-i vahdetü'l-vücûdun dedikleri gibi; mevcudat, evham ve hayâlât değil. Görünen eşya dahi, Cenâb-ı Hakk'ın âsârıdır. "Heme Ost" değil, "Heme Ezost"tur. Yani her şey O değil, belki herşey O'ndandır. Çünkü hâdisât, ayn-ı kadîm olamaz. Şu mes'eleyi iki temsil ile fehme takrib edeceğiz:

Hakikat Nurları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir