Üçüncü Telvih

Hakikat Nurları · Sayfa 52

KitapHakikat Nurları
Sayfa52–54
SeviyeAlt başlık

Hakikat Nurları kitabının "Üçüncü Telvih" bölümü 52. sayfada başlar. Yukarıdaki okuyucu bu sayfadan açılır; bölümün metni aşağıda basılı nüsha görünümüyle verilmiştir. Kitabın tamamı: Hakikat Nurları.

mahrumdurlar. O hâl onlara ünsiyet verip teselli etmez.

İşte böylelerin hakikî tesellisi ve ciddî ünsiyeti ve tatlı zevki; zikir ve fikir vasıtasıyla kalbi işletmek, o ücra köşelerde, o vahşetli dağ ve sıkıntılı derelerde kalbine müteveccih olup, "Allah!" diyerek kalbi ile ünsiyet edip, o ünsiyet ile, etrafında vahşetle ona bakan eşyayı ünsiyetkârâne tebessüm vaziyetinde düşünüp, "Zikrettiğim Hâlık'ımın hadsiz ibâdı her tarafta bulunduğu gibi, bu vahşetgâhımda da çokturlar. Ben yalnız değilim, tevahhuş manasızdır." diyerek, îmânlı bir hayattan ünsiyetli bir zevk alır. Saadet-i hayâtiye manasını anlar, Allah'a şükreder.

ÜÇÜNCÜ TELVİH:Velâyet, bir hüccet-i risâlettir; tarîkat, bir bürhan-ı şeriattır. Çünkü risâletin tebliğ ettiği hakâik-i îmâniyeyi, velâyet bir nevi şuhûd-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakîn derecesinde görür, tasdik eder. Onun tasdiki, risâletin hakkaniyetine kat'î bir hüccettir. Şeriat ders verdiği ahkâmın hakâikini, tarîkat zevkiyle, keşfiyle ve ondan istifâdesiyle ve istifazasıyla o ahkâm-ı şeriatın hak olduğuna ve Hak'tan geldiğine bir bürhan-ı bahirdir.

Sayfa 53

Evet nasıl ki velâyet ve tarîkat, risâlet ve şeriatın hücceti ve delilidir; öyle de İslâmiyetin bir sırr-ı kemâli ve medâr-ı envârı ve insâniyetin İslâmiyet sırrıyla bir mâden-i terakkiyatı ve bir menba-ı tefeyyüzatıdır.

İşte bu sırr-ı azîmin bu derece ehemmiyetiyle beraber, bazı fırak-ı dâlle onun inkârı tarafına gitmişler. Kendileri mahrum kaldıkları o envârdan, başkalarının mahrûmiyetine sebep olmuşlar. En ziyâde medâr-ı teessüf şudur ki: Ehl-i Sünnet ve Cemaat'in bir kısım zâhirî ulemâsı ve Ehl-i Sünnet ve Cemaat'e mensub bir kısım ehl-i siyaset gâfil insanlar, ehl-i tarîkatın içinde gördükleri bazı su-i istimâlâtı ve bir kısım hatîatı bahâne ederek, o hazine-i uzmâyı kapatmak, belki tahrip etmek ve bir nevi âb-ı hayatı dağıtan o kevser menbâını kurutmak için çalışıyorlar. Halbuki eşyada, kusursuz ve her ciheti hayırlı şeyler, meşrebler, meslekler az bulunur. Alâküllihal bazı kusurlar ve sû-i istimâlât olacak. Çünkü ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette sû-i istimâl ederler. Fakat Cenâb-ı Hak âhirette muhasebe-i a'mâl düsturuyla, adalet-i Rabbâniyesini, hasenât ve seyyiâtın muvâzenesiyle gösteriyor. Yani hasenât râcih ve ağır gelse, mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiât râcih gelse cezalandırır, reddeder. Hasenât ve

Sayfa 52   Okuyucuda devam et

Hakikat Nurları uygulamada, çevrimdışı

Çevrimdışı indirme, kilit ekranı kontrolleri ve arka planda kesintisiz dinleme için ücretsiz ve reklamsız 3ondokuz uygulamasını indirin.

Uygulamayı İndir